"GERÇEK SOSYETE GÖZ ÖNÜNDE OLMAYANDIR!"

Benim için çok kıymetli birinden bahsetmek istiyorum sizlere... Kendisi benim hem mesleki, hem de normal büyüğümdü... Merhum Gazeteci-Yazar Leyla Umar. 90'lı yılların sonunda magazin muhabirliğini bırakıp, 2000'li yılların başında mesleğimin cemiyet muhabirliğine sıçradığı dönemlerde kendisiyle tanışma fırsatı buldum. Ne şanslı biriymişim ki; kendisini tanıma, konuşma, aynı ortamda bulunma, hatta aynı etkinliklere birlikte gitme imkanım oldu. Üstelik defalarca. Kendisi tam da ben artık oldum dediğim ya da olduğumu sandığım, magazin muhabirliğinden aklımca bir üst segment yanılgısına kapıldığım cemiyet muhabirliğine terfi ettiğim yıllar çıkmıştı karşıma... 20'li yaşlarımdayım. Ergenlik çağlarımdan kurtulup, bir gencin kendini ispatlamaya çalıştığı dönemlerdeyim... O yıllar piyasada hatrı sayılır bir yeri olan, hala günümüzde meraklılarının deyimiyle "1 numara" diye tabir ettikleri bir cemiyet dergisinin muhabiriyim. Öyle ki; o dönemler diğer dergiler, yahu bu hafta hangi haberi bulupta dergimizde yayınlıyacağız diye düşünürken, bizimkiler bu sayıya, bu kadar haberi nasıl sığdıracağının hesabını yapıyordu, üstelik hepsi özel. İşte kurumumu ve mesleğimi arkama alıp egonun "tavan yaptığı" yıllarda Allah tarafından çıkıverdi Leyla Umar karşıma. Adı aklıma gelmeyen, 20 yıla yakın bir süre önce gerçekleşen bir davetteyiz. Son derece alçakgönüllülükle elini uzattı, ben Leyla Umar dedi. Leyla Umar'ı yakından tanıyanlar; kendisinin bulunduğu ortamın, sosyal yaşantısının, ona sunulan imkanların ve gücünün aksine daha sade, mütevazi ve doğal bir yaşantısı olduğunu bilir. İşte belki tam da benim meslek hayatımda kendime örnek göstereceğim, ibret alacağım an, bu andı. Taraf olmamak ve mesleği kötüye kullanmamak. Sen nerde çalışıyorsun diye sorduğunda, karşımdaki o duruşun karşısında ezilmemek mümkün değildi. O çok övündüğüm dergi sanki davete gelirken yolda kapanmıştı. Tartışma konusu olmaması için isim ve marka belirtmeden bu kısımları hızlı geçiyorum. Kısada olsa yakalamış olduğum samimiyetten asla yüz bulmadan kibarca sordum, "Leyla Hanım siz dünyayı dolaşmış, makaleleriniz onlarca ülkede tercüme edilmeye hak kazanmış birisiniz. Kimlerdir sizin gözünüzden Türkiye ve dünyanın asıl sosyeteleri? Soruyu sorarken her muhabirin üç aşağı sorduğu sorunun cevabını kestirebildiği gibi, kafamda bir kaç aile ismini söylemesini bekliyorum. Ancak beklentimin çok çok ötesinde farklı da olsa, öyle güzel, yerinde ve de düşündürücü cevaplar veriyordu ki; içimden neredeyse söylediği her cümleyi boş bir kağıda yazıp tekrar tekrar okumak geliyordu. Cevap verirken kendisinin o çok beğendiğim içten ve bir o kadar da manidar gülüşü aynı anda geldi; bana göre gerçek sosyete göz önünde olmayandır! Bu sadece çevremizde değil, tüm dünyada böyle. Tabii Leyla Umar'a sorduğum bu soruya ve verdiği cevaba takılanlar mutlaka olacaktır. Oysa vermiş olduğu mesaj çok açık ve netti, anlayana... 

Onunla ilgili yazmak istediğim çok şey var aslında, satırlar yetmez... Ancak şu kadarını yazabilirim; o halktan sadece kalemiyle değil, yaşantısı ve davranışlarıyla da kopmayan biriydi. Geçtiğimiz aylarda ölüm yıldönümü olan değerli büyüğüm Leyla Umar'ı bir kez daha sevgi, saygı ve rahmetle anıyorum. Yazımın 14 Şubat'a denk gelmesi vesilesiyle, Sevgililer Günü'nüzü de ayrıca kutlarım. Barış ve sevgi dolu nice gün hatta günler geçermeniz dileğiyle...
Saygılarımla.

YORUM EKLE

banner87