<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>HABERCHANNEL.COM - Güncel Haberler - Son Dakika Haberleri</title>
    <link>https://www.haberchannel.com</link>
    <description>HABERCHANNEL.COM - Güncel Haberler - Son Dakika Haberleri</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.haberchannel.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 25 Sep 2026 15:10:41 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.haberchannel.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Bakanlığı: "Demans, dünya genelinde 55-57 milyon kişiyi etkiliyor"]]></title>
      <link>https://www.haberchannel.com/saglik-bakanligi-demans-dunya-genelinde-55-57-milyon-kisiyi-etkiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberchannel.com/saglik-bakanligi-demans-dunya-genelinde-55-57-milyon-kisiyi-etkiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, dünya genelinde 55-57 milyon kişide demans olduğunu, yaklaşık her 3 saniyede bir kişide demans geliştiğinin tahmin edildiğini, Alzheimer hastalığı ve demansın, Türkiye'de de halk sağlığını etkileyen önemli sorunların arasında bulunduğunu bildirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı, dünya genelinde 55-57 milyon kişide demans olduğunu, yaklaşık her 3 saniyede bir kişide demans geliştiğinin tahmin edildiğini, Alzheimer hastalığı ve demansın, Türkiye'de de halk sağlığını etkileyen önemli sorunların arasında bulunduğunu bildirdi.</p>

<p>Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, "Alzheimer hastalığı, beyin hücrelerinde zaman içinde meydana gelen hasara bağlı olarak gelişen kronik ve ilerleyici bir rahatsızlıktır. Hastalığın ilerlemesiyle birlikte beyin işlevleri etkilenmekte; bireylerin konuşma, karar verme ve günlük yaşamlarını bağımsız olarak sürdürme becerileri zamanla kaybolabilmektedir. Alzheimer hastalığı, demansın en sık görülen türü olup tüm vakaların yaklaşık yüzde 60-70’ini oluşturmaktadır. Dünya genelinde 55-57 milyon kişide demans olduğu ve yaklaşık her 3 saniyede bir kişide demans geliştiği tahmin edilmektedir. Alzheimer hastalığı ve demans, ülkemizde de halk sağlığını etkileyen önemli sorunlar arasında bulunmaktadır" denildi.</p>

<p><strong>'ZİHNİ AKTİF TUTACAK FAALİYETLER YAPILMALI'</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Alzheimer hastalığı ve demansla ilişkili risk faktörleri arasında aile hastalık geçmişi ve cinsiyet gibi değiştirilemeyen unsurlar yer aldığı belirtilerek, "Bunların yanı sıra yaşam tarzına bağlı oluşabilecek yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, obezite ve tip 2 diyabet; tütün ve tütün ürünleri ile alkol kullanımı, hareketsiz yaşam ve zihinsel olarak pasif olmak gibi değiştirilebilir risk faktörleri de bulunmaktadır. Sağlıklı yaşam alışkanlıklarının benimsenmesi ve risk faktörlerinin azaltılmasıyla hastalığın önlenmesi, geciktirilmesi veya etkilerinin azaltılması mümkün olabilmektedir. Araştırmalar, değiştirilebilir risk faktörlerine yönelik uygun müdahalelerle demans vakalarının yüzde 45’inin geciktirilebileceğini veya önlenebileceğini göstermektedir. Demans ve Alzheimer hastalığından korunmak için; zihni aktif tutacak faaliyetler yapılmalı, günlük yaşamda düzenli fiziksel aktiviteye önem verilmeli, sağlıklı ve dengeli beslenme alışkanlığı kazanılmalı, sosyal ilişkiler ve sosyal yaşam sürdürülmeli, tansiyon, kolesterol ve kan şekeri değerleri düzenli olarak takip edilmelidir" ifadelerine yer verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberchannel.com/saglik-bakanligi-demans-dunya-genelinde-55-57-milyon-kisiyi-etkiliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 11:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberchannelcom.teimg.com/crop/1280x720/haberchannel-com/uploads/2026/09/basliksiz-7-857.png" type="image/jpeg" length="87922"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ceyda Aydoğan Sevinç: ‘Çocukların okul başarısında dengeli beslenme önemli’]]></title>
      <link>https://www.haberchannel.com/ceyda-aydogan-sevinc-cocuklarin-okul-basarisinda-dengeli-beslenme-onemli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberchannel.com/ceyda-aydogan-sevinc-cocuklarin-okul-basarisinda-dengeli-beslenme-onemli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ceyda Aydoğan Sevinç, okula dönüş döneminde çocukların uyku ve beslenme düzeninin yeniden oluşturulması gerektiğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Okula dönüş döneminde çocukların uyku ve beslenme düzeninin yeniden oluşturulması gerektiğini belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ceyda Aydoğan Sevinç, “Öğün ve uyku saatlerini düzenli hale getirin, beslenme çantasını çocuğunuzla birlikte planlayın, paketli ürünlerin tüketimine sınır getirin ve çocuğunuzu yediği miktar üzerinden eleştirmeyin. Dengeli bir kahvaltı, yeterli su tüketimi ve çeşitli beslenme çocukların günlük enerji ve dikkat düzeyini destekler. Ailelerin sağlıklı beslenme konusunda çocuklarına rol model olması büyük önem taşır” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Medical Park TEM Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ceyda Aydoğan Sevinç, okulların açılmasıyla birlikte çocukların uyku, öğün ve hareket düzenlerinin yeniden şekillendiğini belirterek, bu dönemde katı yasaklar yerine dengeli ve sürdürülebilir bir beslenme düzeni oluşturulması gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Okul dönemine geçişte düzenin kademeli olarak oluşturulmasının önemine değinen Uzm. Dr. Sevinç, “Okul açılmadan yaklaşık iki hafta önce uyku ve uyanma saatlerini her gün 15-30 dakika erkene çekmeli, öğünleri de belirli saatlerde bir düzene oturtmalıyız. Akşam yemeğinin çok geç saatlere bırakılmaması, uyumadan hemen önce ağır ve şekerli yiyeceklerin tüketilmemesi önemlidir” şeklinde konuştu.</p>

<p><img height="712" src="https://haberchannelcom.teimg.com/haberchannel-com/uploads/2026/09/c-o-c-u-k-l-a-r-i-n-o-k-u-l-b-a-s-a-r-i-s-i-n-d-a-d-e-n-g-e-l-i-b-e-s-1504620-447610.png" width="400" /></p>

<p><strong>‘UYKU VE BESLENME DÜZENİNİ BİRLİKTE ELE ALMALIYIZ’</strong></p>

<p>Tatil döneminde değişen uyku ve yemek saatlerinin çocukların beslenme alışkanlıklarını da etkileyebildiğini belirten Uzm. Dr. Sevinç, “Tatil döneminde atıştırmalık ve abur cubur tüketimi artabiliyor. Okul başlamadan önce sağlıklı yiyeceklerle düzeni oturtamazsak çocuk okulda daha fazla abur cubura yönelebilir. Yetersiz ve düzensiz uyku da iştahı, besin tercihlerini, dikkat süresini ve duygu durumunu olumsuz etkileyebilir” diye konuştu.</p>

<p><strong>‘KAHVALTIDA PROTEİN VE TAM TAHIL TERCİH EDİLMELİ’</strong></p>

<p>Dengeli bir kahvaltının çocukların güne enerjiyle başlamasına katkı sağladığını aktaran Uzm. Dr. Sevinç, “Şekerli gevrek, çikolatalı ekmek veya hamur işi ağırlıklı kahvaltılar yerine yumurta ve peynir gibi protein kaynakları ile tam tahıllı ekmek, yulaf ve yanında sebze veya meyve tercih edilebilir. Yumurta, peynir, tam tahıllı ekmek ve domatesten oluşan sade bir kahvaltı yeterli ve dengeli bir seçenek olabilir” ifadelerine yer verdi.</p>

<p><strong>‘BESLENME ÇANTASINDA DÖRT TEMEL BİLEŞEN BULUNMALI’</strong></p>

<p>İyi hazırlanmış bir beslenme çantasında protein, kompleks karbonhidrat, sebze veya meyve ve içecek bulunması gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Sevinç, “Peynir, yumurta, yoğurt, ayran veya uygun koşullarda hazırlanmış sandviçler tercih edilebilir. Tam tahıllı ekmek, yulaflı ürünler, mevsim meyveleri ve kolay tüketilebilen sebzeler de beslenme çantasına eklenebilir. İçecek olarak ise öncelikle su tercih edilmelidir” dedi.</p>

<p>Paketli atıştırmalıkların fazla tüketiminin çocuklarda diş çürükleri, kabızlık, fazla kilo ve obezite riskini artırabileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Sevinç, gazlı ve şekerli içeceklerin de sınırlandırılması gerektiğini belirtti.</p>

<p><strong>‘SU TÜKETİMİ İHMAL EDİLMEMELİ’</strong></p>

<p>Çocukların su ihtiyacının yaşa, hava sıcaklığına ve fiziksel aktiviteye göre değiştiğini ifade eden Uzm. Dr. Sevinç, “Yetersiz sıvı alımı baş ağrısı, halsizlik, kabızlık ve dikkat azalmasına neden olabilir. Çocukların yanlarında isimlerinin yazılı olduğu suluklarını taşımaları su içmelerini hatırlatabilir. İdrar renginin açık sarı olması da yeterli sıvı alımının pratik göstergelerinden biridir” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>‘BAĞIŞIKLIK İÇİN ÇEŞİTLİ BESLENME ÖNEMLİ’</strong></p>

<p>Bağışıklığı tek başına güçlendiren mucizevi bir besin olmadığının altını çizen Uzm. Dr. Sevinç, yeterli protein, vitamin ve mineral içeren çeşitli bir beslenmenin önemini vurguladı.</p>

<p>Uzm. Dr. Sevinç, “Yumurta, et, balık, tavuk, süt ürünleri ve kurubaklagillerin yanı sıra farklı renklerde sebze ve meyveler tüketilmelidir. Vitamin ve mineral takviyeleri ise rutin olarak her çocuğa verilmemeli, ihtiyaç halinde çocuk hekiminin önerisiyle kullanılmalıdır” dedi.</p>

<p><strong>‘ÇOCUĞA YASAK KOYMAK YERİNE DOĞRU SEÇİMLERİ ÖĞRETİN’</strong></p>

<p>Okul kantininden alışveriş yapan çocuklara yalnızca neyi almamaları gerektiğinin söylenmemesi gerektiğini belirten Uzm. Dr. Sevinç, “Çocuğa neyi neden tercih etmesi gerektiği öğretilmelidir. Su, ayran, sade süt, taze meyve, yoğurt ve dengeli sandviçler öncelikli seçenekler olabilir” dedi.</p>

<p>Sebze ve meyve tüketimini artırmak için ailelerin örnek olması gerektiğini de belirten Uzm. Dr. Sevinç, çocukların yeni besinleri kabul etmesinin zaman alabileceğini, ancak zorlanmaması gerektiğini söyledi.</p>

<p><strong>‘MÜKEMMEL BESLENME ÇANTASI DEĞİL, SÜRDÜRÜLEBİLİR DÜZEN ÖNEMLİ’</strong></p>

<p>Ailelere sağlıklı beslenmenin bir yaşam alışkanlığı olarak ele alınması gerektiğini hatırlatan Uzm. Dr. Sevinç, “Öğün ve uyku saatlerini düzenli hale getirin, beslenme çantasını çocuğunuzla birlikte planlayın, paketli ürünlerin tüketimine sınır getirin ve yemek sırasında ekran kullanımından kaçının. Çocuğunuzu yediği miktar üzerinden eleştirmeyin veya başka çocuklarla karşılaştırmayın” açıklamasında bulundu.</p>

<p>Uzm. Dr. Sevinç, “En önemlisi, mükemmel bir beslenme çantası hazırlamaya değil, sürdürülebilir bir düzen kurmaya çalışın. Bir öğünde yapılan sağlıksız seçim bütün düzeni bozmaz; önemli olan genel beslenme düzenidir. Büyüme geriliği, hızlı kilo artışı, belirgin iştahsızlık veya ciddi seçici yeme sorunu bulunan çocuklar ise mutlaka çocuk hekimi tarafından değerlendirilmelidir” diyerek sözlerini tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberchannel.com/ceyda-aydogan-sevinc-cocuklarin-okul-basarisinda-dengeli-beslenme-onemli</guid>
      <pubDate>Mon, 14 Sep 2026 11:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberchannelcom.teimg.com/crop/1280x720/haberchannel-com/uploads/2026/09/basliksiz-3-862.png" type="image/jpeg" length="33933"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Araştırma: "Göz çevresindeki sarı lekeler kalp krizi ve felç habercisi olabilir"]]></title>
      <link>https://www.haberchannel.com/arastirma-goz-cevresindeki-sari-lekeler-kalp-krizi-ve-felc-habercisi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberchannel.com/arastirma-goz-cevresindeki-sari-lekeler-kalp-krizi-ve-felc-habercisi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni bir araştırma, göz kapakları ve çevresinde oluşan sarı renkli yağ bezelerinin, kalp krizi ile inme gibi ölümcül dolaşım sistemi hastalıklarının erken uyarı işareti olabileceğini gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yeni bir araştırma, göz kapakları ve çevresinde oluşan sarı renkli yağ bezelerinin, kalp krizi ile inme gibi ölümcül dolaşım sistemi hastalıklarının erken uyarı işareti olabileceğini gösterdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ABD'deki Stanford Üniversitesi tarafından yürütülen uluslararası bir çalışma kapsamında, kolesterol ve yağ birikimi sonucu göz çevresinde sarı plaklar oluşan yaklaşık 18 bin hasta ile sağlıklı bireylerin verileri karşılaştırıldı. İncelemeler sonucunda, göz çevresinde leke bulunan bireylerde kalp krizi, inme ve geçici iskemik atak geçirme riskinin, bu lezyonlara sahip olmayan kişilere kıyasla yaklaşık üç kat daha fazla olduğu belirlendi.</p>

<p><img alt="A R A S T I R M A G O Z C E V R E S I N D E K I S A R I L E K E L E R 1504168 447476" class="detail-photo img-fluid" height="367" src="https://haberchannelcom.teimg.com/haberchannel-com/uploads/2026/09/a-r-a-s-t-i-r-m-a-g-o-z-c-e-v-r-e-s-i-n-d-e-k-i-s-a-r-i-l-e-k-e-l-e-r-1504168-447476.png" width="550" /></p>

<p><strong>‘ESTETİK BİR SORUN DEĞİL, ERKEN UYARI İŞARETİ’</strong></p>

<p>Araştırmacılar, bu plakların kandaki yağ oranından bağımsız olarak da risk taşıdığına dikkat çekti. Göz kapaklarındaki yağ bezelerinin doğrudan kalp krizine yol açmadığını ancak damar sertleşmesinin sessiz bir göstergesi olduğunu kaydeden uzmanlar, hastaların bu durumu genellikle yalnızca estetik bir problem olarak gördüğünü vurguladı.</p>

<p>Bilim insanları, göz çevresinde sarı lekeler fark eden kişilerin dermatologların yanı sıra birincil sağlık kuruluşlarında erken dönemde kardiyovasküler taramadan geçmesi ve tansiyon ile yaşam tarzı kontrollerinin başlatılması gerektiği uyarısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberchannel.com/arastirma-goz-cevresindeki-sari-lekeler-kalp-krizi-ve-felc-habercisi-olabilir</guid>
      <pubDate>Sun, 13 Sep 2026 19:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberchannelcom.teimg.com/crop/1280x720/haberchannel-com/uploads/2026/09/basliksiz-22-469.png" type="image/jpeg" length="92123"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Araştırma: "En ölümcül beyin kanserinde zayıf nokta keşfedildi"]]></title>
      <link>https://www.haberchannel.com/arastirma-en-olumcul-beyin-kanserinde-zayif-nokta-kesfedildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberchannel.com/arastirma-en-olumcul-beyin-kanserinde-zayif-nokta-kesfedildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uluslararası bir çalışmada, kemoterapi ve radyasyona karşı yüksek direnç gösteren ölümcül beyin tümörü glioblastomanın savunma kalkanına yönelik önemli bir bulguya ulaşıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD'de yürütülen yeni bir araştırma, en ölümcül ve dirençli beyin tümörlerinden glioblastomada kritik bir proteinin engellenmesiyle kanser hücrelerinin savunma mekanizmasının çökertildiğini gösterdi.</p>

<p>Uluslararası bir çalışmada, kemoterapi ve radyasyona karşı yüksek direnç gösteren ölümcül beyin tümörü glioblastomanın savunma kalkanına yönelik önemli bir bulguya ulaşıldı. Ohio Eyalet Üniversitesi Kanser Merkezi araştırmacıları, tümörün hayatta kalmasını sağlayan mekanizmaları inceleyerek kanser hücrelerini zayıflatan biyolojik bir hedef tespit etti. Laboratuvar ve hayvan modellerinde yürütülen deneylerde, kanser hücrelerinin büyümesini ve tedaviden sonra toparlanmasını kontrol eden 'PP2A' adlı enzimi baskılayan 'SET' proteini incelendi. Araştırmacılar, bu proteinin bloke edilmesiyle tümör oluşumunun engellendiğini ve geride kalan kanser hücrelerinin radyasyon tedavisine karşı son derece savunmasız kaldığını saptadı.</p>

<p><img height="400" src="https://haberchannelcom.teimg.com/haberchannel-com/uploads/2026/09/a-r-a-s-t-i-r-m-a-e-n-o-l-u-m-c-u-l-b-e-y-i-n-k-a-n-s-e-r-i-n-d-e-z-1494546-444624.png" width="500" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>‘RADYOTERAPİ VE KEMOTERAPİNİN ETKİSİNİ KATLAYABİLİR’</strong></p>

<p>Araştırmanın yazarı ve radyasyon onkolojisi uzmanı Dr. Arnab Chakravarti konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Glioblastoma uyum sağlama ve hayatta kalma yeteneği nedeniyle tedavisi en zor kanserlerden biridir. Bulgularımız, ‘PP2A’ enziminin yeniden aktif hale getirilmesinin kanser hücrelerinin direnç mekanizmasını kırdığını gösteriyor. Bu adım, mevcut radyoterapi ve kemoterapinin hastalar üzerinde çok daha etkili olmasını sağlayabilir" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Uzmanlar, söz konusu yöntemin henüz klinik öncesi aşamada olduğunu ve insanlar üzerindeki güvenlik ile etkinlik testlerinin yapılacağını bildirdi. Araştırma ekibi, hedefe yönelik yeni ilaç kombinasyonlarının geliştirilmesiyle glioblastoma hastalarının hayatta kalma sürelerinin uzatılabileceğini kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM-TEKNOLOJİ, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberchannel.com/arastirma-en-olumcul-beyin-kanserinde-zayif-nokta-kesfedildi</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 11:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberchannelcom.teimg.com/crop/1280x720/haberchannel-com/uploads/2026/09/basliksiz-6-855.png" type="image/jpeg" length="28382"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Beyinde kronik ağrıyı baskılayan 'fren' mekanizması keşfedildi]]></title>
      <link>https://www.haberchannel.com/beyinde-kronik-agriyi-baskilayan-fren-mekanizmasi-kesfedildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberchannel.com/beyinde-kronik-agriyi-baskilayan-fren-mekanizmasi-kesfedildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yapılan uluslararası bir çalışmada, sinir hasarından kaynaklanan kronik nöropatik ağrıların beyindeki mekanizması aydınlatıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD'de yürütülen yeni bir araştırma, beyin sapında yer alan özel reseptörlerin kronik nöropatik ağrıyı dindiren biyolojik bir fren işlevi gördüğünü gösterdi.</p>

<p>Yapılan uluslararası bir çalışmada, sinir hasarından kaynaklanan kronik nöropatik ağrıların beyindeki mekanizması aydınlatıldı. ABD'deki St. Louis Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi araştırmacıları, beynin stres ve uyanıklık merkezi olarak bilinen 'lokus seruleus' bölgesinde ağrı iletimini engelleyen yeni bir mekanizma keşfetti.</p>

<p>Fareler üzerinde yapılan deneylerde, sinir hasarının söz konusu bölgedeki hücreleri aşırı uyararak kronik ağrıyı sürekli kıldığı saptandı. Araştırmacılar, beyin hücrelerinin yüzeyinde bulunan ‘mu-opioid’ reseptörleri işlevsiz kaldığında ağrı ve temas hassasiyetinin yükseldiğini belirledi. Aynı reseptörlerin tekrar aktive edilmesiyle birlikte kronik ağrı semptomlarının tamamen gerilediği kaydedildi.</p>

<p><img height="367" src="https://haberchannelcom.teimg.com/haberchannel-com/uploads/2026/09/b-e-y-i-n-d-e-k-r-o-n-i-k-a-g-r-i-y-i-b-a-s-k-i-l-a-y-a-n-f-r-e-n-1493722-444356.png" width="550" /></p>

<p><strong>‘AĞRI KESİCİLERİN BAĞIMLILIK RİSKİNİ ORTADAN KALDIRABİLİR’</strong></p>

<p>Milyonlarca kişinin diyabet, enfeksiyon ya da sinir sıkışmasına bağlı kronik nöropatik ağrılar çektiğini ve mevcut tedavilerin yetersiz kaldığını vurgulayan araştırmanın başyazarı Doç. Dr. Jordan McCall, “Morfin ve fentanil gibi geleneksel opioidler tüm vücuda yayılarak ciddi bağımlılık ve tolerans sorunlarına yol açıyor. Beyindeki bu reseptörlerin bir kapı bekçisi işlevi gördüğünün anlaşılması, doğrudan hedefe odaklanan ve yan etki barındırmayan yeni nesil tedavilerin geliştirilmesini sağlayabilir” ifadelerine yer verdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmacılar, sinir sisteminin genel işleyişini etkilemeden ‘lokus seruleus' bölgesindeki reseptörlere odaklanan yeni moleküler tedaviler geliştirmeye çalışıyor. Uzmanlara göre bu yöntem, kronik ağrı yönetiminde daha etkili ve güvenli tedavilerin önünü açabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM-TEKNOLOJİ, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberchannel.com/beyinde-kronik-agriyi-baskilayan-fren-mekanizmasi-kesfedildi</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 11:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberchannelcom.teimg.com/crop/1280x720/haberchannel-com/uploads/2026/09/basliksiz-5-857.png" type="image/jpeg" length="71619"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Araştırma: "Uzun süre oturmak kanserden ölüm riskini yüzde 9 artırıyor"]]></title>
      <link>https://www.haberchannel.com/arastirma-uzun-sure-oturmak-kanserden-olum-riskini-yuzde-9-artiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberchannel.com/arastirma-uzun-sure-oturmak-kanserden-olum-riskini-yuzde-9-artiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiltere'de 91 binden fazla kişinin verileriyle yapılan yeni bir araştırma, uzun süre hareketsiz oturmanın her saatinin, kanserden ölüm riskini yüzde 9 oranında artırdığını gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İngiltere'de 91 binden fazla kişinin verileriyle yapılan yeni bir araştırma, uzun süre hareketsiz oturmanın her saatinin, kanserden ölüm riskini yüzde 9 oranında artırdığını gösterdi.</p>

<p>İskoçya'daki Glasgow Üniversitesi araştırmacılarının yürüttüğü bir çalışmada, UK Biobank veri tabanında yer alan 91 binden fazla yetişkinin bir haftalık hareket takip cihazı kayıtları yaklaşık 12 yıl boyunca izlendi. Elde edilen bulgularda en az yarım saat boyunca hareket etmeden oturulan her fazladan saatin, kanserden ölüm riskini yüzde 9 arttırdığı tespit edildi.</p>

<p><strong>‘6 KANSER TÜRÜYLE DOĞRUDAN İLİŞKİLİ’</strong></p>

<p>Yapılan çalışmada, uzun süre aralıksız oturmanın, genel kanser vakalarının yanı sıra karaciğer, böbrek, pankreas, kalın bağırsak, meme ve tiroid gibi obezite ile tip-2 diyabet bağlantılı kanser türlerini doğrudan tetiklediği ortaya kondu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="396" src="https://haberchannelcom.teimg.com/haberchannel-com/uploads/2026/09/a-r-a-s-t-i-r-m-a-u-z-u-n-s-u-r-e-o-t-u-r-m-a-k-k-a-n-s-e-r-d-e-n-o-1489333-443112.jpg" width="504" /></p>

<p><strong>‘GÜNDE 1 SAATLİK HAFİF HAREKET ÖLÜM RİSKİNİ YÜZDE 12 AZALTIYOR’</strong></p>

<p>Araştırmacılar, uzun süreli oturma dönemlerinin hafif hareketlerle bölünmesinin kanser riskini azaltabileceğini belirledi. Bulgulara göre, günde bir saatlik oturma süresinin hafif düzeyde fiziksel aktiviteyle değiştirilmesi, kanserden ölüm riskini yüzde 12 oranında azaltabiliyor.</p>

<p>Glasgow Üniversitesi'nden araştırmanın başyazarı Dr. Frederick Ho konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Mevcut sağlık rehberleri genellikle orta veya yüksek yoğunluklu egzersizlere odaklanıyor. Ancak bulgularımız, oturma süresini hafif hareketlerle bölmenin bile metabolik dengeleri korumada ve kanser riskini azaltmada hayati önem taşıdığını gösteriyor" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Çalışmanın gözlemsel verilere dayandığını vurgulayan uzmanlar, özellikle masa başı çalışanların uzun süre hareketsiz kalmamak için gün içinde kısa yürüyüşler yapmasını ve hafif hareketlerle oturma sürelerini bölmesini önerdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberchannel.com/arastirma-uzun-sure-oturmak-kanserden-olum-riskini-yuzde-9-artiriyor</guid>
      <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 12:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberchannelcom.teimg.com/crop/1280x720/haberchannel-com/uploads/2026/09/basliksiz-12-777.png" type="image/jpeg" length="42830"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Araştırma: "Bilim insanları kafatasının içinde gizlenen yeni bir organ keşfetti"]]></title>
      <link>https://www.haberchannel.com/arastirma-bilim-insanlari-kafatasinin-icinde-gizlenen-yeni-bir-organ-kesfetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberchannel.com/arastirma-bilim-insanlari-kafatasinin-icinde-gizlenen-yeni-bir-organ-kesfetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD'deki St. Louis Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi araştırmacıları, kafatası kemiği iliğinde beyne özgü bağışıklık hücrelerinin eğitildiği ve doğrudan beyin tümörleriyle savaşan yeni bir organ benzeri yapı tespit etti]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yeni bir araştırma, kafatası kemiği iliğinde beyin tümörlerine karşı ilk savunma hattı olarak görev yapan ve daha önce bilinmeyen yeni bir bağışıklık yapısının keşfedildiğini gösterdi.</p>

<p>ABD'deki St. Louis Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi araştırmacıları, kafatası kemiği iliğinde beyne özgü bağışıklık hücrelerinin eğitildiği ve doğrudan beyin tümörleriyle savaşan yeni bir organ benzeri yapı tespit etti. Bu yapının beyin kanseriyle ilk evrelerde mücadele etmek için bir 'güvenlik merkezi’ gibi çalıştığı belirlendi. Yapılan deneylerde, bağışıklık hücrelerinin bu merkezlerde eğitilerek vücudun diğer bölgelerine ihtiyaç duymadan doğrudan beyindeki tehditlere karşı savunmaya geçtiği ortaya kondu.</p>

<p><img height="308" src="https://haberchannelcom.teimg.com/haberchannel-com/uploads/2026/09/a-r-a-s-t-i-r-m-a-b-i-l-i-m-i-n-s-a-n-l-a-r-i-k-a-f-a-t-a-s-i-n-i-n-i-1487432-442549.png" width="550" /></p>

<p><strong>‘BEYİN KANSERİ TEDAVİSİNDE ÇIĞIR AÇABİLİR’</strong></p>

<p>Araştırmacılar, söz konusu yapıların özellikle ölümcül bir beyin tümörü türü olan ‘glioblastoma’ karşı kritik bir rol oynadığını tespit etti. Kafatası altındaki bu bağışıklık odakları güçlendirilen farelerin tümörlerle çok daha etkili savaştığı ve hayatta kalma sürelerinin önemli ölçüde uzadığı aktarıldı.</p>

<p>Çalışmanın başyazarı Prof. Dr. Jonathan Kipnis, bulgulara ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Kafatası kemik iliği yalnızca koruyucu bir iskeletten ibaret değil; beyne özel bağışıklık tepkilerinin yönetildiği daha önce bilinmeyen merkezlere ev sahipliği yapıyor. Bu yapıların varlığı, nörolojik hastalıklar ve beyin tümörlerinin tedavisinde tamamen yeni kapılar aralayabilir” ifadelerine yer verdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="366" src="https://haberchannelcom.teimg.com/haberchannel-com/uploads/2026/09/a-r-a-s-t-i-r-m-a-b-i-l-i-m-i-n-s-a-n-l-a-r-i-k-a-f-a-t-a-s-i-n-i-n-i-1487431-442549.png" width="550" /></p>

<p><strong>‘ALZHEIMER VE PARKINSON İÇİN YENİ UMUT’</strong></p>

<p>Uzmanlar, söz konusu yapıların insan kafatasında da bulunduğuna dair güçlü işaretler olduğunu vurguladı. Mevcut bulguların cerrahi müdahaleye gerek kalmadan kafa derisi altına uygulanacak jellerle bağışıklığı güçlendirme potansiyeli taşıdığı kaydedildi.</p>

<p>Keşfin yalnızca kanser değil; Alzheimer, Parkinson ve şizofreni gibi bağışıklık bileşeni barındıran birçok nörolojik hastalığın tedavisinde de yeni protokollerin geliştirilmesine öncülük edebileceği bildirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM-TEKNOLOJİ, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberchannel.com/arastirma-bilim-insanlari-kafatasinin-icinde-gizlenen-yeni-bir-organ-kesfetti</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 12:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberchannelcom.teimg.com/crop/1280x720/haberchannel-com/uploads/2026/09/basliksiz-12-776.png" type="image/jpeg" length="44685"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Araştırma: "Derin uyku Alzheimer’ı yavaşlatıyor"]]></title>
      <link>https://www.haberchannel.com/arastirma-derin-uyku-alzheimeri-yavaslatiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberchannel.com/arastirma-derin-uyku-alzheimeri-yavaslatiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uluslararası bir araştırma ekibi, hafif ve orta evre Alzheimer teşhisi konmuş 60 yaş ile üzerindeki 60 katılımcının gece boyunca beyin dalgalarını ve uyku döngülerini izledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yeni bir araştırma, derin uykudaki beyin dalgalarının Alzheimer hastalığının ilerlemesine karşı koruma sağlayabileceğini gösterdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uluslararası bir araştırma ekibi, hafif ve orta evre Alzheimer teşhisi konmuş 60 yaş ile üzerindeki 60 katılımcının gece boyunca beyin dalgalarını ve uyku döngülerini izledi. Ertesi sabah katılımcılardan alınan beyin omurilik sıvısı örneklerini inceleyen bilim insanları, uyku-uyanıklık dengesini düzenleyen ve 'oreksin' adı verilen kimyasal iletici seviyelerini analiz etti. Katılımcıların bilişsel durumları ise üç yıl boyunca takip edildi.</p>

<p><strong>‘DERİN UYKU SİNYALLERİ HASTALIĞIN SEYRİNİ YAVAŞLATABİLİR’</strong></p>

<p>Elde edilen bulgular, beyin omurilik sıvısında yüksek düzeyde ‘oreksin’ bulunan hastalarda Alzheimer belirtilerinin üç yıl içinde daha hızlı kötüleştiğini gösterdi. Ancak derin uyku evresinde (NREM) hafızayı güçlendiren ve yavaş salınımlı beyin dalgaları daha güçlü olan hastalarda, yüksek ‘oreksin’ seviyesine rağmen hastalığın ilerleyişinin çok daha yavaş olduğu tespit edildi.</p>

<p><img height="282" src="https://haberchannelcom.teimg.com/haberchannel-com/uploads/2026/09/a-r-a-s-t-i-r-m-a-d-e-r-i-n-u-y-k-u-a-l-z-h-e-i-m-e-r-i-y-a-v-a-s-l-1486404-442214.png" width="500" /></p>

<p><strong>‘YENİ TEDAVİ YÖNTEMLERİNE IŞIK TUTABİLİR’</strong></p>

<p>Uzmanlar, derin uyku kalitesini artıran ve ‘oreksin’ seviyesini dengeleyen yaklaşımların, Alzheimer hastalarında hafıza kaybına yol açan toksik proteinlerin (amiloid ve tau) beyinden temizlenmesine yardımcı olabileceğini belirtti.</p>

<p>Kadın hastalardaki ‘oreksin’ oranının erkeklere kıyasla belirgin şekilde daha yüksek çıktığı kaydedilen araştırmada, uyku kalitesini artırmaya ve ‘oreksin’ seviyesini dengelemeye yönelik tedavilerin Alzheimer sürecini yavaşlatmada yeni bir kapı aralayabileceği ifade edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM-TEKNOLOJİ, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberchannel.com/arastirma-derin-uyku-alzheimeri-yavaslatiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 12:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberchannelcom.teimg.com/crop/1280x720/haberchannel-com/uploads/2026/09/basliksiz-11-798.png" type="image/jpeg" length="43279"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Işıkhan: "1’i yerli üretim 3 ilacı geri ödeme kapsamımıza aldık"]]></title>
      <link>https://www.haberchannel.com/bakan-isikhan-1i-yerli-uretim-3-ilaci-geri-odeme-kapsamimiza-aldik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberchannel.com/bakan-isikhan-1i-yerli-uretim-3-ilaci-geri-odeme-kapsamimiza-aldik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Sağlık Uygulama Tebliği’nde (SUT) yapılan yeni düzenlemelerle 1’i yerli üretim 3 ilacın geri ödeme kapsamına alındığını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Sağlık Uygulama Tebliği’nde (SUT) yapılan yeni düzenlemelerle 1’i yerli üretim 3 ilacın geri ödeme kapsamına alındığını açıkladı.</p>

<p>Bakan Işıkhan, sanal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmaya devam ediyoruz. Sosyal Güvenlik Kurumu aracılığıyla Sağlık Uygulama Tebliği’nde yaptığımız yeni düzenlemeler; 2 adet Hemofili B ilacı ve 1 adet kanser ilacı olmak üzere 1’i yerli üretim 3 ilacı geri ödeme kapsamımıza aldık. Eczanelerde üretilen majistral ilaçlarda kurumumuzca ödenen tutarı yüzde 40 oranında artırdık.</p>

<p><img height="550" src="https://haberchannelcom.teimg.com/haberchannel-com/uploads/2026/08/b-a-k-a-n-i-s-i-k-h-a-n-1-i-y-e-r-l-i-u-r-e-t-i-m-3-i-l-a-c-i-1479127-440165.png" width="550" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çocuk cerrahisinde uygulanan işlemlerin kapsamını genişlettik. Kemik iliği nakli süreçlerinde önemli iyileştirmeleri hayata geçirdik. Kemik iliği nakli bekleyen hastalarımız için uygun verici bulunmasına yönelik tarama süreçlerini güncelledik, tedavi ve ilaç uygulamalarına ilişkin düzenlemeler yaptık. Hastalarımıza acil şifalar temenni ediyor, hayırlı olmasını diliyorum" ifadelerine yer verdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberchannel.com/bakan-isikhan-1i-yerli-uretim-3-ilaci-geri-odeme-kapsamimiza-aldik</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 12:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberchannelcom.teimg.com/crop/1280x720/haberchannel-com/uploads/2026/08/basliksiz-3-847.png" type="image/jpeg" length="57838"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından ilaçla kontrol altına alınamayan polen ve arı alerjisine karşı 'aşı' önerisi]]></title>
      <link>https://www.haberchannel.com/uzmanindan-ilacla-kontrol-altina-alinamayan-polen-ve-ari-alerjisine-karsi-asi-onerisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberchannel.com/uzmanindan-ilacla-kontrol-altina-alinamayan-polen-ve-ari-alerjisine-karsi-asi-onerisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Alerji ve Klinik İmmünoloji Uzmanı Dr. Berna Uzunoğlu, ilaç tedavisiyle kontrol altına alınamayan polen, ev tozu, evcil hayvan ve arı alerjilerinde uygulanan alerjen immünoterapisi (alerji aşısı) tedavisinin hayat kurtarıcı bir yöntem olduğunu belirtip, çocukların yaşam kalitesini önemli ölçüde artırdığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Alerji ve Klinik İmmünoloji Uzmanı Dr. Berna Uzunoğlu, ilaç tedavisiyle kontrol altına alınamayan polen, ev tozu, evcil hayvan ve arı alerjilerinde uygulanan alerjen immünoterapisi (alerji aşısı) tedavisinin hayat kurtarıcı bir yöntem olduğunu belirtip, çocukların yaşam kalitesini önemli ölçüde artırdığını söyledi.</p>

<p>SBÜ İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Alerji ve Klinik İmmünoloji Uzmanı Dr. Berna Uzunoğlu, bahar ve yaz aylarında artan polen ve arı alerjilerine karşı uygulanan alerjen immünoterapisi (alerji aşısı), uygun hastalarda başarılı sonuçlar verdiğini söyledi. Uzm. Dr. Uzunoğlu, ilaç tedavisiyle kontrol altına alınamayan polen, ev tozu, evcil hayvan ve arı alerjilerinde uygulanan tedavinin çocukların yaşam kalitesini önemli ölçüde artırdığını ifade etti.</p>

<p><strong>'BAŞARILI SONUÇLAR ALDIĞIMIZ BİR YÖNTEM'</strong></p>

<p>Özellikle arı alerjisinde immünoterapinin hayat kurtarıcı bir yöntem olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Berna Uzunoğlu, "Bahar ve yaz aylarında çocukların açık havadaki aktiviteleri artıyor. Bu nedenle hem polenlere hem de arı sokmasında ortaya çıkan alerjen vakaları da artıyor. Polen alerjisi, hastalarımızda peş peşe tekrar eden hapşırma, burun kaşıntısı, burun akıntısı, burun tıkanıklığı, gözlerde yaşarma, kızarma ve sulanma şikayetleriyle giden ve bazı çocuklarımızın hayat kalitesini, uyku düzenini, okul başarısını ciddi ölçüde etkileyen bir hastalıktır. İlaç tedavileri ve korunma önlemleri ile şikayetlerinde gerileme olmayan hastalarımıza alerji aşılarını önerebiliyoruz. Uygun hastalara, seçilmiş preparatlarla, uygun dozlarla uygulayabildiğimiz bu tedavi, hastalarımızın ilaç tedavisinden fayda görmediği durumlarda gayet başarılı sonuçlar aldığımız bir yöntem" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>'MEŞAKKATLİ VE UZUN SÜREN BİR TEDAVİ'</strong></p>

<p>'Alerjen immünoterapi' denilen ve halk arasında alerji aşısı olarak bilinen bu tedavi yönteminde hastaların duyarlı olduğu alerjeni çok düşük dozlarda hastalara enjekte ettiklerini belirten Uzm. Dr. Uzunoğlu, "Böylelikle vücutlarının bağışıklık sistemlerinin artık bu alerjene aldırmamasını öğretiyoruz. Oldukça meşakkatli ve uzun süren bir tedavi, en az 3 yıl sürüyor. Bu tedavi aslında yüz yılı aşkın bir süredir uygulanmakta. Hastamıza aşı tedavisine başlamamızda bir engel yoksa genelde deri altına uygulanan enjeksiyonlar yöntemiyle ayda bir uyguluyoruz. Çoğu zaman özellikle 'alerjik rinit' dediğimiz saman nezlesi, enfeksiyon durumlarıyla karıştırılabiliyor. Sadece polen alerjilerine karşı uygulanan bir tedavi değil. Ev tozu akarlarına, kedi köpek gibi evcil hayvan alerjilerine, arı alerjilerine karşı da immünoterapi yani alerji aşıları uygulamaktayız" şeklinde konuştu.</p>

<p><img height="450" src="https://haberchannelcom.teimg.com/haberchannel-com/uploads/2026/07/u-z-m-a-n-i-n-d-a-n-i-l-a-c-l-a-k-o-n-t-r-o-l-a-l-t-i-n-a-a-l-i-n-a-m-a-1430267-425096.png" width="600" /></p>

<p><strong>'ARI ALERJİLERİNİN AŞISI HAYATİ ÖNEM TAŞIYAN BİR TEDAVİ YÖNTEMİ'</strong></p>

<p>Dr. Uzunoğlu, arı sokması sonrasında sadece bölgede şişlik, kızarıklık gibi lokal reaksiyonlar değil, bazen tüm vücutta yaygın kızarıklık, hastanın yüzünde, gözünde şişme, boğazda takılma hissi, nefes darlığı, bazen baygınlık, hipotansiyon gibi ciddi reaksiyonların oluşabildiğine dikkati çekti. Arı sokması ike yaygın belirtileri olan hastalara mutlaka bir alerji ve immünoloji doktoruna başvurmalarını öneren Uzm. Dr. Berna Uzunoğlu, "Çünkü arı alerjilerinin aşısı hayati önem taşıyan bir tedavi yöntemi. Arı sokan hastalarımızda, arının soktuğu zamanki yaşanan reaksiyonlar dışında, 'Ben acaba bir daha arı tarafından sokulur muyum? Bir daha aynı şeyleri yaşayabilir miyim?' diye ciddi bir anksiyete ve günlük yaşam aktivitelerinde kısıtlanmalar görmekteyiz. Hastanemizde halk arasında tüylü arı olarak bilinen bal arıları ve sarı arı olarak bilinen yaban arılarına karşı alerji tedavileri uygulanmakta. Arı alerjilerinde aşı tedavisi uygulanırken, diğer aşı tedavilerinde olduğu gibi oldukça deneyimli bir ekip, eğitimli hemşire ekibi ve olası bir yan etkiye karşı anında hızlıca müdahale edilebilecek ekipman ve donanıma sahip bir hastanede, alerji ve immünoloji uzmanlarının olduğu bir yerde yapılması önem teşkil etmektedir" dedi.</p>

<p>'<strong>AŞIDAN SONRA İSTEDİĞİM GİBİ DIŞARI ÇIKABİLİYORUM'</strong></p>

<p>Polen alerjisi olan ve tedavi süreci devam eden Emir Yanar (12), "Aşı olmadan önce ilkbahar ve yaz aylarında dışarı çıktığımda gözlerim yaşarıyordu. Ağaçların olduğu bölgelere gidemiyor, bazen parklarda bile oynayamıyordum. Sabah uyandığımda gözlerim çok kaşınıyordu. Bütün arkadaşlarım dışarıda oyun oynarken ben evde tek başıma kalıyordum. Sadece televizyon izleyebiliyor ya da telefonla vakit geçirebiliyordum. Tek başıma kaldığım için de çok sıkılıyordum. Ama aşıdan sonra sıkıntılarım yavaş yavaş azalmaya başladı. Artık istediğim gibi dışarı çıkabiliyorum. Bisiklet sürüyorum, top oynuyorum, arkadaşlarımla buluşuyorum. Bahçeli yerlere de rahatça gidebiliyorum" diye konuştu.</p>

<p><strong>'NEZLE SANIYORDUK MEĞER POLEN ALERJİSİ VARMIŞ'</strong></p>

<p>Emin Yanar (44) da oğlu Emir'in yaklaşık 4 yıl boyunca şikayetleri çok ağır olduğuna dikkat çekip, şunları söyledi: "Her yıl farklı doktora gittik, ilkbahar ve yaz aylarında yaşadığı şikayetleri hep grip, nezle ya da soğuk algınlığı sanıyorduk. Bazen çok koşturduğu, terlediği ya da dondurma yediği için hasta olduğunu düşünüyorduk. Ancak bu tedaviyle özellikle bu yıl çok rahat ettik. Meğer polen alerjisiymiş. Gözlerinde akıntı oluyordu, burnu akıyordu. Nefes alırken ve konuşurken doluluk hissi vardı, ses tonu bile değişiyordu. Rahatsız olduğu için bir yere gidemiyorduk. Sürekli evde kalıyorduk. Ancak 'alerjen immünoterapi' tedavisi ile bu yıl tatile gidebildik.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberchannel.com/uzmanindan-ilacla-kontrol-altina-alinamayan-polen-ve-ari-alerjisine-karsi-asi-onerisi</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 15:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberchannelcom.teimg.com/crop/1280x720/haberchannel-com/uploads/2026/07/basliksiz-25-316.png" type="image/jpeg" length="49550"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[‘Et benleri metabolik hastalıkların habercisi olabilir’]]></title>
      <link>https://www.haberchannel.com/et-benleri-metabolik-hastaliklarin-habercisi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberchannel.com/et-benleri-metabolik-hastaliklarin-habercisi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dermatoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kadir Kaya, ET benlerinin yalnızca kozmetik bir problem olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ET benlerinin yalnızca kozmetik bir problem olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çeken Dermatoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kadir Kaya, "Et benleri doğrudan kalp krizine neden olmaz ancak insülin direnci, diyabet ve kalp-damar hastalıkları açısından önemli bir uyarı işareti olabilir. Özellikle kısa sürede sayıları artıyorsa altta yatan metabolik hastalıklar yönünden mutlaka değerlendirilmelidir" dedi.</p>

<p>Toplumda ‘et beni’ olarak bilinen oluşumlar çoğu zaman estetik kaygı nedeniyle önemseniyor. Ancak son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar, özellikle sayısı hızla artan et benlerinin insülin direnci, diyabet ve kalp-damar hastalıkları gibi metabolik sorunlarla ilişkili olabileceğini ortaya koyuyor. İstinye Üniversitesi Medical Park Gaziosmanpaşa’dan Dermatoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Kadir Kaya, et benlerinin neden oluştuğunu, hangi durumlarda önemsenmesi gerektiğini ve tedavi yöntemlerini anlattı.</p>

<p>Et benlerinin tıbbi olarak 'akrokordon' veya 'fibroepitelyal polip' olarak adlandırılan tamamen iyi huylu deri oluşumları olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Kaya, "Genetik yatkınlık, ilerleyen yaş ve sürtünme en önemli nedenler arasında yer alsa da günümüzde metabolik ve hormonal faktörlerin de et beni oluşumunda önemli rol oynadığı biliniyor. Özellikle boyun ve koltuk altı gibi bölgelerde çok sayıda et beni bulunan kişiler metabolik hastalıklar açısından değerlendirilmelidir" diye konuştu.</p>

<p><strong>‘KALP KRİZİNİN NEDENİ DEĞİL, RİSKİN GÖSTERGESİ OLABİLİR’</strong></p>

<p>Et benlerinin doğrudan kalp krizine yol açmadığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Kaya, "Bilimsel çalışmalar, çok sayıda et beni bulunan bireylerde kolesterol yüksekliği, hipertansiyon ve damar sertliğine zemin hazırlayan risk faktörlerinin daha sık görüldüğünü gösteriyor. Et benleri kalp krizinin nedeni değildir ancak kalp-damar hastalıkları açısından risk taşıyan kişilerde daha sık görülebilir" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>‘İNSÜLİN DİRENCİYLE YAKIN İLİŞKİSİ BULUNUYOR’</strong></p>

<p>Dermatoloji pratiğinde en güçlü bilimsel ilişkinin insülin direnciyle görüldüğünü söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Kaya, "Kanda insülin düzeyinin uzun süre yüksek seyretmesi deri hücrelerinin çoğalmasını tetikleyebilir. Bu nedenle et benlerinin aniden çoğalması insülin direnci ve Tip 2 diyabet açısından erken bir uyarı işareti olabilir" dedi.</p>

<p><img height="480" src="https://haberchannelcom.teimg.com/haberchannel-com/uploads/2026/07/e-t-b-e-n-l-e-r-i-m-e-t-a-b-o-l-i-k-h-a-s-t-a-l-i-k-l-a-r-i-n-h-a-b-e-1430244-425089.jpg" width="360" /></p>

<p><strong>‘ANİ ARTIŞLAR İHMAL EDİLMEMELİ’</strong></p>

<p>Çocukluk döneminden beri bulunan birkaç et beninin çoğunlukla genetik nedenlerle geliştiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Kaya, "Ancak orta yaşta kısa sürede çok sayıda et beninin ortaya çıkması veya mevcut et benlerinin hızla artması metabolik problemlerin habercisi olabilir. Bu hastalarda yalnızca dermatolojik değil, metabolik değerlendirme de yapılmalıdır" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>‘KAN TAHLİLLERİ YOL GÖSTERİYOR’</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çok sayıda veya yeni gelişen et benleri bulunan hastalarda bazı tetkiklerin önerildiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Kaya, "Açlık kan şekeri, HbA1c, açlık insülin düzeyi ve kan yağlarının değerlendirilmesi altta yatan metabolik sorunların tespit edilmesine yardımcı olur. Gerekli durumlarda tiroid fonksiyon testleri de istenebilir" dedi.</p>

<p><strong>‘KANSER RİSKİ TAŞIMAZ’</strong></p>

<p>Toplumda et benlerinin kansere dönüşeceği yönünde yanlış bir inanış bulunduğunu söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Kaya, "Klasik et benlerinin cilt kanserine dönüşme riski yoktur. Ancak kıyafetlere veya takılara sürtünerek tahriş olabilir, kanayabilir ve enfekte olabilir. Bu nedenle estetik açıdan rahatsızlık veren ya da sık travmaya maruz kalan et benlerinin alınması önerilebilir" diye konuştu.</p>

<p><strong>‘TEDAVİ GÜVENLİ YÖNTEMLERLE YAPILABİLİYOR’</strong></p>

<p><strong>Et benlerinin kriyoterapi, elektrokoter veya küçük cerrahi işlemlerle kısa sürede güvenli şekilde alınabildiğine değinen Dr. Öğr. Üyesi Kaya, şu bilgieleri paylaştı:</strong></p>

<p>"İşlem sonrasında aynı et beni tekrar oluşmaz ancak kişinin genetik yatkınlığı, kilo fazlalığı veya insülin direnci devam ediyorsa zaman içinde yeni et benleri gelişebilir. Bu nedenle kalıcı yaklaşım yalnızca et benlerini almak değil, altta yatan metabolik sorunları kontrol altına almaktır.”</p>

<p><strong>‘KULAKTAN DOLMA YÖNTEMLERDEN UZAK DURULMALI’</strong></p>

<p>Et benlerini ip bağlayarak düşürmeye çalışmanın veya bitkisel ürünler kullanmanın ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Kaya, "Bu tür uygulamalar enfeksiyonlara, yanıklara ve kalıcı izlere neden olabilir. Derideki her türlü müdahale mutlaka dermatoloji uzmanı tarafından yapılmalıdır. Özellikle kısa sürede çoğalan et benleri yalnızca estetik açıdan değil, genel sağlık açısından da değerlendirilmelidir" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberchannel.com/et-benleri-metabolik-hastaliklarin-habercisi-olabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 14:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberchannelcom.teimg.com/crop/1280x720/haberchannel-com/uploads/2026/07/basliksiz-24-357.png" type="image/jpeg" length="53882"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde Ebola salgınında vaka sayısı 3 bini aştı]]></title>
      <link>https://www.haberchannel.com/kongo-demokratik-cumhuriyetinde-ebola-salgininda-vaka-sayisi-3-bini-asti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberchannel.com/kongo-demokratik-cumhuriyetinde-ebola-salgininda-vaka-sayisi-3-bini-asti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde Ebola salgınında vaka sayısının 3 bin 200'e yükseldiği bildirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde Ebola salgınında vaka sayısının 3 bin 200'e yükseldiği bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde (KDC) 15 Mayıs’ta ilan edilen Ebola salgınında vaka sayısı 3 bin 200’e yükseldi. KDC Sağlık Bakanlığı’nın yayımladığı son verilere göre, ülkede doğrulanmış Ebola vaka sayısı 3 bin 200’e, hayatını kaybedenlerin sayısı ise 1405’e çıktı. Ituri, Kuzey Kivu, Güney Kivu, Haut-Uele ve Tshopo olmak üzere ülkenin beş eyaletine yayılan salgında, şu ana kadar 556 kişi iyileşti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberchannel.com/kongo-demokratik-cumhuriyetinde-ebola-salgininda-vaka-sayisi-3-bini-asti</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 10:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberchannelcom.teimg.com/crop/1280x720/haberchannel-com/uploads/2026/07/basliksiz-5-816.png" type="image/jpeg" length="85659"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Bingöl: ‘Yaşam tarzı değişiklikleri demans riskini azaltıyor’]]></title>
      <link>https://www.haberchannel.com/prof-dr-bingol-yasam-tarzi-degisiklikleri-demans-riskini-azaltiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberchannel.com/prof-dr-bingol-yasam-tarzi-degisiklikleri-demans-riskini-azaltiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), demans riskini azaltmaya yönelik güncellenen rehberini yayımladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), demans riskini azaltmaya yönelik güncellenen rehberini yayımladı. 15 Temmuz’da yayınlanan ikinci baskıda fiziksel aktiviteden sosyal yaşama, kronik hastalıkların kontrolünden hava kirliliğine kadar birçok değiştirilebilir risk faktörüne dikkat çekildi. Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Aykut Bingöl, demansın kesin bir tedavisinin bulunmadığını belirterek “Yaşam boyu sürdürülen koruyucu alışkanlıklar demans riskini azaltmada önemli rol oynuyor. Hastalığın erken dönemde kontrol altına alınması büyük önem taşıyor” dedi.</p>

<p>Dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen demansın, yaşlanan nüfusla giderek daha önemli bir halk sağlığı sorunu haline geldiğini belirten Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri'nden Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Aykut Bingöl, “Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) güncellediği ‘Demans Riskinin Azaltılması Rehberi’, hastalığın ortaya çıkma riskini azaltabilecek yaşam tarzı değişikliklerine ilişkin güncel bilimsel kanıtları bir araya getiriyor” dedi. Prof. Dr. Aykut Bingöl, 2019 yılında yayımlanan ilk rehberin ardından hazırlanan ikinci baskının, son yıllarda elde edilen bilimsel veriler doğrultusunda önemli ölçüde genişletildiğini aktardı.</p>

<p><strong>‘DEMANS GÖRÜLME SIKLIĞININ ARTMASI BEKLENİYOR’</strong></p>

<p>Dünya genelinde 2021 yılı itibarıyla yaklaşık 57 milyon kişinin demansla yaşadığını, bu kişilerin büyük bölümünün düşük ve orta gelirli ülkelerde bulunduğunu hatırlatan Prof. Dr. Aykut Bingöl, demansı tamamen durduran ya da geriye çeviren kesin bir tedavinin henüz bulunmadığını söyledi. Prof. Dr. Aykut Bingöl, "Bu nedenle yaşam boyu uygulanabilecek koruyucu stratejiler, gelecekte demans görülme sıklığını azaltmada en etkili yaklaşım olarak kabul ediliyor. Risk faktörlerinin önemli bir bölümü değiştirilebilir özellik taşıyor ve bunların erken dönemde kontrol altına alınması büyük önem taşıyor" şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>‘REHBERE YENİ RİSK FAKTÖRLERİ EKLENDİ’</strong></p>

<p>Prof. Dr. Aykut Bingöl, güncellenen rehberde HIV, inme ve travmatik beyin hasarı başta olmak üzere sekiz yeni risk faktörünün yer aldığını, mevcut sekiz risk faktörüne ilişkin bilimsel kanıtların da yeniden değerlendirildiğini belirtti.</p>

<p><strong>Rehberde öneriler üç temel başlık altında toplanıyor:</strong></p>

<p>“Sağlıklı yaşam alışkanlıklarının desteklenmesi</p>

<p>Demans riskiyle ilişkili sağlık sorunlarının etkin yönetimi</p>

<p>Çevresel risk faktörlerinin azaltılması”</p>

<p><img height="587" src="https://haberchannelcom.teimg.com/haberchannel-com/uploads/2026/07/y-a-s-a-m-t-a-r-z-i-d-e-g-i-s-i-k-l-i-k-l-e-r-i-d-e-m-a-n-s-r-i-s-k-i-1419641-421934.png" width="550" /></p>

<p><strong>‘FİZİKSEL AKTİVİTE VE SOSYAL YAŞAM KORUYUCU ROL OYNUYOR’</strong></p>

<p><strong>DSÖ rehberinde özellikle düzenli fiziksel aktivite, bilişsel egzersizler ve sosyal yaşamın sürdürülmesinin öne çıktığını belirten Prof. Dr. Aykut Bingöl, şu bilgileri paylaştı:</strong></p>

<p>"Normal bilişsel işlevlere veya hafif bilişsel bozukluğa sahip yetişkinlerde bilişsel eğitim programları ve sosyal etkinliklere katılım öneriliyor. Düzenli fiziksel aktivite ise demans riskini azaltmada en güçlü bilimsel kanıtlarla desteklenen uygulamalar arasında yer alıyor."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>‘KRONİK HASTALIKLARIN KONTROLÜ BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR’</strong></p>

<p>Rehberde yalnızca yaşam tarzı değil, kronik hastalıkların kontrolünün de demans riskini azaltmada önemli rol oynadığına dikkat çeken Prof. Dr. Aykut Bingöl; hipertansiyon, diyabet, obezite, kolesterol yüksekliği, işitme kaybı, uyku bozuklukları ve depresyon gibi sağlık sorunlarının uygun şekilde yönetilmesinin koruyucu etkisine işaret edildiğini söyledi. Sigaranın bırakılmasının güçlü bir öneri olarak yer aldığını belirten Prof. Dr. Aykut Bingöl, alkol tüketiminin sınırlandırılması ve sağlıklı beslenmenin de riskin azaltılmasına katkı sağlayan önemli yaşam tarzı değişiklikleri arasında bulunduğunu ifade etti.</p>

<p><strong>‘ÇEVRESEL FAKTÖRLER DE DEMANS RİSKİNİ ETKİLİYOR’</strong></p>

<p>Yeni rehberde ilk kez çevresel risk faktörlerine daha geniş yer verildiğini belirten Prof. Dr. Aykut Bingöl, özellikle hava kirliliğine uzun süre maruz kalmanın demans gelişimi açısından önem taşıyan risk faktörlerinden biri olarak değerlendirildiğini söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Aykut Bingöl, demans riskini azaltmak için günlük yaşamda uygulanabilecek şu önerilerde bulundu:</p>

<p>“Düzenli fiziksel aktivite yapın.</p>

<p>Sosyal yaşamın içinde kalın, sosyal ilişkilerinizi sürdürün.</p>

<p>Tansiyon, diyabet ve kolesterol gibi kronik hastalıklarınızı kontrol altında tutun.</p>

<p>Sigara kullanmayın, alkol tüketimini sınırlandırın.</p>

<p>Akdeniz tipi dengeli ve sağlıklı beslenin.</p>

<p>İşitme ve görme kayıplarını ihmal etmeyin, gerektiğinde tedavi olun.</p>

<p>Düzenli ve kaliteli uyuyun, beyin sağlığını destekleyen yaşam alışkanlıkları edinin.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberchannel.com/prof-dr-bingol-yasam-tarzi-degisiklikleri-demans-riskini-azaltiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 10:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberchannelcom.teimg.com/crop/1280x720/haberchannel-com/uploads/2026/07/basliksiz-3-807.png" type="image/jpeg" length="54846"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kerem Bürsin’den Deri Kanseri farkındalığına destek]]></title>
      <link>https://www.haberchannel.com/kerem-bursinden-deri-kanseri-farkindaligina-destek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberchannel.com/kerem-bursinden-deri-kanseri-farkindaligina-destek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Oyuncu Kerem Bürsin, Euromelanoma 2026 Deri Kanseri Farkındalık Haftası kapsamında Dermatolog Prof. Dr. Nazan Yılmaz ile bir araya gelerek deri kanseri farkındalığına dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Oyuncu Kerem Bürsin, Euromelanoma 2026 Deri Kanseri Farkındalık Haftası kapsamında Dermatolog Prof. Dr. Nazan Yılmaz ile bir araya gelerek deri kanseri farkındalığına dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Buluşma kapsamında Prof. Dr. Nazan Yılmaz tarafından Kerem Bürsin’e deri kanseri taraması yapılırken, güneşten korunma konusunda toplumda doğru bilinen yanlışlar da ele alındı.</p>

<p><img height="821" src="https://haberchannelcom.teimg.com/haberchannel-com/uploads/2026/07/kerem-bursin-prof-dr-nazan-yilmaz-223948248.png" width="550" /></p>

<p>Prof. Dr. Nazan Yılmaz’ın yönelttiği "Doğru mu, Yanlış mı?" sorularını yanıtlayan Bürsin; "Camdan geçen güneş ışınları zararsız mıdır?", "Güneş koruyucuyu sabah bir kez sürmek yeterli midir?", "SPF 50, SPF 30'a göre iki kat daha fazla koruma sağlar mı?", "Esmer tenlilerde cilt kanseri görülmez mi?" ve "Deri kanserlerinin tamamı genetik midir?" gibi güneş korumasına ilişkin yaygın inanışları değerlendirdi.</p>

<p>Gerçekleştirilen buluşmada, deri kanserinde erken teşhisin önemi ve güneşten doğru korunmanın yaşam boyu cilt sağlığı açısından taşıdığı kritik rol de vurgulandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberchannel.com/kerem-bursinden-deri-kanseri-farkindaligina-destek</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 23:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberchannelcom.teimg.com/crop/1280x720/haberchannel-com/uploads/2026/07/basliksiz-42-25.png" type="image/jpeg" length="40615"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Bakanlığı: "İki yılda sağlık hizmetlerinde kapsamlı dönüşüm gerçekleştirildi"]]></title>
      <link>https://www.haberchannel.com/saglik-bakanligi-iki-yilda-saglik-hizmetlerinde-kapsamli-donusum-gerceklestirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberchannel.com/saglik-bakanligi-iki-yilda-saglik-hizmetlerinde-kapsamli-donusum-gerceklestirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, ‘Sağlıklı Türkiye Yüzyılı’ vizyonu doğrultusunda son iki yılda sağlık altyapısından koruyucu sağlık hizmetlerine, dijital uygulamalardan yerli teknoloji yatırımlarına kadar birçok alanda önemli çalışmaları hayata geçirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı, ‘Sağlıklı Türkiye Yüzyılı’ vizyonu doğrultusunda son iki yılda sağlık altyapısından koruyucu sağlık hizmetlerine, dijital uygulamalardan yerli teknoloji yatırımlarına kadar birçok alanda önemli çalışmaları hayata geçirdi.</p>

<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun 2 Temmuz 2024 tarihinde göreve başlamasıyla birlikte, ‘Sağlıklı Türkiye Yüzyılı’ vizyonu doğrultusunda sağlık sistemini güçlendirecek kapsamlı uygulamalar hayata geçirildi. Bakanlığın açıkladığı verilere göre, Bakan Memişoğlu’nun göreve başladığı tarihten bugüne kadar küresel iş birliklerini geliştirecek 38 uluslararası belgeye imza atılarak sağlık diplomasisini güçlendirmek adına 12 ülkeye resmi ziyaret gerçekleştirildi. Son iki yılda 126 yeni Sağlıklı Hayat Merkezi ve 598 Aile Sağlığı Merkezi açıldı. Ayrıca 100 adet ikinci ve üçüncü basamak sağlık tesisi inşa edildi. Türkiye genelinde bugün, toplam 348 Sağlıklı Hayat Merkezi ve 8 bin 350 Aile Sağlığı Merkezi ile birinci basamak sağlık hizmeti sunuluyor.</p>

<p><strong>45 MİLYON VATANDAŞIN KRONİK HASTALIK TARAMASI GERÇEKLEŞTİ</strong></p>

<p>Koruyucu sağlık vizyonu ile 45 milyon vatandaşın kronik hastalık taraması ve izlemi gerçekleştirildi. Taramalar sonucunda aile hekimliği birimlerinde yaklaşık 12 milyon vatandaşa ilk kez tanı konularak tedavi süreçleri başlatıldı. Ayrıca, MHRS’de bekleyen randevu talebi sayısı yaklaşık 4 milyondan 322 bin seviyesine gerileyerek, randevu bekleyen vatandaş sayısında yüzde 92 oranında rekor bir düşüş sağlandı. Sigara Bırakma xw sayısı 3 kat artarak bin 577’ ye yükselirken polikliniklerde 497 bin 622 muayene gerçekleştirildi. ALO 171 hattı ile 888 bin 810, sahadaki mobil ekipler ile 875 bin 247 kişiye sağlık hizmeti sunuldu. Bağımlılıkla mücadele kapsamında ALO 191 hattı üzerinden de 581 bin 730 vatandaşa rehberlik sağlandı.</p>

<p><strong>KAMPANYALARLA SAĞLIKLI YAŞAM TEŞVİK EDİLDİ</strong></p>

<p>‘İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa’ ve ‘Hareket Yaşını Öğren Sağlıklı Yaşa’ kampanyalarıyla sağlıklı yaşam alışkanlıklarının yaygınlaştırılması hedeflendi. 1 milyon 723 bin anne adayına gebelik ve doğum sürecinde eğitim ve danışmanlık hizmeti verildi. ‘Her Gebeye Ebe’ uygulaması kapsamında görev yapan koordinatör ebeler ise 722 bin 629 gebeye rehberlik etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>782 YENİ İLAÇ GERİ ÖDEME KAPSAMINA ALINDI</strong></p>

<p>Vatandaşların ilaca erişimini kolaylaştırmak için son iki yılda 782 yeni ilaç geri ödeme kapsamına alındı. Dijital organ bağışı uygulaması hayata geçirilerek organ bağışı süreçleri e-Devlet ve e-Nabız üzerinden kolay ve erişebilir hale getirildi. Bu kapsamda 136 bin 884 vatandaş dijital organ bağışçısı oldu. Uygulama sayesinde aylık organ bağış sayısı 2 bin 500’den 14 bine yükseldi. Ayrıca, yerli aşı çalışmaları kapsamında hepatit A ve suçiçeği aşıları teknoloji transferiyle ülkemizde üretilmeye başlandı. Hepatit A aşısı 81 ilin tamamında kullanıma sunularak, Altı Bileşenli Karma Aşı ve gebelere yönelik Tdab aşısı da programa dahil edildi.</p>

<p><strong>YERLİ KALP- AKCİĞER MAKİNESİ İLE İLK AÇIK KALP AMELİYATI GERÇEKLEŞTİRİLDİ</strong></p>

<p>Yerli kalp akciğer makinesi LIFELINE HLM, ilk kez Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nde gerçekleştirilen açık kalp ameliyatında başarıyla kullanıldı. ASELSAN tarafından geliştirilen, hayvan deneyleri ve klinik çalışmaları ise Sağlık Bakanlığı’na bağlı Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) tarafından yapılan yerli kalp akciğer makinesi, operasyon süresince sergilediği yüksek performansla sağlık teknolojilerinde önemli bir eşiğin geride bırakılmasını sağlandı.</p>

<p><strong>CAR-T HÜCRE TEDAVİSİ BAŞARIYLA UYGULANDI</strong></p>

<p>Hematolojik kanserlerde kullanılan CAR-T hücre tedavisi tamamen yerli imkanlarla geliştirildi. Tedavi, geçtiğimiz yıl aralık ayında ilk kez Etlik Şehir Hastanesi’nde uygulanmaya başlandı. Bugüne kadar 12 hastaya CAR-T hücre tedavisi uygulandı. Ayrıca, ASELSAN iş birliği ile geliştirilen ‘Mobil Dijital Röntgen Cihazı’ kamu hastanelerinde kullanılmaya başlandı.</p>

<p><strong>3 GÖKBEY HAVA AMBULANSI SAĞLIK FİLOSUNA KATILACAK</strong></p>

<p>Yerli ve milli imkanlarla geliştirilen GÖKBEY ambulans helikopterinin test uçuşları gerçekleştirildi. En zorlu coğrafi ve iklim koşullarında sağlık hizmetine erişimi destekleyecek olan GÖKBEY, vatandaşlara hızlı ve etkin acil müdahale imkanı sunacak. 2026 yılı sonuna kadar 3 adet GÖKBEY ambulans helikopterinin sağlık filosuna katılması öngörülüyor.</p>

<p>Sağlık Bakanlığı, sağlık hizmetlerinin erişilebilirliğini artırmaya ve sağlık teknolojilerinde yerli üretimi güçlendirmeye yönelik çalışmaların devam edeceğini bildirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberchannel.com/saglik-bakanligi-iki-yilda-saglik-hizmetlerinde-kapsamli-donusum-gerceklestirildi</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Jul 2026 21:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberchannelcom.teimg.com/crop/1280x720/haberchannel-com/uploads/2026/07/basliksiz-23-369.png" type="image/jpeg" length="91395"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz tatilinde değişen günlük rutinler diş sağlığını etkiliyor...]]></title>
      <link>https://www.haberchannel.com/yaz-tatilinde-degisen-gunluk-rutinler-dis-sagligini-etkiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberchannel.com/yaz-tatilinde-degisen-gunluk-rutinler-dis-sagligini-etkiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz tatilinde artan şekerli gıda tüketimi, uzayan ekran süresi ve değişen beslenme alışkanlıkları çocuklarda diş çürüğü riskini yükseltiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz tatilinde artan şekerli gıda tüketimi, uzayan ekran süresi ve değişen beslenme alışkanlıkları çocuklarda diş çürüğü riskini yükseltiyor. Uzmanlar, özellikle tatil döneminde ağız ve diş bakım rutinlerinin ebeveyn kontrolünde sürdürülmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Okul döneminin sona ermesiyle birlikte çocuklar yaz tatilinin getirdiği serbest zamanın keyfini çıkarırken, beslenme alışkanlıkları ve günlük rutinlerdeki değişim ağız ve diş sağlığını doğrudan etkiliyor. Özellikle şekerli ve yapışkan gıdaların tüketimindeki artış, çürük riskini artırabiliyor…</p>

<p>Dondurma, meyve suyu ve paketli atıştırmalıklar gibi yüksek şeker içeriğine sahip ürünlerin sık tüketimi, ağız içi pH dengesini bozarak çürük yapıcı bakterilerin üremesine zemin hazırlıyor. Özellikle yaz döneminde çocukların severek ve sıklıkla tükettiği dondurmaların birçoğunun yüksek oranda rafine şeker içerdiğine dikkat çeken Çocuk Diş Hekimi Dt. Nurgül Demir, yapışkan ve diş yüzeyinden uzaklaştırılması zor olan krokanlı, karamelize parçacıkların ilavesiyle de diş sağlığının korunmasını riske sokan ürünlerden uzak durulması gerektiğini vurgulayarak ‘Dondurma tercih edilirken doğal içerikli ve katkısız ürünler seçilmeli, günlük tüketim ise iki top dondurma ile sınırlandırılmalıdır. Evde rafine şeker ilave edilmeden, sade veya mevsim meyveleri ile hazırlanan dondurmalar, hazır satılan dondurmaların sağlıklı bir alternatifi olarak tüketimlerinin sınırlandırılmasına katkı sağlayacaktır.’ açıklamasında bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="806" src="https://haberchannelcom.teimg.com/haberchannel-com/uploads/2026/07/1782800636-hoca-nurg-l-photo.png" width="500" /></p>

<p><strong>DT. NURGÜL DEMİR </strong></p>

<p><strong>TATİL DÖNEMİNDE ARTAN DİŞ ÇÜRÜĞÜ RİSKİNE DİKKAT </strong></p>

<p>Yaz tatilinde tablet, akıllı telefon ve bilgisayar karşısında geçirilen zamanla orantılı olarak uzayan ekran maruziyeti de bir diğer risk faktörü olarak öne çıkıyor. Tablet ve telefon karşısında yemek yeme alışkanlığı, çocukların gıdaları ağızlarında uzun süre tutmasına neden olarak çürük oluşumunu hızlandırabiliyor. Ekran karşısında, ağzın açık konumda bekletilmesi ise ağız solunumuna bağlı karşılaşabileceğimiz farklı sorunları da beraberinde getiriyor.</p>

<p>Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çocuk Diş Hekimi Dt. Nurgül Demir, yaz döneminin çocuklarda ağız ve diş sağlığı açısından kritik bir süreç olduğunu belirterek, “Tatil döneminde çocukların beslenme düzeni değişiyor, atıştırma sıklığı artıyor ve diş fırçalama rutinleri aksıyor. Günde iki kez doğru teknik ve ideal ağız bakım ürünleriyle dişlerin fırçalanması büyük önem arz ediyor’ ifadelerine yer verdi. </p>

<p>Dişlerin, genç erişkinlik dönemine kadar mutlaka ebeveyn kontrolünde fırçalanması gerektiğini vurgulayan Dt Demir, özellikle yaz tatilleri gibi şekerli yiyecek ve içecek kaçamaklarının arttığı dönemlerde ağız sağlığı ve dişlerin bakımının sadece çocukların kontrolüne bırakılmaması gerektiğini belirtiyor ve ekliyor ‘Her atıştırmalık tüketiminden sonra çocukların ağızlarını suyla çalkalamaları veya bolca su içmeleri sağlanmalıdır. Mevsim meyvelerinin de şeker içerdiği unutulmadan, ara öğünlerde yapılan atıştırma sıklığı mümkün olduğu kadar azaltılmalı; emilerek uzun sürede tüketilen, yapışkanlığı sebebiyle diş yüzeylerinden uzaklaştırılması güç olan şekerli atıştırmalıklardan kaçınılmalıdır.’</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberchannel.com/yaz-tatilinde-degisen-gunluk-rutinler-dis-sagligini-etkiliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 11:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberchannelcom.teimg.com/crop/1280x720/haberchannel-com/uploads/2026/07/basliksiz-8-771.png" type="image/jpeg" length="45553"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“Bir Günde Kalıcı Diş” yaklaşımı Sağlık Turizminde dikkat çekiyor]]></title>
      <link>https://www.haberchannel.com/bir-gunde-kalici-dis-yaklasimi-saglik-turizminde-dikkat-cekiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberchannel.com/bir-gunde-kalici-dis-yaklasimi-saglik-turizminde-dikkat-cekiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[KTM Kartal Tıp Merkezi, ileri implant teknolojileriyle kısa sürede sabit diş uygulamalarına yönelik çözümleriyle özellikle Avrupa’dan gelen hastaların ilgisini çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>KTM Kartal Tıp Merkezi, ileri implant teknolojileriyle kısa sürede sabit diş uygulamalarına yönelik çözümleriyle özellikle Avrupa’dan gelen hastaların ilgisini çekiyor.</p>

<p>KTM Kartal Tıp Merkezi, son dönemde sağlık turizmi alanında öne çıkan uygulamalarıyla dikkat çekiyor. Özellikle Avrupa’da yaşayan Türkler başta olmak üzere yurt dışından gelen hastalar, uzun süren klasik implant tedavilerine alternatif olarak geliştirilen “bir günde implant ve sabit diş” yaklaşımına yoğun ilgi gösteriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gelişen dijital diş hekimliği teknolojileri, üç boyutlu planlama sistemleri ve yeni nesil implant uygulamaları sayesinde; geçmişte uzun tedavi süreçleri gerektiren birçok vaka artık daha kısa sürede planlanabiliyor. Sağlık Merkezinde uygun hastalarda gerçekleştirilen uygulamalarla, detaylı değerlendirme süreçlerinin ardından aynı gün içerisinde implant operasyonu ve sabit diş uygulamaları yapılabiliyor.</p>

<p>KTM Kartal Tıp Merkezi diş uzmanları, özellikle yurt dışından gelen hastaların tedavi sürecinde zaman yönetimine önem verdiğini belirterek, kısa süreli seyahatlerde tamamlanabilen planlamaların son yıllarda daha fazla talep gördüğünü ifade ediyor.</p>

<p><img height="378" src="https://haberchannelcom.teimg.com/haberchannel-com/uploads/2026/06/1781596960-kartal-t-p-merkezi-di-klini-i.png" width="650" /></p>

<p>Merkezde tedavi öncesinde yalnızca ağız ve diş yapısı değil, hastanın genel sağlık durumu da detaylı şekilde değerlendiriliyor. Check-up süreçleri, görüntüleme sistemleri, 3D ağız içi taramalar ve uzman hekim değerlendirmeleriyle kişiye özel bir tedavi planı oluşturuluyor. Uzmanlar, özellikle implantın kemiğe ilk tutunma gücünün yüksek olmasının, aynı gün sabit diş planlamalarında önemli rol oynadığına dikkat çekiyor.</p>

<p>KTM Kartal Tıp Merkezi’nde kullanılan dijital planlama sistemleri sayesinde hastaların operasyon öncesinde yeni gülüş tasarımları üç boyutlu olarak analiz edilebiliyor. Bu yaklaşımın hem estetik hem de fonksiyonel açıdan daha öngörülebilir sonuçlar sunduğu belirtiliyor.</p>

<p>Merkez; Almanya, Hollanda, Belçika, Fransa ve İngiltere başta olmak üzere Avrupa’nın birçok ülkesinden hasta ağırlarken, şehir dışından gelen hastalar için de konaklama destekli süreç yönetimi sağlıyor. Böylece tedavi sürecinin daha kontrollü ve konforlu ilerlemesi hedefleniyor.</p>

<p><img height="450" src="https://haberchannelcom.teimg.com/haberchannel-com/uploads/2026/06/1781596960-what-is-complete-mouth-dental-implant-treatment.png" width="600" /></p>

<p>Uzmanlara göre günümüzde sağlık turizminde hastaların beklentileri yalnızca ekonomik avantajlarla sınırlı değil. Güvenli sağlık altyapısı, uzman doktor kadrosu, dijital teknoloji kullanımı ve hasta deneyimi gibi kriterler de tercih süreçlerinde belirleyici rol oynuyor. KTM Kartal Tıp Merkezi sunduğu kapsamlı yaklaşım ile İstanbul’da bu alanda öne çıkan merkezlerden biri olarak gösteriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberchannel.com/bir-gunde-kalici-dis-yaklasimi-saglik-turizminde-dikkat-cekiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 14:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberchannelcom.teimg.com/crop/1280x720/haberchannel-com/uploads/2026/06/basliksiz-19-500.png" type="image/jpeg" length="90540"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İmplant tedavisinde aynı gün yeni diş mümkün]]></title>
      <link>https://www.haberchannel.com/implant-tedavisinde-ayni-gun-yeni-dis-mumkun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberchannel.com/implant-tedavisinde-ayni-gun-yeni-dis-mumkun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diş kayıpları yalnızca estetik açıdan değil, ağız ve çene yapısının sağlıklı işleyişi açısından da önemli sorunlara yol açabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center">Diş kayıpları yalnızca estetik açıdan değil, ağız ve çene yapısının sağlıklı işleyişi açısından da önemli sorunlara yol açabiliyor. Günümüzde eksik dişlerin tedavisinde en güvenilir ve etkili yöntemlerin başında diş implantlarının geldiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Diş Hekimi Arzu Tekkeli, “Kaybedilen diş kökünün yerine çene kemiğine yerleştirilen titanyum vidalar olarak tanımlanan diş implantları, gelişen teknoloji ve yüksek başarı oranları sayesinde artık rutin ve güvenilir tedaviler arasında yer alıyor” diye konuştu.</p>

<p style="text-align:center">İmplant tedavisinde dikkat çeken gelişmelerden birinin de bazı hastalarda aynı gün yeni diş uygulanabilmesi olduğunu açıklayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Diş Hekimi Arzu Tekkeli, “Yerleştirilen implantın çene kemiğine ilk anda yeterli sağlamlıkla tutunduğu durumlarda bu yöntem güvenle tercih edilebiliyor. Her hasta için uygun olmasa da gerekli şartların sağlandığı vakalarda, kişiler tedavinin ardından yeni dişleriyle klinikten ayrılarak günlük yaşamlarına ve sosyal hayatlarına kısa sürede dönebiliyor” dedi.</p>

<p style="text-align:center"><strong>DİJİTAL PLANLAMA OPERASYON SÜRESİNİ KISALTIYOR, BAŞARIYI ARTIRIYOR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:center">Dijital planlama ve üç boyutlu (3D) ileri görüntüleme yöntemlerinin, hastaların çene ve kemik yapısının ayrıntılı değerlendirilmesini mümkün kıldığını dile getiren Tekkeli, “Böylece implantın kemiğe hangi açıyla ve ne kadar derinlikte yerleştirileceği, cerrahi başlamadan bilgisayar ortamında planlanabiliyor. Rehberli cerrahi sayesinde uygun hastalarda geniş kesi ve dikiş ihtiyacı olmadan uygulama yapılabiliyor. Bu yöntem operasyon süresini kısaltırken iyileşme konforunu da artırıyor. Ancak bu teknik her hasta için standart bir seçenek olmadığından, kişinin genel sağlık durumu, çene kemiğinin yapısı ve ihtiyaçları doğrultusunda uygunluk olup olmadığı kontrol ediliyor” dedi.</p>

<p style="text-align:center"><strong>KEMİK YETERSİZLİĞİ GÜNÜMÜZDE İMPLANT İÇİN ENGEL OLUŞTURMUYOR</strong></p>

<p style="text-align:center">Geçmişte çene kemiğinde ciddi hacim kaybı bulunan hastalar için implant tedavisinin sınırlı kaldığını vurgulayan Tekkeli, “Günümüzde gelişen cerrahi yaklaşımlar sayesinde bu durum büyük ölçüde aşılabiliyor. Kemik miktarının yeterli olmadığı vakalarda, implant öncesinde veya implant uygulaması sırasında kemik grefti (kemik tozu) ve membran gibi destekleyici yöntemlerden yararlanılabiliyor. Bu uygulamalarla kemik dokusunun güçlendirilmesi hedeflenirken, implant tedavisinin sağlam ve uzun ömürlü sonuçlar vermesi için uygun altyapı oluşturulabiliyor” bilgilerini verdi.</p>

<p style="text-align:center"><img height="316" src="https://haberchannelcom.teimg.com/haberchannel-com/uploads/2026/06/1781511795-a-s-m-arzu-tekkeli-gorseli.png" width="650" /></p>

<p style="text-align:center"><strong>DİYABET, TEDAVİYİ SEKTE UĞRATAN FAKTÖRLER ARASINDA</strong></p>

<p style="text-align:center">İmplant tedavisinde başarısızlığın çoğu zaman implantın vücut tarafından reddedilmesinden değil, implantın kemikle sağlıklı şekilde bütünleşmesini engelleyen çeşitli risk faktörlerinden kaynaklandığını dile getiren Tekkeli, “Biyouyumlu bir materyal olan titanyumun vücut tarafından kabul edilmemesi genellikle beklenmez. Ancak; kontrolsüz diyabet, bağışıklık sistemini etkileyen hastalıklar, kanser tedavileri, ileri derecede diş sıkma alışkanlığı, yetersiz ağız hijyeni ve ciddi kemik kayıpları tedavinin başarısını olumsuz etkileyebilir. Bu tür risklerin bulunmadığı hastalarda ise yeni nesil implant sistemleriyle oldukça başarılı sonuçlar elde ediliyor” dedi.</p>

<p style="text-align:center"><strong>İMPLANTIN ÖMRÜNÜ TEDAVİ SONRASI BAKIM BELİRLİYOR</strong></p>

<p style="text-align:center">Gelişen cerrahi teknikler sayesinde implant tedavisi sonrasında görülen ağrı, şişlik ve morluk gibi şikayetlerin önemli ölçüde azaldığının altını çizen Tekkeli, “Ancak tedavinin uzun vadeli başarısında cerrahi kadar tedavi sonrası bakım da kritik rol oynuyor. Hekimin önerdiği ilaçların düzenli kullanılması, ağız hijyenine özen gösterilmesi ve rutin diş hekimi kontrollerinin aksatılmaması implantların sağlıklı şekilde kullanılmasına katkı sağlıyor. Bunun yanında sigaradan uzak durulması, sistemik hastalıkların kontrol altında tutulması ve çene kapanışının doğru planlanması da implantların ömrünü etkileyen kritik faktörler arasında” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberchannel.com/implant-tedavisinde-ayni-gun-yeni-dis-mumkun</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 16:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberchannelcom.teimg.com/crop/1280x720/haberchannel-com/uploads/2026/06/basliksiz-29-177.png" type="image/jpeg" length="62030"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[KKTC'den Ebola virüsüne karşı yeni tedbirler]]></title>
      <link>https://www.haberchannel.com/kktcden-ebola-virusune-karsi-yeni-tedbirler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberchannel.com/kktcden-ebola-virusune-karsi-yeni-tedbirler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi, Ebola virüsüne ilişkin tanı ve tedavi süreçlerine yönelik alınan kararları duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi, Ebola virüsüne ilişkin tanı ve tedavi süreçlerine yönelik alınan kararları duyurdu.</p>

<p>Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Sağlık Bakanlığı Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi, Ebola virüsüne ilişkin açıklama yaparak, hastalığın tanı ve tedavi süreçlerine yönelik alınan kararları bildirdi. Komitenin açıklamasında, Ebola’nın nadir ancak hayatı tehdit edebilen bulaşıcı bir viral enfeksiyon olduğu vurgulanarak, enfekte hayvanlardan ve insan vücut sıvılarından bulaşabildiği kaydedildi. Açıklamada, hastalığın belirtileri arasında ateş, üşüme, titreme, baş ile kas ağrıları, halsizlik, iştahsızlık, bulantı, kusma, ishal ve döküntünün yer aldığı ifade edildi.</p>

<p>İlerleyen evrelerde ise mukozal kanamalar, septik şok ve çoklu organ yetmezliği gelişebileceği, hastalığın ölümle sonuçlanabileceği belirtildi. Komite, Ebola virüsünün tanısının konulabilmesi amacıyla alınan örneklerin, Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı Ulusal Halk Sağlığı Referans Laboratuvarı’na gönderilmesine karar verildiğini bildirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>KKTC Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi, uluslararası sağlık kuruluşlarının konuya ilişkin açıklama ve kararlarını yakından takip etmeyi sürdürdüğünü vurgulayarak, ek tedbirlerin alınmasını gerektirecek bir durum ortaya çıkması halinde kamuoyunun bilgilendirileceğini kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberchannel.com/kktcden-ebola-virusune-karsi-yeni-tedbirler</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 10:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberchannelcom.teimg.com/crop/1280x720/haberchannel-com/uploads/2026/06/basliksiz-2-798.png" type="image/jpeg" length="40129"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DSÖ / Tedros Ghebreyesus: "Ebola salgınının bölgesel riski yüksek, küresel riski düşük"]]></title>
      <link>https://www.haberchannel.com/dso-tedros-ghebreyesus-ebola-salgininin-bolgesel-riski-yuksek-kuresel-riski-dusuk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberchannel.com/dso-tedros-ghebreyesus-ebola-salgininin-bolgesel-riski-yuksek-kuresel-riski-dusuk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Bundibugyo virüsü kaynaklı Ebola salgınıyla ilgili basın toplantısı düzenleyerek son gelişmeleri değerlendirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Uganda'da yayılan Ebola salgınına ilişkin yaptığı açıklamada, “Salgının ulusal ve bölgesel düzeyde yüksek, küresel düzeyde ise düşük risk taşıdığını değerlendiriyoruz” dedi.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Bundibugyo virüsü kaynaklı Ebola salgınıyla ilgili basın toplantısı düzenleyerek son gelişmeleri değerlendirdi. Acil durum ilan ettiklerini hatırlatan Ghebreyesus, “Bu, bir Genel Direktörün Acil Durum Komitesi'ni toplamadan önce acil durum ilan ettiği ilk seferdir. Komite dün toplandı ve durumun uluslararası öneme sahip bir halk sağlığı acil durumu olduğu, ancak bir pandemik acil durum olmadığı konusunda hemfikir oldu. Salgının ulusal ve bölgesel düzeyde yüksek, küresel düzeyde ise düşük risk taşıdığını değerlendiriyoruz” ifadelerine yer verdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Salgının ulaştığı boyutlara ilişkin verileri paylaşan Ghebreyesus, “Şu ana kadar Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde 51 vaka doğrulandı, ancak salgının boyutunun çok daha büyük olduğunu biliyoruz. Uganda'da, Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nden seyahat eden iki kişide vaka doğrulandı ve biri hayatını kaybetti. Ayrıca Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde çalışan bir ABD vatandaşı da pozitif çıktı ve Almanya'ya sevk edildi” şeklinde konuştu.</p>

<p><img alt="493342 145965 Dsö Genel Diröktörü Dha 2024" class="detail-photo img-fluid" height="467" src="https://haberchannelcom.teimg.com/haberchannel-com/uploads/2025/01/493342-145965-dso-genel-diroktoru-dha-2024.jpg" width="700" /></p>

<p><strong>Virüsün yayılma potansiyelinin ciddi endişe yarattığını vurgulayan Ghebreyesus, sürece dair riskleri şu sözlerle sıraladı:</strong></p>

<p>“Doğrulanmış vakaların ötesinde yaklaşık 600 şüpheli vaka ve 139 şüpheli ölüm bulunuyor. Salgın kentsel alanlara yayıldı ve sağlık çalışanları arasında ölümler rapor edildi. İturi eyaletinde çatışmalar önemli ölçüde arttı ve 100 binden fazla insan yerinden edildi. Bu salgına onaylanmış hiçbir aşısı veya tedavisi bulunmayan Bundibugyo virüsü neden oluyor.”</p>

<p>Bölge ülkelerinin attığı adımlara değinen ve maddi destekleri artırdıklarını aktaran Ghebreyesus, açıklamasını şu ifadelerle tamamladı:</p>

<p>“Ebola salgını riski nedeniyle 2 milyon kişinin katılabileceği Şehitler Günü kutlamalarını erteleyen Uganda hükümetine ve Devlet Başkanı Yoweri Museveni'ye teşekkür ediyorum. Sahadaki ekiplerimizle ulusal makamları destekliyoruz. Müdahalemizi güçlendirmek için Acil Durum Fonu'ndan 3,4 milyon dolar ek fonu onaylayarak toplam kaynağı 3,9 milyon dolara çıkardık. Aşı ve tedavinin yokluğunda, virüsün yayılmasını durdurmak ve hayat kurtarmak için ülkelerin alabileceği pek çok önlem bulunuyor.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.haberchannel.com/dso-tedros-ghebreyesus-ebola-salgininin-bolgesel-riski-yuksek-kuresel-riski-dusuk</guid>
      <pubDate>Wed, 20 May 2026 13:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberchannelcom.teimg.com/crop/1280x720/haberchannel-com/uploads/2026/05/basliksiz-15-622.png" type="image/jpeg" length="11416"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
