Oyunculuğu bir “kilometre işi” olarak tanımlayan başarılı oyuncu Hande Soral, kariyer yolculuğundaki dönüşümünü, mesleğine bakış açısını ve özel hayatındaki dengeyi MAG okurlarıyla paylaştı. İlk günkü heyecanını korurken yılların deneyimiyle olgunlaşan Soral, oyunculuk serüveninde sınırlarını zorlamaya ve her projede kendini yeniden keşfetmeye devam ediyor…
TUTKUNUN VE DENGENİN PEŞİNDE:
HANDE SORAL
“Küçük Kadınlar” dizisinde hayat verdiği Armağan (Armi) karakteriyle hafızalara kazınan Soral, bugün geriye dönüp baktığında o dönemi kariyerinin temel taşlarından biri olarak değerlendiriyor. Genç yaşta başladığı oyunculuk serüveninde edindiği deneyimlerin kendisini bugünkü profesyonel duruşuna taşıdığını belirten oyuncu, “Yolun çok uzun. Daha da çok çalış, öğren ve gözlemle,” sözleriyle geçmişteki kendisine sesleniyor.
“Bir Zamanlar Çukurova” dizisinde canlandırdığı Ümit karakterinin izleyicide bıraktığı güçlü etkiye de değinen Soral, karakterin beklenmedik dönüşümünün seyirciyi şaşırtarak kalıcı bir iz bıraktığını ifade ediyor.
Son olarak “Gassal” dizisinde hayat verdiği Nihan karakteriyle dikkat çeken oyuncu, bu rolün kendisi için ayrı bir yere sahip olduğunu vurguluyor. “Başkası oynasa kıskanırdım” sözleriyle tarif ettiği karakterin, güçlü yazımı ve gerçekliği sayesinde kendisini derinden etkilediğini belirten Soral, role hazırlanırken mesleki gözlem ve uygulamalı çalışmalar yaptığını da paylaşıyor.
Mesleki disiplinini özel hayatındaki dengeyle sürdüren başarılı oyuncu, yoğun set temposuna rağmen ailesiyle geçirdiği zamanın kendisi için vazgeçilmez olduğunu ifade ediyor. “Onlarla şarj oluyorum,” diyen Soral, annelik deneyiminin hayatına yeni bir perspektif kattığını belirtiyor.
Kişisel gelişimine de önem veren oyuncu; spor, seyahat ve okuma alışkanlıklarıyla hem zihinsel hem de bedensel olarak kendini yenilediğini dile getiriyor. Son dönemde özellikle çocuk gelişimi üzerine okumalar yaptığını ifade eden Soral, Kabil’i Yetiştirmek adlı kitabın kendisini derinden etkilediğini söylüyor.
Hayatının bu dönemini “durgun, mavi ve umutlu” sözleriyle özetleyen Hande Soral, yeni projeler için hazırlıklarını sürdürdüğünü ve yakın zamanda güzel haberler paylaşmayı hedeflediğini belirtiyor.
TUTKULU, SAMİMİ VE UMUTLU
HANDE SORAL
Hande Soral, Rol Seçimlerinden Kariyer Yolculuğuna Dair Çarpıcı Açıklamalarıyla MAG Nisan Sayısında...
Oyunculuğa adım attığınız ilk günkü heyecanınız ile bugünkü deneyim dolu profesyonelliğiniz arasında; mesleğe bakış açınızdaki en radikal değişim nedir?
Her meslekte olduğu gibi oyunculuğun da kilometre işi olduğunu düşünüyorum. İlk günkü heyecanım hâlâ devam ediyor; ama yaş aldıkça, tecrübe ettikçe biriktiğine ve geliştiğine inanıyorum. Fikrim değişmedi aslında, o zaman da böyle olduğunu tahmin ediyordum; şimdi yaşıyorum.
Bugüne kadar hayat verdiğiniz karakterler içinde, set bittikten sonra bile sizde kalıcı bir iz bırakan ve kişisel gelişiminize katkı sağlayan “o rol” hangisiydi?
Oynadığım roller için o zamanın şartları ve senaryonun gerekleri çerçevesinde çalışıyorum. İş devam ettiği sürece karakteri anlamaya çalışmakla, onun üstüne ekleme yapmakla geçiyor. İş bittiğinde benim hayatımda bir “anı” olarak kalıyorlar. Çalışma sürecinde öğrendiklerim de yanıma kâr...
Sınırlarımı en çok bu rolde zorladım ama sonuçtaki tatmin her şeye değdi.” dediğiniz bir meydan okuma hikâyeniz var mı?
Her işimde sınırlarımı zorlamayı seviyorum. Gerek rolle gerek sahneyle ilgili… Seyirciyle buluşup, sokakta bana sahne ya da oynadığım rolle ilgili güzel şeyler söylediklerinde de “Değmiş!” diyebiliyorum.
“Küçük Kadınlar”ın Armağan’ı, kariyerinizin inşasında nasıl bir temel oluşturdu? Bugün o karakterle yan yana gelseniz ona ne söylerdiniz?
Çok küçüktüm oyunculuğa başladığımda. “Armi”nin hâlâ hatırlanan bir karakter olabileceğini tahmin bile edemezdim. Şimdi, on dokuz yaşındaki Hande’yle karşılaşsam, “Yolun çok uzun. Daha da çok çalış, öğren, gözlemle.” derdim.
“Bir Zamanlar Çukurova”daki Ümit, dengeleri altüst etmiş, dizideki olayların seyrini büyük ölçüde değiştirmişti. Sizce bu karakterin izleyicide keskin ve kalıcı bir etki bırakmasının sebebi neydi?
“Bir Zamanlar Çukurova” sadece Türkiye’de değil, farklı ülkelerde de sevilerek takip edildi. Ümit herkesin önce sevip, hak verip, sonra yaptıklarına inanamadıkları bir karakter oldu. Keza benim de! Bu ters köşe, seyircide çok şaşırtıcı bir etki bıraktı bence.
HANDE SORAL
"AŞK BİTMEYEN BİR HEYECAN, KALP ÇARPINTISI..."
Yıllar içinde aşkın tanımı sizin için nasıl bir evrim geçirdi? Bugün aşkı hangi kavramlarla tarif ediyorsunuz?
Aşk bitmeyen bir heyecan, kalp çarpıntısı... Zamanla ehlileşen, şekillenen, üstüne eklenenlerle zenginleşen, hayat boyu sürebilecek sevgiye dönüşen, yaşama sebebi.
“Gassal” dizisinde, bir kadın oyuncu için alışılmışın çok dışında, belki de birçok kişinin mesafeli durabileceği bir karakteri kabul ettiniz. Sizi bu rolde en çok cezbeden karanlık ama insani taraf neydi?
Karanlık bir tarafı yoktu. Çok iyi yazılmış bir senaryoda, çok gerçek bir karakterdi Nihan. Başkası oynasa kıskanacağım bir roldü.
Karakterinizin soğukkanlı ama şefkatli duruşunu sergilemek için teknik bir ön hazırlık (gözlem veya gassallık ritüelleri üzerine çalışma) yaptınız mı?
Gassallık elbette tanıdığım ama bilmediğim bir meslekti. Projeye başlamadan önce bir kadın gassalden mesleğiyle ilgili bilgi alıp bir dummy (cansız manken) üstünde çalıştık birlikte. Nihan’ı tanımam için Baki’yi izlemem ve gözlemlemem yeterliydi aslında, çünkü Nihan, Baki’nin kadın hâliydi. İşim hem kolay hem de zordu aslında.
“Gassal”de komedi ve dram unsurları iç içe geçiyor. Bu zıtlık hakkında neler söylemek istersiniz?
Tam da hayat gibi aslında, trajedinin içinde yaşanan komedi.
Gassal’in üçüncü sezon çekimleri bitti mi? Karakterinizde veya hikâyede ne gibi değişimler veya gelişmeler olacağının ipuçlarını verebilir misiniz?
Üçüncü sezonu çektik geçen yaz ve yayımlanmasını bekliyoruz. Seyircinin yine çok üzüleceğine, çok güleceğine ve çok seveceğine inancım sonsuz. Her sezon birbirinden ayrı ama bir bütün. Üçüncü sezon da çok sürprizli elbette… Şimdi dördüncü sezon için sete çıkılıyor.
Ali sizi ekranda izliyor mu?
Beni henüz hiç görmedi, daha yaşının küçük olduğunu düşünüyoruz. Geçenlerde İsmail’in tekrardan yayımlanan bir dizisi tesadüfen kontrolümüz dışında karşısına çıktı ve çok şaşırdı, “Baba ne yapıyor orda?” dedi!
Çocuğunuza aktarmak istediğiniz en önemli değer nedir?
Denemek istediği her şeyi denesin, “keşke” demesin isterim; özür dilemeyi bilsin, dinlemeyi bilsin, nazik olsun, denemekten vazgeçmesin, mutlu olduğu şeyi yapsın. Ve dilerim ki “iyi insanlarla” karşılaşsın.
Yoğun set temposunda aile hayatınızı nasıl dengeliyorsunuz?
Ailem her şeyden önemli. Gerekirse uykumdan feragat ederim ama çocuğumla, eşimle vakit geçiririm. Ben onlarla şarj oluyorum.
Zihinsel ve bedensel sağlığınızı korumak, kendinizi sürekli güncel tutmak için uyguladığınız ritüelleriniz var mı?
Sporu hayatımın parçası hâline getirmeye çalışıyorum. Dönemsel olarak zihinsel ve bedensel ihtiyacımın farkına varıp ona yönelik spor yapmaya çalışıyorum.
Seyahat etmek beni yeniliyor, ruhumu tazeliyor. Bazen elimden kitap düşmüyor, bazen durmadan bir şeyler izlemek istiyorum; ruhumun ihtiyacı neyse ona kulak verip kendimi güncelliyorum aslında.
Son zamanlarda sizi derinden sarsan veya düşünce dünyanızı zenginleştiren bir kitap, film ya da sanat eseri var mı?
Bir süredir çocuk gelişimi üstüne kitaplar okuyorum. Erkek çocuğu yetiştiren bir anne olarak, hiç tecrübe etmediğim bir dünyayla tanışmak, hem duyarlı bir birey yetiştirmek, kadınlarla olacak iletişiminde etkin olacağımı bilerek dengeyi kurmak hem de onun biyolojisindeki değişimleri anlayabilmek adına okuduğum etkileyici bir kitap var: Kabil’i Yetiştirmek.
Hayatınızda şu an nasıl bir dönemdesiniz? Hayatınızın bu dönemini; enerjisini, rengini ve ritmini yansıtan üç kelimeyle özetleseniz bunlar hangileri olurdu?
Aslında durgun bir dönemimdeyim; mavi derdim rengine, denizin sabah saatleri gibi durgun ve mavi, ama umutlu.
Gelecek zaman için müjdeleriniz var mı?
Henüz bir müjdem yok ama yakında güzel haberler vermeyi istiyorum.
KOORDİNASYON: MELTEM ERCAN RÖPORTAJ: BEGÜM TURANÇİFTÇİ
FOTOĞRAF: MURAT GÜNGÖR
STYLING: BÜŞRA ÇEVİK SAÇ: TANER KUYU
MAKYAJ: FURKAN KARAKOL VIDEO: HÜSEYİN ÇAKMAK
MEKÂN: ART+ISTANBUL