Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Amerikan Başkanı Sayın Trump'la telefon görüşmemizde de ülkemizin hassasiyetlerini kendisine ilettik. Venezuela’nın istikrarsızlığa sürüklenmemesi gerektiğinin altını çizdik. Türkiye ve Türk Milleti; refah, huzur, kalkınma mücadelelerinde dost Venezuela halkının yanında olmaya devam edecektir" dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine Toplantısı'nın ardından basın açıklaması gerçekleştirdi. Erdoğan, sözlerine, geçen hafta DEAŞ’lı teröristler tarafından şehit edilen 3 emniyet mensubuna rahmet dileyerek başladı. Erdoğan, "Türk milleti olarak, bizler, 86 milyon insanımız ve yurt dışındaki 7 milyonu aşkın kardeşimizle gerçekten büyük bir aileyiz. Ankara’daki, Adıyaman’daki, Diyarbakır, Bursa, Trabzon, Tekirdağ’daki ve diğer tüm vilayetlerdeki vatandaşlarımız neyse dünyanın farklı köşelerinde, hayat, haysiyet, helal rızık mücadelesi veren milyonlarca kardeşimiz de canımızdan bir parçadır. Hangi siyasi görüşten, kökenden, mezhep ve meşrepten olursak olalım, hepimiz, şehit kanlarıyla sulanmış bu cennet vatanın sevdalılarıyız. 86 milyon olarak kardeşiz, kaderdaşız, ezelden-ebede biriz ve beraberiz" dedi.
'86 MİLYON HEP BERABER YIKILMAZ BİR DUVAR OLACAĞIZ'
Erdoğan, "27 Aralık’ta, vefatının 89’uncu seneyi devriyesinde bir kez daha rahmetle andığımız, İstiklal Marşı şairimiz Mehmet Akif’in Safahat'ından süzülen şu mısralar, bizim pusulamızdır. Bakınız ne diyor o büyük şair; 'Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez; Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez'. İşte bu şuurla; tefrikayı, fitneyi, bozgunculuğu kapımıza yaklaştırmadan ebedi ve ezeli kardeşliğimize hep birlikte sıkı sıkıya sarılmamız gerekiyor. Elbette bunu söylerken, şunu da aklımızdan çıkarmıyoruz: Bir dağ ne kadar uluysa, başındaki duman da o derece koyu olur. Bizi de ayırmak isteyenler, aramıza nifak sokmak isteyenler, bizi birbirimize düşürmek isteyenler, daima olmuştur ve olacaktır. Bölgemizi kan deryasına çevirmek için türlü tuzaklar kuranlar, her şeyden önce bizi denklem dışına itmeye çalışacaktır. Ama biz bu oyunlara inşallah gelmeyeceğiz. Merhum Akif’in 'İttihad yaşatır, yükseltir, tefrika yakar öldürür' ikazını her zaman zihnimizin bir köşesinde tutacağız. Söz konusu Türkiye olunca, Türkiye’nin huzuru, güvenliği, bekası olunca, ayrılıklarımızı bir tarafa bırakıp birbirimize daha sıkı kenetleneceğiz; 86 milyon hep beraber yıkılmaz, aşılmaz, sarsılmaz bir duvar olacağız" şeklinde konuştu.

'TÜRK VE TÜRKİYE DÜŞMANLARININ SİNSİ TUZAKLARINA DÜŞMEYECEĞİZ'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mehmet Akif Ersoy'un sözlerinden atıfta bulunarak, "Bugün de boylarına-poslarına bakmadan son derece kibirli bir edayla Türkiye’ye parmak sallayanların bizden istediği devletimizdir, vatanımızdır; büyük ve güçlü Türkiye idealimizin kuvveden fiile çıkmasını engellemektir. Her kim, ne adına olursa olsun, 'milli mutabakat ruhuna' zarar verecek bir tavır içindeyse, Türkiye’nin rakiplerine hizmet ediyor demektir. Her kim, ortak değerlerimizi hedef alıyor, aramızdaki rabıtayı zayıflatmaya çalışıyorsa, Türk milletinin dostu değil, yeminli bir hasmıdır. Türk ve Türkiye düşmanlarının, işte bu sinsi tuzaklarına düşmeyeceğiz. İç cephemizi sağlam tutacak, güçlendirecek, orada gedik açmak için fırsat kollayanlara karşı daima uyanık olacağız" dedi.
'TERÖR SORUNUNU KÖKTEN ÇÖZECEĞİZ'
On yıllardır farklı biçimleriyle mücadele edilen terörün Türkiye’nin ayağına vurulmuş emperyalist bir pranga olduğunu vurgulayan Erdoğan, "DEAŞ’ından FETÖ’süne, DHKPC’sinden PKK’sına gayri meşru yapıların hepsi, birer aparat olarak bu amaçla kullanılmıştır. Kahraman güvenlik kuvvetlerimizin destansı mücadelesi, savunma sanayimizdeki atılımlarımızın ülkemize sağladığı yetenekler, hak ve özgürlükler alanında hayata geçirdiğimiz tarihi reformlar ve milletimizin basireti, feraseti, sağduyusu sayesinde, terör musibetinden ebediyen kurtulma noktasında önemli bir fırsat yakaladık. Ülkemizin önünde aralanan fırsat penceresini ardına kadar açacak, bu imkanın sabote edilmesine izin vermeyeceğiz. Terörsüz Türkiye sürecini kararlılıkla devam ettirerek, 40 senedir ülkemizin enerjisini ve kaynaklarını sömüren terör sorununu kökten çözeceğiz. İnşallah bunu da suhuletle, sabırla, sağduyuyla yapacağız. Terörün karanlık gölgesinin olmadığı bir ülkede ve bölgede yaşamanın getireceği büyük kazanımlara odaklanarak bu hedefimize ulaşacağız" ifadelerini kullandı.
'HİÇ KİMSEYE MİNNET ETMEDEN ÜLKEMİZİN HAKKINI SAVUNUYORUZ'
Erdoğan, Kabine Toplantısı'nda güvenlik, dış politika, ekonomi ve sosyal politikalar başta olmak üzere, birçok kritik meseleyi etraflıca ele alarak değerlendirdiklerini belirtti. Erdoğan, geçtiğimiz haftalarda 16’ncı Büyükelçiler Konferansı'na katıldıklarını anımsatarak, "Belirsizliğin arttığı, çıkar kavgasının kızıştığı mevcut küresel konjonktürde hem diplomatik zeminde hem de diğer alanlarda güçlü bir varlık gösteriyoruz. Hiç çekinmeden, eğilmeden, bükülmeden, hiç kimseye minnet etmeden; ülkemizin hak ve hukukunu her platformda cesaretle savunuyoruz. Ana muhalefetin başındaki zat gibi yabancılardan '5 dakikacık' ilgi dilenmiyor, muhataplarımıza '5 dakikalık bir görüşme' için yalvarmıyoruz. Büyük bir milletin ve büyük bir devletin mensubu olduğumuzun bilinciyle, her yerde dik duruyor ama diklenmiyoruz. Hep söyledik, bugün tekrar ediyorum; biz ne kuru hamaset, ne ucuz polemik peşindeyiz; ne de rol kapma, rol çalma derdindeyiz. Biz, Türkiye Cumhuriyeti’ni tüm dünyada şanla, şerefle, iftiharla temsil etmenin mücadelesi içindeyiz. Türkiye; sık sık vurguladığım üzere, her alanda dünyanın dikkatle, takdirle, çoğu zaman gıptayla ve hayranlıkla takip ettiği bir atılım gerçekleştiriyor. Bunun önünü kimse kesemeyecek. Uzak olmayan bir gelecekte, inşallah daha güçlü, daha müreffeh, hemen her alanda daha itibarlı bir ülkede hep beraber yaşayacağız" dedi.
'OMURGALI HİÇBİR DURUŞLARI YOK'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin dünyanın her tarafında adaleti, meşruiyeti ve uluslararası hukuku savunan ülkelerin en başında olduğunu kaydederek, "Gazze’den Suriye’ye nerede bir haksızlık, hukuksuzluk ve zulüm varsa, tavrımızı çok net biçimde ortaya koyduk. Açık söylüyorum; ilkelerimiz söz konusu olunca komplekse kapılmayız. Bu hakikati, ana muhalefetin başındaki zat bilmese de; Afrika’dan Latin Amerika’ya dostlarımız ve kardeşlerimiz gayet iyi bilmektedir. Ana muhalefet partisi genel başkanı, iç siyasette olduğu gibi dış politikada da üçüncü sınıf bir popülizm yapmaktadır. Bu zatın ne dediği, neyi savunduğu bile belli değildir. Lütfen son yıllarda bölgemizde cereyan eden hadiseleri ve bunlara karşı CHP’nin yaklaşımını şöyle bir gözden geçirelim. CHP Genel Başkanının isabetli tek bir öngörüsünü bulamazsınız. Ne Karadeniz’de ne Doğu Akdeniz’de ne Gazze soykırımında ne Libya ne de Suriye konusunda; tutarlı, vicdanlı, omurgalı hiçbir duruşları yok. Tek bildikleri hükümetimize karşı çıkmak; bizim 'AK' dediğimize 'Kara', 'Doğru' dediğimize 'Yanlış' demek. Rusya-Ukrayna krizinin ilk günlerinde, şimdi karşılarında süklüm püklüm oldukları güç odaklarının işaretiyle hükümetimizi eleştirenler, bunlardı. Suriye’nin devrik lideri ülkesinden kaçarken 'Esad’la görüşülmeli' diyenler, bunlardı. Karabağ’ın 44 günlük vatan muharebesinde, Ermeni diasporasıyla söz birliği içinde can Azerbaycan’ı desteklememize karşı çıkanlar, bunlardı. Gazze soykırımında Filistin direnişine terör yaftası vuranlar, bunlardı. Yıllarca Türkiye’yi DEAŞ’a destek vermekle suçlayanlar, bunlardı. Avrupa’ya Türkiye’yi şikayet turları düzenleyenler, bunlardı. Kendi ülkelerine müdahaleyi savunanları tebrik sırasına girenler, bunlardı. Dış politikada 'omurga' nedir, 'ilke' nedir, 'milli menfaat' nedir bilmeyenler, yine bunlardı; bugün bize ahkam kesen ana muhalefet yöneticileriydi. Şimdi çıkmışlar, akıllarınca bizi sıkıştırmaya çalışıyorlar. Kimse kusura bakmasın; ama bunun adı yüzsüzlüktür" ifadelerine yer verdi.
'MUHALEFET BÖYLE BİR SORUMSUZLUĞUN İÇİNDE OLAMAZ'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Muhalefet, 'iktidar yıpransın da Türkiye'ye ne olursa olsun' mantığıyla hareket edemez; böyle bir sorumsuzluğun içinde olamaz. Dahası bu kadar basiretsizlik örneğinden sonra, bırakın ana muhalefetin bize laf söylemesini, bu konularda ağızlarını dahi açmaması gerekir. Ülkemizden 11 bin kilometre ötede, Türkiye’yle yakın dostluk ilişkisi olan bir ülkede müessif bir hadise yaşanıyor; CHP Genel Başkanı’nın aklına ilk gelen; bize saldırmak, bize sataşmak oluyor. Çeşitli fotoğraflar üzerinden bize mesaj vermek oluyor. Bu, patolojik bir ruh halinin işareti değilse, nedir? Siyasette kutuplaşmayı bu provakatif üslupla mı azaltacaksınız? İç cephemizin tahkim edilmesine böyle mi destek olacaksınız? Dünyanın içinden geçtiği bu zor dönemde, Türkiye’nin hak ve hukukunu böyle mi koruyacaksınız? Biz, tabii ki bunlara kulak asmayacak, çirkin tahriklere gelmeyeceğiz. Gerekirse bin düşünüp bir söyleyecek, Türkiye’nin menfaatlerini her daim koruyacak, kollayacak ve yücelteceğiz. Çünkü bizim üzerimizde milletin emaneti var. Bizim üzerimizde 86 milyonun hakkı var, sorumluluğu var. Bizim omuzlarımızda umutlarını, büyük ve güçlü Türkiye’ye bağlamış yüz milyonların mesuliyeti var. Hep söylüyorum, bizim sırtımızda yumurta küfesi var. Biz, iç politikayı da dış politikayı da ilkelerle yapan; akılla ve vicdanla yapan bir hükümetiz; böyle bir kadroyuz."
Erdoğan, ABD'nin Venezuela'ya gerçekleştirdiği saldırıya ilişkin, "Dünyanın neresinde olursa olsun, siyasi meşruiyeti ve uluslararası hukuku ihlal eden hiçbir eylemi tasvip etmeyiz. Venezuela meselesinde de hem Türkiye için hem dost Venezuela halkı için en iyisi, en doğrusu neyse, onu yapmanın gayretindeyiz. Sayın Maduro ve Venezuela halkı, milletimizin dostu olduğunu pek çok kez göstermiştir. İki dost ülke olarak, zor günlerimizde birbirimizle dayanışma içinde olmaya önem ve öncelik verdik. Bugün de aynı anlayışla hareket ediyoruz. Ülkelerin egemenlik haklarının ihlal edilmesi ve uluslararası hukukun çiğnenmesi, küresel düzeyde ciddi komplikasyonlara yol açabilecek riskli adımlardır. 'Hukukun gücü' yerine 'gücün hukukunun' egemen olduğu bir dünyada; istikrarsızlık, kriz, çatışma eksik olmaz. Biz, Türkiye olarak, ne bölgemizde ne başka coğrafyalarda, kaos, kargaşa ve gerilim olmasını asla istemeyiz. Kurallara dayalı uluslararası sistemin korunması bu bakımdan önemlidir. Bugünkü Kabine Toplantımızda, ilgili birimlerimizin derlediği güncel bilgiler ışığında, Venezuela vakasını enine boyuna değerlendirdik. Amerikan Başkanı Sayın Trump'la telefon görüşmemizde de, ülkemizin hassasiyetlerini kendisine ilettik. Venezuela’nın istikrarsızlığa sürüklenmemesi gerektiğinin altını çizdik. Türkiye ve Türk Milleti; refah, huzur, kalkınma mücadelelerinde dost Venezuela halkının yanında olmaya devam edecektir."
'TOPLAM 455 BİN 357 BAĞIMSIZ BÖLÜMÜ KULLANIMA SUNDUK'
6 Şubat depremlerinin yaralarının sarılması, iktidarımızın yaklaşık 3 yıldır birinci önceliği olduğunu belirten Erdoğan, "'Hükümet bu enkazın altında kalır' diyen istismarcılara meydanı terk etmedik. Asrın felaketinin üstesinden, asrın dayanışması ve seferberliğiyle gelmeyi başardık. En son 27 Aralık’ta, 11 ilimizde yapımı tamamlanan 455 bininci deprem konutunun anahtarlarını teslim etmek üzere, Hatay’ın misafiri olduk. Hatay’ımızda 55 bin 681, Kahramanmaraş’ımızda 22 bin 81, Malatya’mızda 11 bin 367, Adıyaman’ımızda 4 bin 833, Osmaniye’mizde 3 bin 357, Elazığ’ımızda 2 bin 568, Gaziantep’imizde bin 620, Şanlıurfa’mızda bin 333, Diyarbakır’ımızda 887, Adana’mızda 692, Kilis’imizde 308, Kayseri’mizde 224, Tunceli’mizde 201, Bingöl’ümüzde 27 olmak üzere, toplam 105 bin 179 konut, köy evi ve iş yerini daha depremzede vatandaşlarımıza teslim ettik. Böylece, milletimize verdiğimiz sözleri tutmanın huzuru içinde, depremin etkilediği 11 ilimizde toplam 455 bin 357 bağımsız bölümü afetzede kardeşlerimizin kullanımına sunmuş bulunuyoruz" dedi.
'İHRACATTA CUMHURİYET TARİHİMİZİN REKORUNA İMZA ATTIK'
2026 senesini, ihracatta kırılan rekorların sevinciyle karşıladıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:
"Geçen yıl için ihracatta hedefimizi, 270 milyar dolar olarak açıklamıştık. Mal ve hizmet ihracatında ise 390 milyar dolarlık bir hedef belirlemiştik. Allah’a hamdolsun her iki hedefimizin de üzerinde bir rakama ulaştık. 2025 senesini 273,4 milyar dolarlık bir ihracat rakamıyla kapattık. Böylece geçen yıla göre ihracatta yüzde 4,5 oranında bir artış kaydettik. Aralık ayı ihracatımızda, kasım ayına kıyasla yüzde 12,8 oranında bir artış oldu ve ihracatımız 26 milyar 411 milyon dolara yükseldi. Bu rakamlarla hem aylık bazda hem de yıllık olarak Cumhuriyet tarihimizin rekoruna imza attık. 2025 yılında mal ihracatımızda net olarak 11,7 milyar dolar artış yaşandı. Bir başka çarpıcı oran hizmetler ihracatımızdır. Hizmetler ihracatımızın 123,1 milyar doları bulduğu, böylece 2025 yılı mal ve hizmet ihracatımızın 396,5 milyar dolara ulaştığı görülüyor. İnşallah, bu yılın sonunda, ihracatta 282 milyar doları hedefliyoruz. Hizmetler ihracatında ise 128 milyar doları yakalayarak; toplam 410 milyar dolar mal ve hizmetler ihracatına ulaşmayı istiyoruz."
'ENFLASYONU DAHA DÜŞÜK SEVİYELERE ÇEKECEĞİZ'
Erdoğan, enflasyonda da güzel haberler aldıklarını belirterek, "Aralık ayı Tüketici Fiyat Endeksi yüzde 0,89 oranında gerçekleşti ve böylece 2025 yılı enflasyon oranı yüzde 30,89 oldu. Böylece yıllık enflasyon 49 ayın en düşük seviyesine indi. Burada da kalmayacak, enflasyonu daha düşük seviyelere çekeceğiz. Enflasyon verilerinin de ekonomimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Göreve geldiğimiz ilk günden beri 23 yıldır titizlikle uyguladığımız işçimizi, memurumuzu, emeklilerimizi enflasyona ezdirmeme politikamızı bundan sonra da aynı hassasiyetle devam ettireceğiz" şeklinde konuştu.
'BURS VE ÖĞRENİM KREDİSİNİ YÜZDE 33 ARTIRDIK'
Erdoğan, öğrencilere de müjde vererek, "2002 yılında 451 bin 550 üniversite öğrencilerimize yalnızca 45 lira burs ve öğrenim kredisi veriliyordu. Biz bu rakamı her geçen yıl katlayarak artırdık; eğitim yolculuklarında genç kardeşlerimizin daima yanında olduk. 2025 yılı içerisinde 867 bin kişiye kredi, 651 bin kişiye burs olma üzere, toplam 1 milyon 518 bin üniversite öğrencimize destek sunduk. Sadece geçen sene üniversite öğrencilerimize sağladığımız burs ve kredi desteğinin toplamı 34 milyar 14 milyon liradır. 2025 yılında burs ve öğrenim kredisi olarak; lisans öğrencilerimize 3 bin lira, yüksek lisansa 6 bin lira, doktoraya 9 bin lira destek sunuyorduk. 2026 yılı itibarıyla bu rakamı yüzde 33 oranında artırarak; Lisans öğrencilerimizde 4 bin liraya, yüksek lisans öğrencilerimizde 8 bin liraya, doktora öğrencilerimizde 12 bin liraya yükseltiyoruz. Gençlerimize ve ailelerine hayırlı-uğurlu olsun" dedi.





