Klinik psikolog İrem Erdinç’den yeni yazı. Son dönemlerin en merak edilen konusu Limerence kavramı hakkında yazdığı yazısı "Limerence mi? Gerçek aşk mı?" başlıklı yazısını takipçileriyle paylaştı.

Limerence, bir kişinin yoğun ve takıntılı bir şekilde başka bir kişiye karşı romantıik duygular beslemesi durumunu ifade eder. Diye açıklama yapmıştır. Nişantaşı'nda bulunan ofisinde bahar aylarının gelmesiyle limerence problemi yaşayan ve başvuran kişilerin arttığını belirtti.

İREM ERDİNÇ: "LIMERENCE Mİ? GERÇEK AŞK MI?"

Limerence, psikolojide romantik çekimle birlikte genellikle karşılıklı duyguların yoğun bir şekilde aranması sonucu ortaya çıkan bir zihinsel durumu ifade eder. Bu kavram, ilk kez psikolog Dorothy Tennov'un "Love and Limerence: The Experience of Being in Love" (1979) adlı kitabında kullanılmıştır.

Limerence, kişinin başka birine romantik bir çekim hissetmesiyle başlar ve bu hislerin karşılıklı olması için yoğun bir şekilde arzulanır. Bu durum, kişinin sevgilisinin hayallerini kurması, karşılık bekleyen yoğun özlem ve bazen hatta müdahaleci düşünceler gibi duygular ve davranışlarla karakterize edilir. Kişinin diğerine odaklanması ve onunla duygusal bir birliktelik arzusu da bu duruma özgüdür.

Limerence, bazı benzerlikler taşısa da, takıntılı doğası ve kişinin düşünceleri ve davranışları üzerindeki önemli etkileri ile diğer duygusal durumlar olan aşık olma ve flört etme gibi kavramlardan ayrılır. Tipik olarak, birkaç haftadan birkaç aya kadar süren geçici bir durum olarak kabul edilir, ancak bazı durumlarda daha uzun sürebilir.

Psikologlar, limerence'ı romantik çekim ve bağlanma karmaşıklıklarını, ilişkiler ve ruh sağlığı üzerindeki etkilerini anlamak için incelemişlerdir.

Limerence, psikolojide romantik çekimle birlikte genellikle karşılıklı duyguların yoğun bir şekilde aranması sonucu ortaya çıkan bir zihinsel durumu ifade eder. Bu kavram, ilk kez psikolog Dorothy Tennov'un "Love and Limerence: The Experience of Being in Love" (1979) adlı kitabında kullanılmıştır.

25 Mayıs Dünya Tiroid Farkındalık günü! 25 Mayıs Dünya Tiroid Farkındalık günü!

Limerence, kişinin başka birine romantik bir çekim hissetmesiyle başlar ve bu hislerin karşılıklı olması için yoğun bir şekilde arzulanır. Bu durum, kişinin sevgilisinin hayallerini kurması, karşılık bekleyen yoğun özlem ve bazen hatta müdahaleci düşünceler gibi duygular ve davranışlarla karakterize edilir. Kişinin diğerine odaklanması ve onunla duygusal bir birliktelik arzusu da bu duruma özgüdür.

Limerence, bazı benzerlikler taşısa da, takıntılı doğası ve kişinin düşünceleri ve davranışları üzerindeki önemli etkileri ile diğer duygusal durumlar olan aşık olma ve flört etme gibi kavramlardan ayrılır. Tipik olarak, birkaç haftadan birkaç aya kadar süren geçici bir durum olarak kabul edilir, ancak bazı durumlarda daha uzun sürebilir.

Psikologlar, limerence'ı romantik çekim ve bağlanma karmaşıklıklarını, ilişkiler ve ruh sağlığı üzerindeki etkilerini anlamak için incelemişlerdir.

Limerence, psikolojide romantik çekimle birlikte genellikle karşılıklı duyguların yoğun bir şekilde aranması sonucu ortaya çıkan bir zihinsel durumu ifade eder. Bu kavram, ilk kez psikolog Dorothy Tennov'un "Love and Limerence: The Experience of Being in Love" (1979) adlı kitabında kullanılmıştır.

Limerence, kişinin başka birine romantik bir çekim hissetmesiyle başlar ve bu hislerin karşılıklı olması için yoğun bir şekilde arzulanır. Bu durum, kişinin sevgilisinin hayallerini kurması, karşılık bekleyen yoğun özlem ve bazen hatta müdahaleci düşünceler gibi duygular ve davranışlarla karakterize edilir. Kişinin diğerine odaklanması ve onunla duygusal bir birliktelik arzusu da bu duruma özgüdür.

Limerence, bazı benzerlikler taşısa da, takıntılı doğası ve kişinin düşünceleri ve davranışları üzerindeki önemli etkileri ile diğer duygusal durumlar olan aşık olma ve flört etme gibi kavramlardan ayrılır. Tipik olarak, birkaç haftadan birkaç aya kadar süren geçici bir durum olarak kabul edilir, ancak bazı durumlarda daha uzun sürebilir.

Psikologlar, limerence'ı romantik çekim ve bağlanma karmaşıklıklarını, ilişkiler ve ruh sağlığı üzerindeki etkilerini anlamak için incelemişlerdir.

Limerence kavramı, psikolog Dorothy Tennov tarafından 1979 yılında "Love and Limerence: The Experience of Being in Love" adlı kitabında tanıtılmıştır. Tennov, bu kitapta romantik ilişkilerdeki yoğun duygusal durumu ve bu durumun insanların yaşamlarını nasıl etkilediğini araştırmıştır.

Tennov, kendi araştırma ve gözlemlerine dayanarak limerence'ı tanımlamış ve aşkın yanı sıra farklı bir duygusal durum olarak öne sürmüştür. Kendisi, bu kavramı incelemek için yüzlerce kişiyle görüşmüş ve anketler düzenlemiştir. Bu çalışmalar, limerence'ın romantik ilişkilerdeki yoğun duygusal durumu temsil ettiğini ve bu durumun kişilerin davranışlarını, düşüncelerini ve duygularını nasıl etkilediğini göstermiştir.

Tennov'un çalışmaları, limerence'ın psikolojik bir fenomen olarak kabul edilmesine ve bu konudaki ilgili araştırmaların artmasına yol açmıştır. Bugün, limerence kavramı romantik ilişkilerin psikolojik boyutunu anlamak ve bu ilişkilerin insanlar üzerindeki etkilerini araştırmak için yaygın olarak kullanılmaktadır.

İREM ERDİNÇ 

Limerence, Dorothy Tennov'un öne sürdüğü bir kavramdır ve bazı benzer kavramlar veya yaklaşımlar da vardır:

Obsesif Aşk: Limerence ile ilişkilendirilebilecek bir başka kavram obsesif aşktır. Obsesif aşk, kişinin bir başkasına karşı aşırı takıntılı ve kontrol edilemeyen duygular beslemesi durumunu ifade eder. Bu durumda, kişi normalden daha fazla düşünür, hisseder ve davranır, benzer şekilde limerence'da olduğu gibi.

Infatuation (Aşık Olma): Infatuation, limerence'a benzer bir duygusal durumu ifade eder. Kişi, başka birine karşı güçlü bir çekim hisseder ve romantik duygularla doludur. Ancak, infatuation genellikle daha yüzeyde kalıcı ve derin olmayan bir duygudur, limerence ise daha yoğun, uzun süreli ve takıntılı bir durumu ifade eder.

Unrequited Love (Karşılıksız Aşk): Karşılıksız aşk, bir kişinin başka birine karşı duyduğu romantik duyguların karşılık bulmaması durumudur. Limerence genellikle bu durumu içerir çünkü kişi, sevdiği kişinin karşılık vermesini umarak yoğun bir şekilde çaba harcar.

Attachment Theory (Bağlanma Teorisi): Bağlanma teorisi, insanların duygusal ilişkilerde nasıl davrandığını ve bu ilişkilerin nasıl geliştiğini anlamaya yönelik bir psikolojik yaklaşımdır. Limerence, bağlanma teorisi ile ilişkilendirilebilir çünkü kişinin sevdiği kişiye olan yoğun bağlılığı ve karşılık bekleyen duyguları bağlanma sürecini etkileyebilir.

Bu yaklaşımlar, limerence kavramının anlaşılmasına ve romantik ilişkilerdeki yoğun duygusal durumların incelenmesine katkıda bulunur. Ancak, her biri biraz farklı bir odak noktasına sahiptir ve limerence ile ilgili araştırmaların derinleşmesine ve anlaşılmasına yardımcı olabilir.

Limerence, kişinin bir başkasına karşı yoğun ve takıntılı duygular beslemesiyle karakterize edilir. Bir limerence örneği aşağıdaki gibi olabilir:

Alice ve Bob iş arkadaşlarıdır. Alice, Bob'a karşı uzun süredir gizlice aşık olmuştur. Her gün Bob'un ofiste olduğu saatlere dikkatlice plan yapar ve onunla mümkün olduğunca fazla zaman geçirmeye çalışır. Bob'la konuştuğunda, kalbinin hızlandığını hisseder ve sürekli olarak onunla ilgili düşünür. Onunla birlikte olma hayali kurar ve günün büyük bir kısmını onunla ilgili hayal ederek geçirir.

Alice, Bob'un ona karşılık verip vermeyeceğini düşünerek sürekli endişelenir. Onun duygularını okumaya çalışır ve her hareketini analiz eder. Bob'un ufak bir jestini bile aşırı derecede önemser ve bu, onun duygularının karşılıklı olduğunu düşünmesine neden olur.

Ancak, Bob'un Alice'a karşı hiçbir romantik ilgisi yoktur ve sadece iş arkadaşı olarak onunla dostça ilişkiler kurar. Alice, bu gerçeği kabul etmekte zorlanır ve bu durum onun duygusal olarak zorlanmasına ve hatta depresif hissetmesine neden olur.

Bu örnek, limerence'ın nasıl yaşandığını ve kişinin bu durumla başa çıkmakta nasıl zorlanabileceğini göstermektedir.

Limerence genellikle kişinin duygusal refahını etkileyen bir durumdur, ancak doğrudan bir tehlike oluşturur mu tartışmalıdır. İşte limerencenin bazı potansiyel riskleri:

Kişisel İyilik Hali: Limerence, yoğun ve takıntılı duygularla karakterize edildiği için kişinin genel duygusal refahını etkileyebilir. Özellikle karşılıksız olduğunda veya diğer ilişkileri olumsuz etkilediğinde, kişi depresyon, anksiyete ve diğer duygusal zorluklar yaşayabilir.

İlişki Sorunları: Limerence, kişinin mevcut ilişkilerini olumsuz etkileyebilir veya yeni ilişkilerin gelişimini zorlaştırabilir. Karşılıksız duygular veya takıntılı düşünceler, sağlıklı bir ilişkinin gelişimini engelleyebilir veya mevcut ilişkilerde sorunlara yol açabilir.

Sosyal İzolasyon: Limerence yaşayan kişiler, sevdikleri kişiye olan yoğun bağlılık nedeniyle diğer sosyal ilişkilere ve aktivitelere zaman ayırmakta zorlanabilirler. Bu durum, kişinin sosyal izolasyon yaşamasına ve diğer önemli ilişkilerden uzaklaşmasına neden olabilir.

Düşük Özsaygı ve Değer Düşüklüğü: Karşılıksız limerence, kişinin kendine güvensizlik, değersizlik hissi ve umutsuzluk yaşamasına neden olabilir. Sevilen kişinin hislerinin karşılıksız olduğunu düşündüğünde, kişi kendini yetersiz veya reddedilmiş hissedebilir.

İşlevsellik Sorunları: Limerence, kişinin işlevselliğini etkileyebilir. Sürekli olarak sevilen kişiyle ilgili düşünme, dikkat dağınıklığına ve iş performansında düşüşlere neden olabilir.

Bu potansiyel riskler, limerencenin kişinin genel refahını ve işlevselliğini olumsuz etkileyebileceğini göstermektedir. Ancak, limerence'ın tam olarak tehlikeli olduğunu söylemek yerine, kişinin durumunu dikkatle değerlendirmesi, destek araması ve gerekirse uygun profesyonel yardım alması önemlidir. Her durumda, limerence'ın etkileri kişiden kişiye farklılık gösterebilir ve bu nedenle genelleme yapmak zor olabilir

Limerence, psikoterapi ile ele alınabilen bir durumdur, ancak psikoterapinin başarı oranı her birey için farklılık gösterebilir. Limerence'ın psikoterapiye yanıtı, birçok faktöre bağlıdır, bunlar arasında limerence'nın şiddeti, kişinin psikolojik esnekliği, terapistin uzmanlığı ve terapiye olan bağlılık gibi faktörler bulunur.

Bazı kişiler için, limerence ile başa çıkmak için kısa süreli terapi veya destek almak yeterli olabilirken, diğerleri için daha uzun süreli ve derinlemesine bir terapi gerekebilir. Terapi sürecinde, kişi genellikle limerence'nın nedenlerini, tetikleyicilerini ve bu duyguları yönetme becerilerini anlamaya çalışır. Terapi ayrıca kişinin sağlıklı ilişki becerilerini geliştirmesine, duygusal düzenlemeyi öğrenmesine ve kendine yönelik bakış açısını değiştirmesine yardımcı olabilir.

Bununla birlikte, bazı kişiler için limerence'nın tamamen ortadan kaldırılması mümkün olmayabilir ve bu durum kişinin hayatında belirli bir süre devam edebilir. Ancak, terapi genellikle kişinin duygusal refahını artırabilir, ilişkilerini iyileştirebilir ve limerence'nın kontrol altına alınmasına yardımcı olabilir.

Terapinin başarısı, kişinin terapiye olan bağlılığı, terapistin yöntemleri ve kişinin genel yaşam koşulları gibi birçok faktöre bağlıdır. Bu nedenle, limerence ile başa çıkmak isteyen bir kişi terapiyi düşünüyorsa, bir profesyonel terapistle çalışmak ve bireysel ihtiyaçlarına uygun bir terapi planı oluşturmak önemlidir.

Psikolog İrem Erdinç 

Editör: Admin Admin