Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, "Son dönemde para piyasası ve benzeri fonlardan çıkışlar oldu. Ancak fonlardaki çıkışlar büyük oranda mevduata yöneldi. Mevduata yönelime para birimi kompozisyonunda baktığımızda TL tercihinin mevcut TL payı ile uyumlu olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla TL payı yatırım fonları dahil ve hariç olarak yüzde 61 seviyesinde kalmaya devam ediyor" dedi.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, 1211 sayılı 'Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu' gereğince Merkez Bankası'nın faaliyetleri dinlemek üzere AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş başkanlığında toplandı. İYİ Parti Samsun Milletvekili Erhan Usta usul üzerine söz istedi. Usta, Plan ve Bütçe Komisyonu’nun sermaye piyasasındaki işlemlere ilişkin başlatılan soruşturma nedeniyle toplanması gerektiğini ve ilgili kurumların komisyona gelerek milletvekillerini bilgilendirmesi gerektiğini ifade etti. Usta, "Sermaye Piyasası Kanunu'nun 129'uncu maddesini açarsak orada SPK'nin yılda en az 1 defa TBMM Plan ve Bütçe Komisyonuna bilgi vereceği açık bir şekilde ifade edilmektedir. ‘Bilgi verir' diyor 'verebilir' falan da değil. Burada bir sınırlama da yok yani birden fazla da olabilir, bilgi verme yükümlülüğü var. Aynı husus BDDK'nin kanununda da var. BDDK tarafından hazırlanan bir bilgilendirme raporunun komisyon üyelerine dağıtılmasıyla yerine getiriyorsunuz ama bu olmaz. Kanunun bu hükümleri uygulanmıyor" ifadelerini kullandı.

Komisyon Başkanı Muş ise kurumların komisyona yazılı raporlar sunduğunu ve söz konusu fiziki dinleme meselesini değerlendireceğini söyledi.

'TÜM ARAÇLARIMIZI KULLANMAYA DEVAM EDECEĞİZ'

Eylül ayı enflasyon verileri açıklandı
Eylül ayı enflasyon verileri açıklandı
İçeriği Görüntüle

TCMB Başkanı Fatih Karahan, milletvekillerine sunum yaptı. Karahan, yıl içinde yaşanan jeopolitik belirsizlikler nedeniyle dezenflasyon sürecinin ivme kaybetmekle birlikte sürdüğünü belirterek, "Sıkı para politikası duruşumuz sayesinde iç talepteki yavaşlama belirginleşti. Para politikasının doğrudan etkilediği kalemlerde enflasyondaki yavaşlama daha net gözlenmekte. Bununla birlikte arz yönlü şokların etkisiyle bu iyileşmenin manşet enflasyona yansımaları sınırlı kaldı. Savaşın etkilerinin belirginleştiği mart-haziran döneminde enflasyonun ana eğiliminde yükseliş olmuştu. Ancak, temmuz ayından itibaren ana eğilimde yeniden gerileme gördük. Şokların etkisi hafifledikçe, sıkı para politikası duruşumuzun katkısıyla, dezenflasyon sürecinin yeniden ivme kazanacağını öngörüyoruz. Önümüzdeki dönemde enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışları dezenflasyonun seyri açısından önemini koruyacaktır. Bu çerçevede fiyat istikrarı hedefimiz doğrultusunda tüm araçlarımızı kararlıkla kullanmaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu.

'KÜRESEL BÜYÜMENİN İVME KAYBETBESİ BEKLENİYOR'

Karahan, ABD-İran savaşı nedeniyle enerji fiyatlarındaki yüksek seyrin sürdüğünü ve savaş nedeniyle küresel arz zincirinde aksamalar, navlun maliyetlerinde artış, tedarik zincirinde aksamaların meydana geldiğini kaydederek, "Küresel tedarik zincirlerindeki aksamalar devam ediyor. Küresel enerji arzı açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı’na alternatif olan ticaret yollarındaki risklerin de son dönemde arttığını görüyoruz. Bu durum, ticaret rotalarının uzaması ve sigorta maliyetlerindeki artışlara bağlı olarak navlun maliyetlerinin keskin bir şekilde yükselmesine neden oldu. Bu çerçevede, enerji fiyatları üzerindeki yukarı yönlü risklerin sürdüğünü değerlendiriyoruz. Daha genel baktığımızda gerek enerji gerekse enerji dışı emtia fiyatları savaş öncesine kıyasla yüksek düzeylerini koruyor. Enerji dışı tarafta El Nino iklim olayı son dönemde tarımsal emtia fiyatlarını olumsuz etkilerken, değerli metal fiyatları ise dalgalı bir seyir izliyor. Bütün bu gelişmelere bağlı olarak ithalat fiyatlarının da savaş sonrasında belirgin ölçüde arttığını gözledik. Küresel büyümenin 2026 yılında ivme kaybetmesi bekleniyor. 2027 yılında ise baz etkilerinin de katkısıyla, büyüme görünümünün bir miktar toparlanması öngörülüyor" dedi.

'GENİŞ TANIMLI İŞSİZLİK ORANI YÜKSEK SEVİYESİNİ KORUYOR'

Savaş nedeniyle Türkiye’nin dış ticaretinin olumsuz etkilendiğini ve yüksek seyreden enerji fiyatları nedeniyle küresel enflasyon ve enflasyon beklentilerinin yükseldiğini vurgulayan Karahan, manşet enflasyonun küresel ölçekte arttığını söyledi. Karahan, yurt içi makroekonomik gelişmeleri paylaşarak, "2026 yılının ikinci çeyreğinde kuvvetli artış gösteren sanayi üretiminin, temmuz itibarıyla üçüncü çeyrekte azaldığını, oynaklığı yüksek sektörler dışlandığında da benzer şekilde gerilediğini görüyoruz. Diğer yandan, hizmet üretiminin temmuz ayı itibarıyla üçüncü çeyrekte arttığını izliyoruz. Kapasite kullanım oranı tarihsel ortalamasının altındaki seyrini sürdürüyor. Nitekim yılın ikinci çeyreğinde sınırlı olarak arttıktan sonra üçüncü çeyrekte geriledi. Üçüncü çeyrekte manşet işsizlik oranının yataya yakın seyrettiğini görüyoruz. İşsizlik oranı geçmiş dönem ortalamalarının oldukça altında olsa da geniş tanımlı göstergeler yüksek seviyesini koruyor. Bununla birlikte, ilan başına başvurulara dair derlediğimiz veriler de yüksek seyrediyor" değerlendirmesinde bulundu.

CARİ AÇIĞIN MİLLİ GELİRE ORANI

Karahan, cari açığın ikinci çeyrekte olumsuz dış koşullara rağmen gerilediğini dile getirerek, şöyle devam etti:

"İkinci çeyrekte cari açık milli gelire oran olarak tarihsel ortalamaların altında bir seyir izledi. Jeopolitik gelişmeler kaynaklı artan enerji fiyatlarının olumsuz etkisine rağmen, enerji hariç dış ticaret dengesindeki iyileşme, bu dönemde 12 aylık birikimli cari açığın sınırlı olarak gerilemesinde rol oynadı. Olumsuz dış koşullara rağmen, üçüncü çeyrekte cari açıktaki artışın daha sınırlı düzeyde olacağını tahmin ediyoruz. Söz konusu görünümde, ılımlı seyrini sürdüren dış ticaret açığı ve turizm gelirlerindeki toparlanma etkili olacak. Jeopolitik risklerin devam etmesi nedeniyle enerji fiyatları yüksek seyrini sürdürüyor. Bu ise hem artan enerji ithalatı hem de zayıflayan dış talep görünümü kanallarından dış ticaret açığı üzerinde yukarı yönlü risk taşıyor."

'DÖVİZ KURU OYNAKLIĞINDA SINIRLI ARTIŞ YAŞANDI'

Dezenflasyon sürecinin jeopolitik gelişmeler nedeniyle yavaşladığını ancak buna rağmen yüzde 2,6 seviyesinde gerilediğini söyleyen Karahan, para politikasındaki sıkı duruşun enflasyon beklentilerindeki bozulmayı sınırlı tuttuğunu ifade etti. Karahan, "Son dönem verileri sıkı para politikasının etkisiyle enflasyon görünümün iyileştiğini ima ediyor. Bununla birlikte jeopolitik gelişmeler yukarı yönlü riskleri canlı tutuyor. Bu nedenle, dezenflasyon konusundaki kazanımlarımızın devamını sağlamak için ihtiyatlı olmaya devam edeceğiz. Bu doğrultuda, fiyat istikrarı sağlanana kadar gerekli sıkı para politikası duruşunu kararlılıkla sürdüreceğimizi vurgulamak isterim. Zira, bir kez daha altını çizmek isterim ki kalıcı fiyat istikrarının sağlanması, sürdürülebilir büyüme ve toplumsal refah artışı için ön koşuldur" diye konuştu.

'TL MEVDUATIN PAYI YÜZDE 61’İN ÜZERİNE YÜKSELDİ'

Karahan sıkı para politika duruşu ve destekleyici makro ihtiyati araç seti ile yurt içi yerleşiklerin TL mevduat tercihinde etkili olduğunu söyleyerek, "Özellikle ikinci çeyrekten itibaren TL mevduata girişlerin hızlanması ile birlikte TL mevduatın payı yüzde 61’in üzerine yükseldi. Son dönemde para piyasası ve benzeri fonlardan çıkışlar oldu. Ancak fonlardaki çıkışlar büyük oranda mevduata yöneldi. Mevduata yönelime para birimi kompozisyonunda baktığımızda TL tercihinin mevcut TL payı ile uyumlu olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla TL payı yatırım fonları dahil ve hariç olarak yüzde 61 seviyesinde kalmaya devam ediyor" dedi.

'FİNANSAL PİYASALARA ESNEKLİK GETİRDİK'

TC Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, gazetecilerin sorularını yanıtladı. Yatırım fonları ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Karahan, "Bildiğiniz gibi bazı yatırım fonları tasfiye sürecine girdi. Burada piyasaların görece sınırlı bir alanında ve tekil bazlı fonlar kaynaklı olarak oynaklık gözlendi. Biz bu konuya temelde finansal istikrar açısından bakıyoruz. Böyle baktığımızda iki öncelik öne çıkıyor: bunlardan bir tanesi, hem finansal istikrar için hem de bizim politikalarımızın sağlıklı bir şekilde devam edebilmesi için Türk lirasına olan güvenin devam etmesidir. İkincisi ise tekil fonlarda ki sorunun finansal sistemin geneline yayılmaması yani bu gördüğümüz sorunun bir sistemik risk haline dönüşmemesini sağlamak. Bu öncelikler sadece finansal istikrar için oldukça önemli çünkü merkez bankalarının fiyat istikrarı hedefine odaklanabilmelerinin bir ön koşulu, finansal sistemin sağlıklı bir şekilde, olağan akışında ilerlemesi. Aynı şekilde, tersini de söyleyebiliriz, fiyat istikrarını tesis etmek de finansal istikrarı korumanın ayrılmaz bir parçası. Bu doğrultuda, biz, bu süreçte bankaların likiditeye erişimini kolaylaştırmak için repo ihale tutarlarını artırdık, repo ihale tutarlarını arttırdık, bankaların borç alabilme limitlerini 10 kat arttırdık. Teminat olarak kullanılan burada TÜFE'ye endeksli kıymetlerin ve YP cinsi teminatların iskonto oranlarını da yüzde 10'a düşürdük ve ayrıca bankaların TL zorunlu karşılıklarda bloke olarak tutmaları gereken oranları yani 2 haftalık süre içinde dokunamadıkları oranları da düşürdük, bunlar likidite yönetimi konusunda biraz daha finansal piyasalara esneklik getirmiş oldu" ifadelerine yer verdi.

'FON PİYASASININ GENELİ SAĞLIKLI İŞLEMEYE DEVAM EDİYOR'

Tasfiye edilen fonlardaki riskin diğer para piyasası fonlarına yayılması riskini engellemek için tahvil alımlarını hızlandırdıklarını kaydeden Karahan, "Önümüzdeki dönemde de önceliğimiz finansal istikrar açısından baktığımızda geçmişte görülen sorunun genele yayılmaması, piyasa koşullarına göre gerekli adımları atmaya devam edeceğiz. Bu adımlar neticesinde de baktığımızda, fon piyasasının genelinin sağlıklı işlemeye devam ettiğini, finansal sistemin genelini etkileyen bir sorun olmadığını değerlendiriyoruz. Türk lirası tercihine bakacak olursak da bunun eylül öncesi Türk lirası payıyla uyumlu olduğunu, bu doğrultuda da sunumumda da gösterdiğim gibi Türk lirası payının fonlar dahil edilse de edilmese de yatay seyrettiğini, dolayısıyla orada bir dövize ya da altına yönelim olmadığını, ciddi bir anlamda olmadığını görüyoruz. Bu görünüm yürüttüğümüz sıkı para politikasının önemli bir kazanımı olarak da karşımızda duruyor" diye konuştu.

'FONLARDAKİ ÖNEMLİ BİR KISIM MEVDUATA GEÇTİ'

Karahan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında kurulan Fon Koordinasyon Kurulu kurulduğunu ve tasfiye işlemlerinin ilgili bankalar tarafından gerçekleştirileceğini hatırlattı. Karahan, "Aralık 2025'te yapılan değerlendirmeler ve o komitedeki istişareler sonucunda Finansal İstikrar Komitesi bir karar aldı ve bu kararlar tavsiye niteliğinde oluyor, ilgili kurumların adım atması gerekiyor. Aslında tasfiye tarafı, para piyasası ve benzeri fonlardan 28 Ağustos sonrasında ciddi bir çıkış oldu, bunu verilerden siz de takip edebiliyorsunuz. Bu çıkışın bir kısmı yurt dışı yerleşiklerden geliyor çünkü onların da bu fonlarda pozisyonları vardı. Yurt içi yerleşikten çıkan tutarlara bakmak önemli. Buradaki tutarın önemli bir kısmının mevduata geçtiğini görüyoruz. Nitekim, aynı dönemde baktığımızda toplam mevduatta, ticari ve tasarruf mevduatında 800 milyar TL'nin üzerinde bir artış oldu. Bu süreçte döviz cinsi fonlardan da çıkış olduğu için bunun bir kısmının DTH'ye yönelmesi beklenebilir çünkü bunlar yani o dönem itibarıyla da döviz tercihi olan yatırımcılar, oradan çıktıkları zaman mevduatta da bir miktar döviz tercihi yapmaları, DTH'nin o kaynakla artması beklenebilir ama buna rağmen baktığımızda toplam mevduat tercihlerinin mevcut TL payıyla uyumlu olduğunu görüyoruz. Nitekim sunumunda da gösterdiğim gibi yatırım fonları dahilinde baktığımızda Türk lirası payının yüzde 61, yüzde 61,4; o civarda olduğunu ve yatay seyrettiğini görüyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

'FONLARDAN ÇIKIŞ YAVAŞLADI'

Fon piyasalarını yakından takip ettiklerini vurgulayan Karahan, "Günlük olarak takip ediyoruz ki fonlardan çıkışın yavaşladığını görüyoruz. Burada baktığımızda önemli olan unsur aslında tasfiye sürecindeki fonların finansal sistemin geri kalanıyla ilgili olan bağlantısı çünkü burada yayılma riskini belirleyen temel unsur bu bağlar. Burada bu bağın zayıf olduğunu kalan kısımda görüyoruz. Dolayısıyla, finansal sisteme ve Türk lirasına olan güvenin güçlü bir şekilde devam ettiğini en azından şu anki veriler ışığında söyleyebiliriz. Sıkı parasal duruş burada önemli, bankamızın ve ilgili kurumların eş güdüm içinde aldığı önlemler sayesinde de yayılma riskinin şu an için sınırlı kaldığını açıkçası değerlendiriyoruz. TCMB menkul kıymet yatırım fonları açısından düzenleyici bir otorite değil ancak finansal piyasalardaki dalgalanmaları yakından takip ediyoruz finansal istikrar açısından. Burada, bu süreçte özellikle TL piyasalarında bir oynaklık olması söz konusuydu, burada aksaklık olması söz konusuydu; burada bir dizi önlem aldık. Burada yayılma riskinin kontrol edildiğini veriler ışığında değerlendiriyoruz ama bu, her şey bitmiş demek değil, ihtiyaç görürsek gerekli adımları her şekilde atmaya devam ederiz" dedi.

'REEL EKONOMİYE ETKİSİNİN SINIRLI OLMASINI BEKLERİZ'

Karahan, fon piyasalarında yaşananların makro etkisi hakkındaki soruları üzerine şöyle konuştu;

"Etki ağırlıklı olarak ilgili portföy şirketleri ve bunun yatırımcılarıyla sınırlı. Tasfiye sürecinin de henüz başındayız ve çok detaylı yani böyle detaylı sayı vererek analiz yapmak biraz zor çünkü sürecin nasıl ilerleyeceğini görmek önemli ama 3 açıdan en azından kavramsal olarak anlatmakta fayda görüyorum, 3 etki öngörüyoruz: Bunlardan 1'incisi servet etkisi, 2'ncisi rezervlerimize olan etkisi, 3'üncüsü de reel sektör. Bu konular üzerinde zaten siz, çeşitli kişiler değerlendirmeler yaptı. Finansal servette kısmi bir azalma olabilir, burada bunun harcama etkisi altın etkisi kadar olmayacaktır. Geçtiğimiz dönemde biliyorsunuz altın fiyatlarında ciddi bir gerileme yaşandı ve bu da servet üzerinden aslında talepte bir azalmaya sebep oldu. Buradaki etki daha sınırlı olacaktır 2 sebepten; 1'incisi zaten düşüş bir miktar daha sınırlı, 2'ncisi de değerleme zaten fiktif bir değerleme olduğu için bunun ne kadarı harcanıyordu sorusu biraz ortada duruyor. Burada verileri takip edeceğiz önümüzdeki dönemde. Burada rezerv açısından, 2'nci konuya gelecek olursak fonlardan çıkan yatırımcıların nasıl tercihlerde bulunacağı önemli olacak. Şu ana kadar olan verilere baktığımızda tekrar vurgulamak isterim: Türk lirası tercihinin henüz güçlü seyrettiğini ve vatandaşlarımızın hala altın ve döviz bozdurmaya aslında devam ettiğini görüyoruz, Türk lirası payı yatay seyrediyor. 3'üncü unsur reel sektör etkisi. Burada hane halkı ve reel sektör bilançoları üzerinden finansal sisteme dolaylı yansımalar olabilir. Burada bizim ilk çalışmalarımız reel sektör firmalarının tasfiye edilen fonlardaki payının sınırlı olduğunu gösteriyor, sıfır değil ama sınırlı. İlk incelemelerimize göre bu firmalar da baktığımızda çoğunlukla büyük ölçekli ve likit varlıkları güçlü firmalar. Dolayısıyla burada o bilançolara etki olsa bile reel ekonomiye etkisinin biraz daha sınırlı olmasını bekleriz."

'ÜLKE RİSK PRİMİ BİR MİKTAR ARTTI'

Fon piyasalarında yaşananların negatif etkilerinin olacağını aktaran Karahan, "Yurt içi finansal piyasalarda son dönemde yaşanan dalgalanmalara rağmen yurt dışı kaynaklı döviz talebinde de sınırlı bir artış gözlemledik. Ayrıca, ülke risk primi de bir miktar artmış olsa da yine de şokun büyüklüğüne baktığımızda istikrarlı bir seyir izlediğini söyleyebiliriz, bu da önemli bir gelişme. Sıkı para politikasını, Türk lirası tercihlerini desteklemeye devam edeceğiz. Bildiğiniz gibi 30 Eylül tarihli BDDK kararlarıyla 3 yatırım bankasının ortaklık hakları TMSF'ye devredildi ve TMSF bu bankaların yönetiminde değişiklikler yaptı. Söz konusu bankaların sektörün toplamı içindeki payı oldukça düşük, Ağustos 2006 itibarıyla binde 2. Ayrıca bu bankaların bankacılık sisteminin tabii, küçük olması tek başına yeterli değil, sistemin geri kalanıyla ilişkisi de önemli yayılma riski açısından. Burada bankacılık sisteminin geri kalanı ve reel sektör bağlantılarının çok sınırlı olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla, bu gelişmenin herhangi bir sistemik riske yol açmasını şu anda beklemiyoruz" ifadelerini kullandı.

Aliekber METE-Muhammet BAYRAM/ANKARA, (DHA)