Başarılı oyuncu Sera Kutlubey, "Sevgiyle büyümenin kıymetini yaş aldıkça, başka insanları da tanıdıkça fark ediyor insan" dedi.

SERA KUTLUBEY
KENDİ HİKÂYESİNİ KENDİSİ YAZIYOR
Yaratıcı, disiplinli ve üretken… “Zalim İstanbul”daki Cemre ve “İyilik”teki Damla karakterleriyle geniş bir izleyici kitlesine ulaşan, oyunculuğun yanı sıra yazarlığıyla da dikkat çeken Sera Kutlubey, MAG Ekim sayısının kapak konuğu oldu. Kariyer yolculuğunu, oyunculuğa bakışını, yazarlık serüvenini ve yeni projesi “Hamal”daki Melez karakterini anlatan Kutlubey, hayatının merkezinde üretmenin ve kendi hikâyesinin öznesi olmanın bulunduğunu söyledi.
Oyunculuk kariyerinin başındaki Sera ile bugünkü Sera arasındaki en büyük farkı “başarmak” ve “tatmin olmak” kavramları üzerinden tanımlayan başarılı oyuncu, “Kariyerimin başındaki Sera daha çok ‘başarmak’ istiyordu. Bugünkü Sera ise ‘tatmin olmak’ istiyor.” sözleriyle değişen bakış açısını anlattı. Artık yalnızca başarılı bir projenin parçası olmayı değil, kendisini şaşırtan ve konfor alanının dışına çıkaran karakterleri oynamayı istediğini belirten Kutlubey, oyunculuğun kendisi için sürekli bir keşif alanı olduğunu ifade etti.

“CEMRE BÜYÜK BİR BAŞLANGIÇTI”
“Zalim İstanbul” dizisindeki Cemre karakterinin kariyerindeki özel yerini anlatan Kutlubey, bu rolün kendisi için oyunculuğun yanı sıra hayatın sorumluluklarıyla tanıştığı önemli bir dönüm noktası olduğunu söyledi. Cemre’nin güçlü vicdanını sevdiğini ancak karaktere bugün yeniden baksa ona “Kendini korumak bencillik değildir.” demek isteyeceğini dile getiren oyuncu, başkaları için iyi olmaya çalışırken insanın kendisine karşı acımasızlaşabileceğine dikkat çekti.
Kutlubey, hayat verdiği karakterlerin her birinde kendisinden bir parça olduğunu ancak hiçbirinin bütünüyle kendisi olmadığını belirterek oyunculuğun büyüsünü şu sözlerle anlattı: “Bir karaktere kendinizden küçücük bir şey veriyorsunuz; bir korku, bir bakış, bir öfke biçimi, belki kimsenin bilmediği bir tarafınız… Sonra o sizden çıkıp bambaşka birine dönüşüyor.”

“MELEZ İZİN İSTEMİYOR”
Başarılı oyuncu, merakla beklenen “Hamal” dizisindeki Melez karakteriyle ise daha önce canlandırdığı kadınlardan çok farklı bir dünyaya adım atıyor. Projeye dahil olmasını sağlayan en önemli unsurun karakter olduğunu vurgulayan Kutlubey, Melez’i “yeraltı dünyasının kaçak elektriğini” taşıyan, düzeni bozan ve ne yapacağı tam olarak kestirilemeyen bir kadın olarak tanımladı.
Melez’i diğer karakterlerinden ayıran en önemli özelliğin kendi alanını yaratması olduğunu söyleyen oyuncu, “Melez izin istemiyor. Sevilmek, anlaşılmak ya da kabul görmek için kendisini küçültmüyor. Odaya girdiğinde ‘Burada bana yer var mı?’ diye bakmıyor; kendi yerini yaratıyor.” dedi.
Karakterin dünyasının müzik, sahne ve arabesk rap ile iç içe olması da Kutlubey için ayrı bir keşif alanı yarattı. Melez için stüdyoya girerek arabesk rap söylemeye başlayan oyuncu, oyunculuğun kendisine sunduğu en değerli deneyimlerden birinin kendi hayatında seçmeyeceği hayatları kısa süreliğine deneyimleyebilmek olduğunu ifade etti.

OYUNCULUKTAN YAZARLIĞA UZANAN ÜRETİM
2022 yılında yayımlanan “Plüton’un Düşüşü” romanıyla edebiyat dünyasına da adım atan Sera Kutlubey, oyunculuk ve yazarlığın temelinde aynı merakın, yani insanı anlama çabasının bulunduğunu düşünüyor.
“İkisinin de temeli aynı; insanı anlamak. Kafanın içinde, hayatı bir laboratuvardaymış gibi incelemek, gözlemlemek ve sürekli ölçüp tartmak.” diyen Kutlubey, yazmanın ona oyunculuktan farklı olarak yalnızlık sunduğunu ve bu yalnızlığı sevdiğini dile getirdi.
İkinci kitabı konusunda acele etmediğini belirten oyuncu, yazarlığı bir zorunluluğa dönüştürmek istemediğini söyledi. Elinin altında zamanla olgunlaşan hikâyeler olduğunu ifade eden Kutlubey, aktif olarak bir edebiyat dergisinde yazmaya devam ederek edebiyatla bağını sürdürüyor.

SERA KUTLUBEY
“AŞKIN KAFAMI BİRAZ BOZMASINI SEVİYORUM”
Özel hayatına dair samimi açıklamalarda da bulunan Sera Kutlubey, aşk konusunda kolay âşık olmadığını ancak âşık olduğunda duygunun peşinden gitmeyi sevdiğini söyledi. Aşkı “ilk bakış”tan çok zaman içinde gelişen bir yakınlık üzerinden tanımlayan oyuncu, “Birinin zihnine yavaş yavaş âşık olmak başka bir şey. Bir cümlesini gün içinde tekrar hatırlamak, nasıl düşündüğünü merak etmeye başlamak, yanında kendinizin başka bir hâlini keşfetmek…” sözleriyle aşk anlayışını anlattı.

MÜZİKTEN AT BİNMEYE, RESİMDEN YAZMAYA…
Yoğun çalışma temposunun ardından kendisine ayırdığı zamanlarda da üretmeye devam ettiğini anlatan Kutlubey; at binmek, yazmak, kitap okumak, spor yapmak ve resimle ilgilenmek gibi uğraşların hayatındaki yerinden bahsetti. “İnsanın bir meşgalesi olması lazım, o meşgaleler bizi hayata bağlıyor.” diyen oyuncu, üretmediği zamanlarda sosyal medyada uzun saatler geçirdiğini ve bunun günün sonunda kendisini tatmin etmediğini de samimiyetle paylaştı.
Müzik zevkinin de karakter hakkında önemli ipuçları verdiğine inanan Kutlubey’in müzik listesi ise oldukça renkli. Frank Sinatra’dan Dua Lipa’ya, Yıldız Tilbe’den klasik müziğe uzanan geniş bir yelpazede müzik dinleyen oyuncu, “Hamal” ve Melez karakteri sayesinde son dönemde arabesk rap dünyasına da giriş yaptığını söyledi.

“CUMHURİYET, KENDİ HAYATIMIN ÖZNESİ OLABİLME HAKKI”
Cumhuriyet’in 103. yılını kutlarken bir kadın olarak Cumhuriyet’in kendisine sunduğu en kıymetli kazanımı da paylaşan Sera Kutlubey, bu kazanımı “kendi hayatının öznesi olabilme hakkı” olarak tanımladı.
Eğitim alabilmek, mesleğini seçebilmek, üretebilmek, yazabilmek, sahneye çıkabilmek ve ekonomik ve düşünsel anlamda kendi ayakları üzerinde durabilmenin Cumhuriyet’in kadınlara açtığı alanla doğrudan ilişkili olduğunu belirten Kutlubey, Cumhuriyet’i yalnızca korunması gereken bir miras değil, yaşayan bir fikir olarak gördüğünü ifade etti.

Başarılı oyuncu sözlerini şu cümlelerle noktaladı:
“Belki bu yüzden benim için Cumhuriyet’in en kıymetli vaadi bir kadının hikâyesini, başkalarının onun adına yazmak zorunda olmaması. Kendi hikâyemizi kendimiz yazabilmek.”

KOORDİNASYON: MELTEM ERCAN RÖPORTAJ: GÖZDE YILMAZ
FOTOĞRAF: LARA SAYILGAN
STYLING: BATUHAN ÇETİN SAÇ: ROJİN BOTAN
MAKYAJ: ASLI BİLGE





