Yargı Reformu Stratejisi ve İnsan Hakları Eylem Planı Toplantısı'nda konuşan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Gerek Anayasa Mahkememiz gerek Yargıtayımız, bunlar bizim yüksek mahkemelerimiz. Dolayısıyla onların yıpranmasını hiç kimse istemez. Ama Anayasamızdan kaynaklanan bu görüş farklılıkları ortadan kaldıracak olan da elbette ki Türkiye Büyük Millet Meclisimizdir. Biz inanıyoruz ki TBMM'i hem yeni, demokratik, sivil, kuşatıcı bir anayasa noktasında bir uzlaşmaya varacaktır" dedi.

'1982 ANAYASASI, 1980 DARBESİNİ YAPAN DARBECİLER TARAFINDAN YAZILAN BİR ANAYASA'

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç'un da katıldığı Yargı Reformu Stratejisi ve İnsan Hakları Eylem Planı Toplantısı İstanbul'da düzenlendi.

"Dünyaya Türkiye Yüzyılı damgasını vuracaksak en başta Anayasamızın daha demokratik, daha sivil, katılımcı bir anlayışla hazırlanan yeni bir Anayasayı milletimizle kavuşturmalıyız" diyerek sözlerine başlayan Bakan Tunç, "Bugün ortaya çıkan sorunlar, tartışmalar, yüksek yargımız arasındaki görüş farklılıkları yüksek yargımızın belki kendilerinden kaynaklanan bir durumda söz konusu değil. Anayasamızın bugüne kadar 177 maddede, 184 değişiklik yapılmış olması anayasanın maddeleri arasındaki yeknesaklığın bozulması sorunlara yansıdı. Bir darbe anayasası, 1982 anayasası, 1980 darbesini yapan darbeciler tarafından yazılan bir anayasa. Demokratik bir anayasa değil. Vesayetçi anlayışla hazırlanmış bir anayasa. Vesayetçi ruhu ortadan kaldırabilmek için şu geçtiğimiz süreç içerisinde son 21 yılda önemli anayasa değişiklikleri gerçekleştirdik. Vesayetçi ruhu azaltan değişikliklerdir bunlar, ortadan kaldırmayı amaçlayan değişikliklerdi. Özellikle anayasamızda temel hak ve özgürlükleri güçlendiren önemli değişikliklere imza attık geçtiğimiz süreçte. Hem 2010 anayasa değişikliğinde, hem 2017 anayasa değişikliğinde anayasamızın daha demokratik hale getirmenin mücadelesini verdik." ifadelerine yer verdi. 

'VESAYETÇİ ANLAYIŞI ORTADAN KALDIRMAYA YÖNELİK ÇOK ÖNEMLİ REFORMLARA MİLLETİMİZİN ONAYIYLA İMZA ATTIK'

"Özellikle anayasamızda yargı birliğinin sağlanması noktasında önemli adımlar attın" diyen Bakan Tunç, "Devlet güvenliği mahkemelerinin kaldırılması, özel yetkili mahkemelerin kaldırılması ve askeri yargının kaldırılması, yargı birliğinin sağlanması noktasında önemli reformlar gerçekleştir. Özellikle Anayasa Mahkememizin yapısını, daha demokratik hale getirilmesi, hakimler ve savcılar kurulumuzun demokratik hukuk devleti ilkesine daha uygun hale getirilmesi anlamında anayasamızı önemli ilerlemeler sağladık. Bu anayasada sıkıyönetim diye bir madde vardı, onu kaldırdık. Bu anayasada darbeciler yargılanamaz diye bir madde vardı. Onu kaldırdık. Ve anayasamızdaki vesayetçi anlayışı ortadan kaldırmaya yönelik çok önemli reformlara milletimizin onayıyla imza attık. Tabii anayasadaki bu vesayetçi ruhu tamamen ortadan kaldırabildik mi? Kaldıramadık. Çünkü o yeknesaklık, o maddelerdeki çelişkiler, özellikle eski kurumlara yeni görevler yüklendiğinde ortaya çıkan görüş farklılıkları maalesef işte bugün ortaya çıkan sorunları ortaya çıkarıyor" şeklinde konuştu.

'GÖRÜŞ FARKLILIKLARI ORTADAN KALDIRACAK OLAN DA ELBETTE Kİ TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİMİZDİR'

Yılmaz Tunç, "Anayasa Mahkemesi'nin sadece siyasi parti kapatma ve norm denetimi ve Yüce Divan görevlerinin yanı sıra 2010 yılında bireysel başvuru hakkını ilave ettiğimiz zaman işte o Anayasa Mahkemesinin kendisiyle ilgili bir sorun ortaya çıkıyor. Maddelerden birinde Anayasa Mahkemesi kararları bağlayıcıdır derken bir sonraki maddede de adliye mahkemelerinden verilen kararların son incelemeleri de Yargıtay'dır diyor. Bireysel başvuruyla ilgili düzenlemeyi yaptığımızda, bireysel başvuruyla alakalı 148'inci maddede özellikle bu yetki çatışmasının olmaması ile ilgili olarak bir madde düzenlemesi ihtiyacından dolayı 'bireysel başvurular kanun yolu incelemesi yapılamaz' cümlesine rağmen bu tartışmalar ortaya çıkıyor. Dolayısıyla yargı kurumlarımızı gerek Anayasa Mahkememiz, gerek Yargıtay'ımız bunlar bizim yüksek mahkemelerimiz. Dolayısıyla onların yıpranmasını hiç kimse istemez. Ama Anayasamızdan kaynaklanan bu görüş farklılıkları ortadan kaldıracak olan da elbette ki Türkiye Büyük Millet Meclisimizdir. Biz inanıyoruz ki TBMM'i hem yeni, demokratik, sivil, kuşatıcı bir anayasa noktasında bir uzlaşmaya varacaktır. Çünkü bu bizim milletimize olan borcumuzdur. İleri de daha büyük krizlere, daha büyük sorunlara yol açmamak için bu tedbirleri almak durumundayız" diye konuştu.

BM Genel Kurulu, 11 Temmuz’u 'Srebrenitsa'daki Soykırımı Anma Günü' olarak kabul etti BM Genel Kurulu, 11 Temmuz’u 'Srebrenitsa'daki Soykırımı Anma Günü' olarak kabul etti

'ADALETE ERİŞİMİ KOLAYLAŞTIMAYA YÖNELİK ÇALIŞMALARIMIZI SÜRDÜRECEĞİZ'

Tunç, "Vatandaşlarımız bizden tüm kamu hizmetlerinde olduğu gibi yargı hizmetlerinin de adil olmasının yanı sıra kaliteli ve hızlı olmasını talep ediyor. Adaletin ve haklının yüzyılının tahkimi için çıktığımız bu yolda ana hedeflerimizi bazı başlıklar altında toplayacak olursak. Birincisi adalete erişimi kolaylaştırmaya yönelik çalışmalarımızı sürdüreceğiz. İkincisi, makul sürede yargılamayı sağlayacak adımları atmaya devam edeceğiz. Geciken adalet, adalet değildir. O nedenle adaleti gecikmeden sağlamanın gayreti içerisinde olacağız. Üçüncüsü, yargı hizmetlerinin sunumunda sadeleştirilmiş, kolaylaştırılmış ve verimliliği esas alan süreçleri ihdas edeceğiz. Dördüncüsü, Adalet hizmetlerinde çağın gereklerine uygun teknolojik sistemimize daha fazla katmaya devam edeceğiz. Ve beşincisi, önemli bulduğumuz bir konu, onarıcı ve telafi edici adalet uygulamalarının hukuk sistemimize dahil edecek yenilikleri hep birlikte hayata geçireceğiz" ifadelerini kullandı. (DHA)

Editör: MURAT ÖZER