CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, "İster kabul edin, ister etmeyin ama artık reddi miras yapan bir Türkiye yok. Tam tersine, medeniyet ve kültür birikimini kucaklayan bir Türkiye var. Türkiye Cumhuriyeti, mazisi şanla, şerefle dolu binlerce yıllık devletler silsilemizin son halkasıdır" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine Toplantısı'nın ardından basın açıklaması gerçekleştirdi. Erdoğan, toplantıda, NATO Ankara Zirvesi’nin yanı sıra, bölgedeki güncel gelişmeleri değerlendirdiklerini kaydetti. Erdoğan, Srebrenitsa Soykırımı’nın 31’inci yıl dönümüne ilişkin, "Boşnak kardeşlerimiz orada katledilen evlatlarını anarken, biz de burada onlar için dua ettik; o hüzün, o utanç dolu günleri bir kere daha hatırladık. Tabii o günlerde, yaşanan savaş kadar acı olan bir başka husus, Bosna-Hersek halkının yalnız bırakılmasıydı. Avrupa’nın göbeğindeki etnik temizlik girişimini, batılı ülkeler ve kurumlar sadece uzaktan seyretmekle yetindi. Sivilleri korumak amacıyla bölgeye gönderilen Birleşmiş Milletler Koruma Gücü kendisini dahi koruyamazken 'güvenli bölge' olarak ilan edilen şehirler, bugün bile utançla hatırladığımız katliamlara sahne oldu. Aralarında çocukların, kadınların, yaşlıların da olduğu 8 bin 372 Boşnak, katledilerek toplu mezarlara gömüldü. Üzerinden tam 31 sene geçmesine rağmen, Srebrenitsa soykırımının kalbimizde açtığı yaralar kanamaya halen devam ediyor. Mavi kelebeklerin izinde ortaya çıkartılan her toplu mezarla, kimlik tespiti yapılan her şehit naaşıyla birlikte yüreğimize yeni bir ateş düşüyor. 31’inci sene-i devriyesinde Srebrenitsa şehitlerini bir kez daha rahmetle yad ediyor, mekanları cennet olsun, diyorum" ifadelerine yer verdi.

Dün vefat eden Katar Devleti Baba Emiri Şeyh Hamad Bin Halife Al Sani'ye de rahmet dileyen Erdoğan, "Katar Emiri Şeyh Temim'in şahsında dost ve kardeş Katar halkına en kalbi taziyelerimi sunuyorum. Merhum Şeyh Hamad, vizyoner liderliğiyle Katar’ın bugünlere gelmesinde çok büyük pay sahibiydi. Filistin davası başta olmak üzere, İslam dünyasının meseleleriyle yakından ilgilenen, nerede bir kanayan yara varsa, sarmak için koşturan vicdanlı, dirayetli, samimi bir Müslümandı. Gerek şahsım, gerekse ülke olarak, Türkiye ile Katar arasındaki ilişkilerin güçlenmesine yaptığı eşsiz katkıları hiçbir zaman unutmayacak, kendisini şükranla hatırlayacağız. Rabbim ruhunu şad, mekanını inşallah cennet eylesin" diye konuştu.

'GÜVENLİK TEDBİRLERİNİ ŞANSA BIRAKMADIK'

7-8 Temmuz tarihlerinde, Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen NATO 36’ncı Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ne ilişkin Erdoğan, şunları söyledi:

"NATO zirveleri güvenliğin en üst düzeyde gözetildiği, en küçük bir ihmale, en küçük bir dikkatsizliğe mahal verilmeyen uluslararası toplantılardır. Güvenlik tedbirleri noktasında biz de işi şansa bırakmadık. Emniyet, istihbarat ve adli birimlerimizle her türlü önlemin ölçülü bir şekilde alınmasını temin ettik. Gerekli bilgilendirmeler haftalar öncesinden kamuoyumuza yapıldı. Tespit edilen altyapı eksikleri, yoğun bir çalışmayla vakitlice giderildi. Bu çalışmalar için bakanlıklarımız ve valiliğimizle birlikte yerel yönetimleri de harekete geçirdik. Hem Esenboğa Havalimanı’nın uçak ve yolcu trafiğini hafifletmek, hem de resmi ziyaretlerde kullanılmak üzere, Etimesgut Askeri Havalimanı’nı yeniden ihya ederek, hizmete açtık. Böylece Başkentimize yolları, asma köprüsü ve devlet konuk evi ile modern bir havalimanı daha kazandırmış olduk. Ankara Havalimanı’nın şehrimize tekrar hayırlı-uğurlu olmasını diliyorum."

'ANKARA'NIN BİR DÜNYA ŞEHRİ OLDUĞU TESCİL EDİLMİŞTİR'

Zirve süresince güvenlik, ulaşım, ticaret, kamu düzeni ve şehir hayatının idamesi arasında hassas bir denge kurmaya ihtimam gösterdiklerini dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

"Buna rağmen, zirve sebebiyle günlük hayatı etkilenmiş olan tüm Ankaralı kardeşlerime sabırları ve anlayışları için teşekkür ediyorum. Ankara tarihi bir zirveye, tarihi bir başarıyla ev sahipliği yapmak suretiyle uluslararası alanda görünürlüğünü hiç olmadığı kadar artırmıştır. Ankara’nın artık bir dünya şehri olduğu, bu vesileyle tescil edilmiştir. Bunun yansımalarını özellikle turizmde göreceğimizi düşünüyorum. Allah nasip ederse, bu sene Cumhuriyetimizin 103’üncü yıl dönümünü Türk dünyasından kardeşlerimizle beraber Ankara’da coşkuyla kutlayacağız. İnşallah aynı başarıyı 29-30 Ekim tarihlerinde düzenleyeceğimiz 13’üncü Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi’nde de sergileyeceğiz."

'ANKARA ZİRVESİ MEDYANIN EN YOĞUN İLGİ GÖSTERDİĞİ ZİRVELERDEN BİRİ'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi'nin zirve süresince uluslararası medya merkezi olarak hizmet verdiğini anımsatarak, "Toplam 96 kamera, 18 naklen yayın aracı ve 26 farklı noktadan yapılan yayınlarla haberler tüm dünyaya ulaştırılmıştır. Önemli bir kısmına iştirak ettiğim diğer NATO toplantılarına kıyasla Ankara Zirvesi, medyanın en yoğun ilgi gösterdiği zirvelerden biri olmuştur. Bu ilginin gerek uluslararası basında, gerekse sosyal medya mecralarında halen devam ettiğini görüyoruz. Mehter Marşı’ndan tören kıtasında ilk kez yer alan yeniçerilerimize, Türk Yıldızlarının muhteşem gösterisinden atlı birliklerimize, verilen hediyelerin özgünlüğünden organizasyonun kusursuzluğuna, Külliyemizden kütüphanemize kadar birbirini tamamlayan pek çok unsur insanların ilgisini çekmeye, konuşulmaya, tartışılmaya devam ediyor. Bütün bunları sadece Türkiye’nin tanıtımı açsından değil, Türk kültürü ve tarihinin zenginliği ile Türk milletinin eşsiz misafirperverliğini göstermesi bakımından da önemli buluyoruz" diye konuştu.

'ONLAR ADINA SADECE ÜZÜLÜYORUZ'

Erdoğan, Türkiye’de, kendi devletleri ve hükümetleri hakkında olumlu tek cümle dahi duymaya tahammül edemeyen marjinal bir kesim olduğunu ifade ederek, "Devlet başkanları, bakanlar, gazeteciler dahil istisnasız tüm katılımcıların ülkemizden sitayişle bahsetmesini, bunlar bir türlü içlerine sindiremiyor. Öyle ki, zirveye ve Türkiye’nin müstesna ev sahipliğine kara çalmak için günlerdir akla, hayale gelmedik hezeyanlar üretiyorlar. Siyasetin değil tababetin konusu olan bu güruhu ve saçmalıkları gördükçe, inanın, onlar adına sadece üzülüyoruz. Hele hele '5 dakikacık bir görüşme' için muhataplarına yalvaran zavallıların, sırf gündeme gelebilmek için yaptığı eleştirilere sadece gülüp geçiyoruz. Yabancılaşma kötüdür ama kişinin kendi ülkesine, kendi milletine yabancılaşması, hatta düşmanlaşması çok daha kötüdür. Her zaman söylediğim gibi, Türkiye Cumhuriyeti hepimizin ortak devletidir. Hangi partiden, görüşten, kökenden olursak olalım, hepimiz bu devletin vatandaşıyız, bu aziz milletin ferdiyiz. Türkiye için iyi olan, hepimiz için iyidir, faydalıdır, hayırlıdır. Türkiye’nin başarısı, 86 milyonun tamamının başarısıdır. Türkiye’nin sıkıntısı ise bilaistisna, hepimizin sıkıntısıdır. Milli meselelerin, ideolojik kavga ve siyasi polemiklerin aparatı yapılmasını biz doğru bulmuyoruz" diye konuştu.

'KÜLLİYEMİZ, 86 MİLYONUN TEMSİL MAKAMIDIR'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle mehter marşından, yeniçeriden, merasimlerin Türk tarihine yaraşır biçimde icra edilmesinden rahatsız olanlar için, "İster kabul edin, ister etmeyin ama artık reddi miras yapan bir Türkiye yok. Tam tersine, medeniyet ve kültür birikimini kucaklayan bir Türkiye var. Türkiye Cumhuriyeti, mazisi şanla, şerefle dolu binlerce yıllık devletler silsilemizin son halkasıdır. NATO Liderler Zirvesi, işte bu köklü devlet geleneğimizin tüm görkemiyle tebarüz ettiği bir toplantı olmuştur. Milletimizin azamet ve asaleti, devletimizin itibar ve prestiji, zirvenin düzenlendiği Cumhurbaşkanlığı Külliyemizde adeta tecessüm etmiştir. Kahraman ecdadımızın cenk meydanlarındaki kılıç şakırtılarını kösleriyle, davullarıyla, zurnalarıyla coşturan Mehter Takımımız, Osmanlı’nın en seçkin askeri birliklerinden Yeniçeri Ocağı'nın da yer aldığı Muhafız Alayımız, zirveye ayrı bir anlam ve güzellik katmıştır. Cumhurbaşkanlığı Külliyemiz, tıpkı Gazi Meclisimiz gibi devletimizin ve 86 milyonun temsil makamıdır. Malum çevrelerin hedef aldığı bu mekan, milletin evidir. Burası, asırlardan süzülüp gelen devlet aklının, milletimizin dünya sahnesindeki itibarının, Türkiye’nin güç ve ağırlığının, mimari zemindeki buluşma noktasıdır. Eski nizamın yoğun bakımda olduğu, yeni sistemin ise doğum sancıları çektiği bu dönemde, küresel diplomasinin kalbi, Külliyemizde atmaktadır. NATO Zirvesi, 'Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne ne gerek var?' diyenlere, 'İktidara gelirsek külliyeyi yıkacağız' diyen vizyon fukaralarına, bu eserin ne işe yaradığını, ne amaçla inşa edildiğini, Türkiye için ne manaya geldiğini çok net biçimde göstermiştir" dedi.

Erdoğan, zirvenin ana etkinliklerinden biri olarak bu yıl ilk kez tertiplenen Savunma Sanayii Forumu’na bine yakın katılımcı ve basın mensubunun iştirak ettiğini, ayrıca, ittifakın öncelikli konularından biri olan 'Dron Karşıtı Çalışmalar'ın dikkate alınarak, 'İnsansız Sistemlere Karşı Koyma Mükemmeliyet Merkezi'nin Konya’da kurulmasına karar verildiğini anımsatarak, zirvenin Türkiye’nin tezlerinin en gür şekilde dillendirildiği bir platform görevi gördüğünü söyledi.

'PROGRAM BÜTÇESİNİ 750 MİLYAR LİRAYA ÇIKARIYORUZ'

Üretimin yavaşlamaması, sanayideki rekabet gücünün korunması ve ihracatın artırılması için gerekli adımları attıklarını belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

ABD Başkanı Donald Trump'tan 'Hürmüz Boğazı' açıklaması
ABD Başkanı Donald Trump'tan 'Hürmüz Boğazı' açıklaması
İçeriği Görüntüle

"İmalat sektörü için kurumlar vergisi oranını yüzde 12 buçuğa indirdik. İhracatçılara sunduğumuz reeskont kredilerinin hacmini günlük 5 milyar liraya yükselttik. İstihdam Koruma Programı kapsamında istihdam başına aylık 3 bin 500 lira destek ödemesi yapıyoruz. Bu sayede 900 bin istihdamı koruma altına aldık. Tüm imalat sektörlerimiz için devreye aldığımız 100 milyar liralık kredi paketi sanayicilerimizin finansmana erişimine ilave bir destek oldu. Bu olumlu seyri hızlandırmak için, şimdi yeni bir adım atarak, 'Yatırım Taahhütlü Avans Kredi Programı'nın kapsamını ve bütçesini genişletiyoruz. Kriterleri, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız tarafından ilan edilecek bu yeni uygulama için program bütçesini 750 milyar liraya çıkarıyoruz. Sanayicilerimizin sadece yeni yatırımları için değil, işletme sermayesi noktasında da uygun koşullu finansmana erişim imkanını güçlendiriyoruz. Hayata geçirdiğimiz yeni finansman programı ile 250 milyar liralık uygun koşullu bir kredi paketini daha imalat sanayinin istifadesine sunuyoruz. Program paydaşı bankalardan piyasa koşullarından daha cazip olan, 6 ay ana para ödemesiz, 36 aya kadar vadeli kredilerin 12 puanlık maliyetini de hükümet olarak biz karşılıyoruz. Bu iki program sayesinde, imalat sanayi için toplam 1 trilyon liralık uygun koşullu kredinin önünü açmış oluyoruz. Sanayi sektörümüze ve ülkemize hayırlı olsun, diyorum."