“Yabani”deki filtresiz Alev’den “Eşref Rüya”daki mesafeli ve güçlü Gonca’ya uzanan oyunculuk yolculuğunu MAG okurlarıyla paylaşan Ebru Aytemur, karakterleriyle kurduğu bağ ve içsel dönüşümünü samimi bir dille anlattı. Oyunculuğa bakış açısının kariyerinin başındaki yıllara göre değiştiğini belirten Aytemur, “İlk başladığımda oyunculuğu daha çok ‘doğru yapmak’ üzerine düşünüyordum. Şimdi ise daha çok hissetmeye, karakterle gerçekten bağ kurmaya odaklanıyorum. Hâlâ aynı tutkuyla yapıyorum ama artık daha sakin, daha özgür ve kendime daha çok güvenen bir yerden bakıyorum,” dedi…
“Yabani”deki Alev karakterinden “Eşref Rüya”daki Gonca’ya geçişin kendisine önemli dersler verdiğini söyleyen Aytemur, bu iki karakterin insani kırılganlıklarını keşfetmenin oyunculuk yolculuğunu zenginleştirdiğini vurguladı. “İzleyicinin benden beklemediği kadar karanlık, hatta biraz tehlikeli bir karakteri oynamak isterim. Oyunculukta beni en çok heyecanlandıran şey, kendimden olabildiğince uzak yerlere gidebilmek,” ifadelerine yer verdi.
Gonca’nın keskin ve dikkat çekici stilinin karakterin zırhı olduğunu belirten Aytemur, kostüm sürecine dahil olarak karakterin kıyafet seçimlerinde küçük dokunuşlar yaptığını paylaştı. “Bir noktadan sonra karakterin o kıyafetleri nasıl taşıyacağını en iyi oyuncu hissediyor,” dedi.
Kameraların dışında ise ruhunu yalnızlık, müzik, hareket ve doğa ile beslediğini aktaran Aytemur, son dönemde dansın hayatına kattığı enerjiden de bahsetti. Hayatındaki kritik kararları verirken ise mantık ve kalbin sesini birlikte dinlediğini, kalbinin yönlendirdiği cesur adımların hikâyelerini şekillendirdiğini söyledi.

EBRU AYTEMUR
KALBİNİN SESİNDE
“Yabani”deki filtresiz Alev’den “Eşref Rüya”daki mesafeli ve güçlü Gonca’ya uzanan oyunculuk yolculuğunu anlatan Ebru Aytemur, karakterleriyle kurduğu bağı ve içsel dönüşümünü MAG Okurlarıyla paylaşıyor.
Oyunculuk kariyerinizin ilk yıllarındaki Ebru ile bugünkü Ebru arasında oyunculuğa bakış açısı anlamında ne gibi farklar var?
İlk başladığımda oyunculuğu daha çok “doğru yapmak” üzerine düşünüyordum. Şimdi ise daha çok hissetmeye, karakterle gerçekten bağ kurmaya odaklanan biriyim. Hâlâ aynı tutkuyla yapıyorum ama artık daha sakin, daha özgür ve kendime daha çok güvenen bir yerden bakıyorum oyunculuğa.
“Yabani” dizisindeki Alev karakterinden sonra “Eşref Rüya”da Gonca gibi daha gri ve sert bir karaktere geçmek size ne öğretti? Kariyerinizde ters köşe yapmak istediğiniz, hayalinizdeki uç rol nedir?
Alev çok dışa dönük ve çok zor bir hayat yaşayan, filtresi pek olmayan ama kalbi çok temiz bir kadındı. Duygularını saklamayan, aklından ne geçiyorsa söyleyen biriydi. Gonca ise tam tersi; duygularını daha içinde yaşayan, kolay kolay göstermeyen, sadece öfkesini dile getirebilen biri. O yüzden de biraz daha gri bir karakter. Bu iki karakteri oynamak bana şunu öğretti: İnsanların duygularını ifade etme biçimi çok farklı olabilir ama hepsinin altında çok insani bir kırılganlık var. Oyuncu olarak da en çok bu farklılıkların peşinden gitmeyi seviyorum. Kariyerimde ters köşe yapmayı seviyorum aslında. Bir gün, izleyicinin benden hiç beklemeyeceği kadar karanlık, hatta biraz tehlikeli bir karakteri oynamak isterim, çünkü oyunculukta beni en çok heyecanlandıran şey, kendimden olabildiğince uzak yerlere gidebilmek.
Gonca’nın stili oldukça keskin ve dikkat çekici. Karakterin kıyafet seçimlerinde sizin kişisel zevkinizden dokunuşlar var mı, yoksa “Gonca giyinirken ben tamamen kenara çekiliyorum.” mu diyorsunuz?
Gonca’nın stili aslında onun zırhı gibi. O yüzden kostüm sürecine mutlaka dâhil oluyorum. Kostüm ekibiyle birlikte düşünüp küçük dokunuşlar yapıyoruz, çünkü bir noktadan sonra karakterin o kıyafetleri nasıl taşıyacağını en iyi oyuncu hissediyor.

“OYUNCULUKTA BENİ EN ÇOK HEYECANLANDIRAN, KENDİMDEN UZAK KARAKTERLERE GİTMEK”
Ebru Aytemur’un kendi dünyasında, kameralardan uzaktayken en büyük konforu nedir? Ruhunuzu en çok ne dinlendirir?
Kalabalık bir dünyada yaşıyorum ama en çok yalnızken nefes alıyorum. Ruhumu en çok dinlendiren şey yalnızlık; müzik, hareket ve doğa da onun eşlikçileri. Son zamanlarda ise dans etmek hayatıma yeni giren ve ruhuma en iyi gelen şeylerden biri oldu.
Rasyonellik mi, sezgileriniz mi: Hayatınızın en kritik kararlarında hangisinin sesini daha çok dinliyorsunuz? “Mantığım bitti dedi ama kalbim devam et dedi.” dediğiniz bir an var mı?
Hayatımın bazı kritik anlarında mantığım durmam gerektiğini söyledi ama kalbim devam etmemi. Geriye baktığımda o cesaretin beni ben yapan şeylerden biri olduğunu düşünüyorum. En güzel hikâyelerim kalbimi dinlediğimde başladı.




