Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, "Konvansiyonel nükleer santrallerin yanı sıra 'SMR' adıyla bilinen küçük ve orta ölçekli modüler reaktörler de artık gündemimizde. İnşallah inşası süren ve planladığımız nükleer santrallerimizin yanı sıra SMR’ları da enerji portföyümüze ekleyeceğiz" dedi.

Bakan Dönmez, 'Türkiye Ulusal Enerji Planı ve Türkiye Hidrojen Teknolojileri Stratejisi ve Yol Haritası'nı bakanlıkta düzenlediği basın toplantısında açıkladı. Bakan Dönmez, elektrik ve doğal gaz piyasalarının serbestleşmesiyle altyapının baştan aşağı yenilendiğini söyledi. Bakan Dönmez, bu yıl Akkuyu’yu devreye alarak enerji portföyüne yeni bir kaynak daha ekleyeceklerini belirtti. Dönmez, Saros FSRU'da faaliyet gösterecek geminin kısa süre içinde Türkiye karasularında olacağını bildirdi. Bakan Dönmez, "TANAP ve TürkAkım gibi iki dev projeyi kısa sürede devreye aldık. Doğal gaz merkezi olma yolunda da önemli adımlar atıyoruz. Altyapımızı sürekli geliştiriyor bir yandan da yoğun bir enerji diplomasisi yürütüyoruz. 2’si FSRU olan toplam 4 LNG tesisimizin sayısını Saros’ta devreye alacağımız yeni FSRU ile 5’e çıkaracağız" dedi.

'12 YILDA ENERJİ TÜKETİMİNDE YÜZDE 39,5'LİK ARTIŞ'

Bakan Dönmez, Türkiye Yüzyılı ile birlikte enerjide yeni bir döneme girildiğini kaydederek, "2053 net sıfır emisyon hedefi çerçevesinde hazırladığımız Türkiye Ulusal Enerji Planımız hem ekonomik büyümeye destek sağlayacak hem de yeşil enerji dönüşümümüzü bir üst merhaleye taşıyacak. İklim değişikliği önümüzdeki yüzyılın en önemli konularından biri. Eylem planımızı hazırlarken arz ve talep tarafını detaylı olarak farklı senaryolar üzerinden modelledik. Türkiye için en uygun modeli detaylarıyla çalıştık. Bu kapsamda 2020 yılında 147,2 milyon ton eş değer petrol olan enerji tüketimimiz, Türkiye’nin büyüme hedefleri doğrultusunda 2035 yılında 205,3 milyon ton eş değer petrole ulaşacak. 12 yıl içerisinde enerji tüketimimizde yaklaşık yüzde 39,5’luk bir artış öngörüyoruz. 2020 yılında birincil enerji tüketimimiz içerisinde yüzde 16,7’lik paya sahip olan yenilenebilir enerji kaynakları, 2035 yılında yüzde 23,7 bandına yükselecek. 2020 yılında 95 bin 900 megavat olan elektrik kurulu gücümüzü de 189 bin 700 megavata yükselteceğiz. Bu artışta en yüksek pay elbette ki yenilenebilir enerji kaynaklarının olacak. Başta güneş ve rüzgar olmak üzere, söz konusu dönemdeki kapasite artışımızın yüzde 74,3’ü yenilenebilir kaynaklardan gelecek" dedi.

'TÜRKİYE'NİN ENERJİSİNİ BAŞTAN AŞAĞI YENİLEYECEĞİZ'

Bakan Dönmez, yenilenebilir enerjiyle Türkiye’nin enerjisini baştan aşağı yenileyeceklerini vurgulayarak, "2035 yılında güneş kurulu gücümüzü 52 bin 900, rüzgar kurulu gücümüzü 29 bin 600, hidroelektrik kurulu gücümüzü 35 bin 100, jeotermal ve biyokütle kurulu gücümüzü 5 bin 100 megavata çıkaracağız. 2 saatlik dolum süresini dikkate aldığımızda 7 gigawattlık batarya depolama kapasitesine ulaşacağız. Yenilenebilir enerjiyle Türkiye’nin enerjisini baştan aşağı yenileyeceğiz. Net sıfır emisyon hedefimiz doğrultusunda hayata geçireceğimiz en önemli yatırımlardan biri de nükleer enerji. 2035 yılında nükleer enerjiden üreteceğimiz elektrik, toplam üretimimizin yüzde 11,1'ine ulaşacak" dedi.

Nükleer ile ilgili önemli bir hususu daha paylaşmak istediğini vurgulayan Bakan Dönmez, "Konvansiyonel nükleer santrallerin yanı sıra 'SMR' adıyla bilinen küçük ve orta ölçekli modüler reaktörler de artık gündemimizde. İnşallah inşası süren ve planladığımız nükleer santrallerimizin yanı sıra SMR’ları da enerji portföyümüze ekleyeceğiz. Son zamanlarda dünyadaki enerji krizinden kaynaklı pek çok ülkede özellikle Avrupa’da kömüre yeniden dönüş söz konusu. Belirlediğimiz hedeflere göre; mevcut kömür santrallerimiz piyasadaki rekabet kurallarına göre teknik ve ekonomik ömrünü tamamlayana kadar üretimlerine devam edecek. Kömür santrallerinin enerji üretim oranının azalmasını temiz enerji ve elektrik depolama teknolojileri belirleyecek. Yani, enerji arz güvenliği ve enerji dönüşümünü birlikte yürüteceğiz. Her iki konu birbirinin tamamlayıcısı olacak. Bakanlığa geldiğimiz ilk günden bu yana üzerinde ısrarla durduğumuz bir konu var; enerji verimliliği. 2000-2020 döneminde yapılan yatırımlar neticesinde enerji yoğunluğunu yüzde 25 oranında azalttık. Artık ürettiğimiz bir ürünü 4’te 1 daha az enerjiyle üretiyoruz. Bu oranın artması için yatırımlarımızı artırmaya devam edeceğiz. Böylece 2000-2035 döneminde enerji yoğunluğumuzda yüzde 50’den fazla bir iyileşme öngörüyoruz" diye konuştu.

‘BAŞARIYLA SONUÇLANDI’

Güven endeksi, hizmet ve perakende ticaret sektörlerinde düştü; inşaatta arttı... Güven endeksi, hizmet ve perakende ticaret sektörlerinde düştü; inşaatta arttı...

Bakan Dönmez, son yıllarda dünyada yeşil hidrojen üzerine çalışmaların yoğunlaştığını kaydederek, "2020 yılında Gazbir-Gazmer’e doğal gaz şebekesine belirli oranlarda hidrojen katılmasına ilişkin bir Ar-Ge ödevi vermiştik. Onlar da bu işin üzerine titizlikle eğildiler ve 1 yılın sonunda ‘biz hazırız’ dediler. 2021 yılında yürütülen Ar- Ge çalışmasını yerinde inceledik. Türkiye’de ilk defa doğal gaz ile yenilenebilir kaynaklardan elde edilen hidrojenin yüzde 20’ye kadar karıştırılarak şebeke ve iç tesisatlarda kullanılmasının testleri yapıldı ve başarıyla sonuçlandı. Bu çalışmalar sadece evsel kullanımla sınırlı kalmayacak. Aynı mühendislik ekibi hidrojenin sanayide kullanımına yönelik Ar-Ge çalışmalarına da devam ediyor. İnşallah oradan da güzel neticeler alacağız. Yerli gazımızla birlikte doğal gaz ithalatımızı önemli ölçüde azaltacak bu projenin hayata geçmesiyle enerji kaynaklı dış ticaret açığımızın azalmasına da önemli bir katkı sağlayacak. Hidrojenin bir diğer avantajı da depolanabilir olması. Bu haliyle sadece üretim değil depolama teknolojilerinin gelişmesinde de önemli bir rol oynayacak" ifadelerini kullandı.

'ENERJİYİ MARKA SEKTÖRLERNEDN BİRİ HALİNE GETİRECEĞİZ'

Bakan Dönmez, Türkiye’nin yeşil hidrojen üretimi açısından büyük bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayarak, "Ülkemizin hem yenilenebilir enerji potansiyeli yüksek hem de yenilenebilir enerji kaynaklı santral kurulum maliyetleri Avrupa’ya nazaran daha düşük. Jeopolitik konumumuzu da göz önüne alırsak küresel hidrojen pazarında bizi güçlü bir oyuncu yapacak bütün enstrümanlara sahibiz. Kilogram başına hidrojen üretim maliyetini 2035 yılında 2,4 ABD dolarına, 2050’li yıllara kadar bu rakamı yarıya düşürmeyi hedefliyoruz. Türkiye, yeni bir yüzyıla emin adımlarla yürürken bizler de ülkemizin enerjisini her daim yükseltecek işleri hayata geçireceğiz. Yüzyılın enerjisiyle, geçmişten devraldığımız köklü mirası, güçlü geleneği; yeni kaynaklar ve modern teknolojilerle harmanlayarak enerjiyi Türkiye’nin marka sektörlerinden biri haline getireceğiz. Gelecek yüzyıl Türkiye Yüzyılıdır. Gelecek yüzyıl, Türkiye’nin yüzyılıdır. Bu güçlü geleceği hep birlikte inşa edeceğiz" dedi. (DHA)