Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Rahmetli Menderes 14 Mayıs 1950'de 'Yeter söz milletindir' diyerek milletin gönlüne girmiş ve sandıktan ezici bir zaferle çıkmıştır. Sözü de kararı da geleceğini de tayin hakkını milletimize bırakmak istemeyen vesayet heveslilerine rağmen Türkiye Yüzyılı'nı başlatacağız. Milletimiz 73 yıl sonra bir kez daha aynı gün 6'lı masa diyerek karşımıza çıkan bu darbe şakşakçılarına, bu müstemleke heveslilerine 'yeter' diyecektir" dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM'de partisinin grup toplantısında konuştu. Erdoğan, AK Parti'nin hayallerini ve hedeflerini 2023 menzilene göre belirlediğini ve buna göre yol aldığını belirterek, "Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında ülkemize ulaştırmak, milletimizi kavuşturmak istediğimiz hedeflere, hamdolsun büyük ölçüde kavuştuk. Ülkemizin son 10 yıldır maruz kaldığı ağır saldırılar ve küresel krizler, bazı alanlarda gecikmeye yol açsa da bunlar kazanımlarımızın büyüklüğüne halel getirecek hususlar değildir. Evet, 2023 bizim için hem 20 yıllık eser ve hizmet siyasetimizin sembolüdür hem de yeni vizyonumuz 'Türkiye Yüzyılı’nın başlangıcıdır. Önümüzdeki aylarda yaşanacak seçimi önemli ve tarihi kılan da iş budur. Bizim hayatımızda hiçbir seçim kolay olmadı. Her seçime büyük mücadeleyle, azimle, gayretle hazırlandık, girdik. Her seçimde de sandıktan zaferle çıkmayı başardık" dedi.

'SEÇİMLERE HEYECANLA HAZIRLANIYORUZ'

Erdoğan, gelecek seçimin büyük bir önem taşıdığını ifade ederek, "Peki, bu seçimi diğerlerinden önemli kılan nedir? Mesela 2002 seçimlerine; kuruluşunun üzerinden henüz 15 ay geçmiş bir parti olarak, siyasete yeni bir ses, yeni bir soluk getirerek adım atmıştık. 2007 seçimlerine vesayetin akıl ve ahlak dışı oyunlarıyla uğraşarak girmiştik. 2011 seçimlerini milletimize 2023 hedeflerimizin sözünü vermenin coşkusuyla tamamlamıştık. 2015 seçimleri sürecini FETÖ, PKK, DEAŞ terör örgütlerinin ağır saldırıları altında yaşamıştık. 2018 seçimlerini yeni yönetim sisteminin beraberinde getirdiği tereddütleri göğüsleyerek geçirmiştik. 2023 seçimlerine ise bir yandan son dönemde dünyada yaşanan krizlerin ülkemize etkileriyle mücadele ederek girdik. Diğer yandan karşımızda oluşturulan ucube ittifakın hezeyanlarıyla uğraşarak, bir yandan milletimize verdiğimiz sözleri yetiştirebilmenin tatlı telaşını yaşayarak; hepsinin ötesinde 20 yılda kurduğumuz demokrasi ve kalkınma altyapısının üzerinde 'Türkiye Yüzyılı' vizyonunu inşa etmenin heyecanıyla hazırlanıyoruz" diye konuştu.

'ENFLASYONA SEBEP OLAN TUZAKLARI BOZDUK'

Ardı ardına nükseden küresel krizlerin, dünyanın siyasi ve ekonomik ağırlık merkezlerinde köklü değişikliklerin başlamasına yol açtığını vurgulayan Erdoğan, "Geçmişte kendi krizleri içerisinde boğulan bir Türkiye vardı. Bu defa Türkiye, sahip olduğu güçlü eser ve hizmet altyapısı sayesinde küresel sarsıntıları kendi atılımlarının dayanağı haline dönüştürebiliyor. Yatırımlarıyla, istihdamlarıyla, üretimleriyle, cari açığı kontrol ederek; büyümesiyle, her başlıkta bu gerçeği ispatlayan bir ülke olduk. Sıkıntılarımız yok mu; elbette var. Ama bunların hiçbiri üstesinden gelinmeyecek hususlar değildir. En büyük sorunumuz enflasyondu; işte o da düşüşe geçti. 2022 yılını yüzde 64'le kapattığımız enflasyonun inşallah önümüzdeki aylarda yüzde 50'lere, yüzde 40'lara, 30'lara hızla düştüğünü hep birlikte göreceğiz. Çünkü enflasyona sebep olan tuzakları bozduk. Oyunları boşa çıkarttık. Artık hem dışarıda hem içeride herkes Türkiye'nin faiz, kur, enflasyon şer üçgeniyle teslim alınamayacağını gördü. Yaşanan sıkıntılı sürecin çalışanlarımızdan esnaf ve sanatkarlarımıza kadar milletimizin farklı kesimlerine ödettiği bedellerin telafisini de süratle yaptık, yapıyoruz" dedi. 

'MİLLETİMİZ AYNI GÜN 'YETER' DİYECEK'

Erdoğan, siyasetin günlük rutini içerisinde insanların söyledikleri sözlerin, takındıkları tavırların elbette önemli olduğunu belirterek, "Asıl belirleyici olan aynı insanların sandık başına gittiklerinde geleceklerine karar vererek, nerelere bakacaklar, neleri dikkate alacaklarıdır. Rahmetli Menderes 14 Mayıs 1950'de 'Yeter söz milletindir' diyerek, milletin gönlüne girmiş ve sandıktan ezici bir zaferle çıkmıştır. Aynı şekilde Rahmetli Özal darbenin gölgesinde girdiği seçimde, Türkiye'ye çağ atlatma vaadiyle önemli bir başarı kazanmıştı. Biz de 'Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak' diyerek özgürlük ve refah özlemi içindeki milletimizin büyük desteğiyle hükümete gelmiştik. Şimdi de 'Yeter, söz de karar da gelecekte milletindir' diyerek 2023'te milletimizin desteğine talibiz. Sözü de kararı da geleceğini de tayin hakkını milletimize bırakmak istemeyen vesayet heveslilerine rağmen 'Türkiye Yüzyılı'nı başlatacağız. Milletimiz 73 yıl sonra bir kez daha aynı gün '6'lı masa' diyerek karşımıza çıkan bu darbe şakşakçılarına, bu müstemleke heveslilerine 'Yeter' diyecektir" diye konuştu. 

'KUKLA BİR CUMHURBAŞKANI ÜZERİNDEN ÜLKEYİ İDARE ETMEK İSTİYORLAR'

Muhalefeti eleştiren Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Muhalefetin vaadi; milletin karşısına bir aday çıkarmak ancak onu görünürde 6, gerisindekileri hesaba katarsanız en az 10 kişiyle yönetmektir. Bir nevi ipi 10 ayrı kişinin elinde kukla bir cumhurbaşkanı üzerinden ülkeyi idare etmek istiyorlar. Devletin başı, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin başkomutanı olan cumhurbaşkanı, fiilen 6'lı masanın emir eri gibi davranacak. Tabii bunlar gel deyince gelecek, git deyince gidecek adaylara, başkanlara alışmışlar. Cumhurbaşkanını da böyle tasavvur ediyorlar. Seçmenlerinden de istedikleri vizyonu, programı, projesi, çapı belli olmayan meçhul bir adaya kim olduğuna bakmadan tıpış tıpış sandığa gidip oy vermeleri. Öyle diyor ya; 'Tıpış tıpış sandığa gideceksiniz' diyor. Hadi CHP'nin kodlarında bu faşizm, bu kibir var; ötekilere ne oluyor? Gerçi 'Durmuş saat bile günde 2 defa doğruyu gösterir' derler. Bunlarda her hafta bir yenisini sergiledikleri krizleriyle, kavgalarıyla, çekişmeleriyle milletimize bir çeşit siyasi dejavu yaşatıyor, eskiden bu işlerin nasıl yürütüldüğünü hatırlatıyorlar."

NE YAPARSANIZ YAPIN, YİNE BAŞARAMAYACAKSINIZ'

Erdoğan, önümüzdeki seçimde muhalefetin yine kazanamayacağını belirterek, "Ne diyorlar; yoksa bu 6'lı masadaki birilerini buraya Erdoğan mı gönderdi?' Ya işim, gücüm yok sizlerle mi uğraşacağım? Bizim işimiz var. Ama böyle düşünmelerinden dolayı da yine ben kendilerine teşekkür ediyorum. Şaka bir yana, karşımızda gerçekten ibretlik bir tablo var. İşin özünde ise çok eskilere giden bir hesaplaşma yatıyor. Sizlerin de yakından bildiği gibi Cumhuriyetin ilk asrı boyunca birileri Türkiye'yi kendi çıkarlarının yörüngesinde tutabilmek için her yolu denediler. Toplum mühendisliğiyle başaramadılar, siyaset mühendisliğiyle başaramadılar, darbeyle başaramadılar, terörle başaramadılar, çok uğraşmalarına rağmen ekonomik tetikçilikle de başaramadılar. Şimdi umutlarını 2023 seçimlerine bağlamış görünüyorlar. İşte buradan, milli iradenin en yüksek makamı olan Meclis'imizden meydan okuyorum; ne yaparsanız yapın yine başaramayacaksınız. Benim milletim artık tüm oyunlarınızı çözdü. Bu millet, karşısına hangi kılığa büründürerek çıkartırsanız çıkartın, sizin numaralarınızı da sizin aparatlarınızı da sizin etki elemanlarınızı da anında tanıyor. Şayet aksi olsaydı, 2007'de bizi Cumhurbaşkanı seçtirmek istemediğinizde başarılı olurdunuz" dedi.

'MİLLETİN TEPESİNE ÇÖKMENİN DIŞINDA BİR PROJESİ YOK'

Kimsenin inayetiyle değil, Allah'ın yardımıyla, milletin desteğiyle, mazlumların duasıyla bugünlere geldiklerini ve yarınlara yürüdüklerini söyleyen Erdoğan, "Tek dertleri karınlarında gezen 40 tilkinin kuyruğunu birbirine dolaştırmamak olanların aksine biz gerektiğinde 7 düveli karşımıza alma pahasına ülkemize eser kazandırıyor, milletimize hizmet ediyoruz. Partimizi kurduğumuzdan beri bizim gündemimizde hep ülkemize kazandırdığımız ve kazandıracağımız eserler vardı. Bugün de yine hizmetlerimizle konuşuyoruz. Bugün de şu acı gerçeği de hatırlatmayı tarihe karşı sorumluluğumuzun bir gereği olarak görüyoruz. Ülkemizde bir kesim var ki attığımız her adımda, başlattığımız her projede, giriştiğimiz her mücadelede karşımızda oldu. Yanlış anlaşılmasın. Burada meşru siyasi rekabetin tabii sonucu olan bir durumdan bahsetmiyorum. Tam tersine böyle bir rekabet bizi de canlı tutan, kendimizi sürekli yenilemeye, çıtamızı sürekli yükseltmeye yönelten hayırlı bir mücadeledir. Şikayetimiz; attığımız her adıma, doğruluğuna yanlışlığına bakmadan çelme takan habis zihniyetedir. Şikayetimiz; ülkeye ve millete kazandırdığımız her hizmeti hayrına şerrine bakmadan engellemeye çalışan azgın husumettendir. Bu 6 başlı hilkat garibesinin ise bir karabasan gibi milletin tepesine çökmenin dışında hiçbir projesi yok. Üstelik bunlar kendi vizyonsuzluklarını örtmek için ülkenin ve milletin tüm değerlerini, tüm kazanımlarını tehlikeye atmaktan da çekinmiyorlar" diye konuştu.

'SAVUNMA SANAYİMİZE KARŞI HAZIMSIZLIK'

Erdoğan, kendilerinin havalimanı, köprü, yol, baraj inşa ederken; yatırımcılara, 'ülkeye gelmeyin' çağrısı yapanları gayet iyi hatırladıklarını vurgulayarak, "Kahraman ordumuz ve onun şerefli komutanları ile savunma sanayimiz ise bu hedefler arasındaki özel yerini daima korumuştur. Tabii insan bir ülkenin ordusu, komutanları, savunma sanayi şirketleri, savunma sanayi ürünleri, kimler tarafından, ne için, hangi gayeyle hedef alınır diye düşünmeden edemiyor. Bizim bildiğimiz bir ülkenin ordusuna ve savunma sanayisine ancak bunları kendine tehdit olarak görenler saldırır. Mesela Yunanistan'ın bu konudaki feveranlarını yersiz bulmakla birlikte anlayabiliyoruz. Aynı şekilde PKK'nın bu konudaki feryatlarının sebebi yerindedir. Onu da anlıyoruz. Anlamakta zorlandığımız ve üzüldüğümüz husus, bu ülkenin bir partisinin, parti liderinin, parti mensuplarının ordumuza ve savunma sanayimize karşı sergilediği hazımsızlıktır. Gerçi darbe yapan orduyu alkışlayanların, terör örgütlerinin başını ezen hak ve menfaatlerimizi aslanlar gibi savunan orduya düşmanlıkları gayet tabiidir. Yine de kendi milletine silah doğrultanlara övgüler dizip silahını ülkenin düşmanlarını çevirenlere yerden yere vuranlara bakınca 'Bu işte bir terslik var' demekten kendimizi alamıyoruz. İşte bu habis zihniyetin son hedefi, geliştirdiği insansız hava araçlarıyla ülkemizin savunmasına büyük katkı veren, küresel bir marka haline dönüşerek milletimizi gururlandıran Baykar Şirketi oldu. Aslında Baykar'ın nezdinde tüm şirketleri, ürünleri, çalışanları ve başarılarıyla savunma sanayimizin tamamı hedef alınıyor. Kendi akıllarında bizimle olan akrabalık ilişkisi üzerinden Baykar'ı daha kolay hırpalayabileceklerini, böylece sinsi niyetlerini gizleyebileceklerini düşünüyorlar" ifadelerini kullandı.

'ANAYASAYA GÖRE BAŞKOMUTAN KONUŞUYOR'

Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun TSK'nın komuta kademesine ilişkin sözlerine de tepki göstererek, şunları söyledi:

"En son Arifiye'deki olay. Arifiye'de biz fırtına obüslerinin teslim törenine gittik. Kimle beraber gittik; savunma bakanımız, kuvvet komutanlarımız ve milletvekillerimiz ile orada olduk. Düşünebiliyor musunuz; muhalefetin başındaki adam 'Siz siyasetçi değilsiniz' diyor. Tamam da neyi alkışlıyorlar? Neden alkışlıyorlar? Alkışladıkları şey dünyayı titreten bu fırtına obüslerinin teslim töreni. Peki konuşan kim? Bay Kemal; Anayasamızın amir hükmüne göre başkomutan konuşuyor. Ve sen ne savunma bakanımıza ne kuvvet komutanlarımıza hakaret edecek çapta değilsin. Önce haddini bil. Çünkü bu bir cibilliyet meselesidir. Bu noktada karakter zaafı olan bir insan olarak burada kalkıp bizim şanlı ordumuzun komutanlarına bu şekilde saldırmak öyle herkesin karı değildir. Ve bütün bunlarla ilgili işin tabi ki hukuki boyutu devam ediyor, devam edecek. Hukuk karşısında da bunun hesabını verecekler."

'SEN GİT ÇOCUK BEZİ SATMAYA DEVAM ET'

Konuşmasının devamında muhalefete yönelik eleştirilerine devam eden Erdoğan, şöyle konuştu:

"Bu ahlaksız çıkmış hala, yanında tabii başka ahlaksızlar da var. Ne diyorlar; yok bilmem işte geleceklermiş de geldikleri zaman bunların hesabını soracaklarmış. İşte bu işin rekabetinin oluşması lazımmış. Ya sen rekabet nedir bilir misin? Sen git çocuk bezi satmaya devam et. Senin işin değil bu. Senin işin değil. Üzgünüm. 15 sene yanımda bulundu, demek ki benden bir şey alamadı. 15 sene. Yanında bir tanesi daha var, aynen o da öyle. Bizden üniversite istediler. Ve ben başbakanım. Bunların vakfına üniversite tahsisi yaptık. Biz bu tahsisi yaptık. Kendisi ne zaman ki başbakanlık koltuğuna oturdu. Ne yaptı biliyor musunuz; o tahsis yapılan yeri bilabedel vakfına mülk edildi. Türkiye'de bunun bir başka örneği yok. Bunu sen kalk milletimize bir anlat bakalım. Bir tane örneği yok. Bilabedel mülk edinme hakkı bizim vakıf yasalarına göre yok, ama bunlar bunu yaptı. Ve şimdi ben kullanmıyorum o ifadeyi tabii, Devlet Bey gayet güzel kullanıyor; malum ona 'Serok Ahmet' diyor. Bu tür işler yapıyor. Helalinden ne yaptın? Ve kurduğumuz üniversite ile başarı grafiğin ne? Yok. Şimdi biz de bu üniversiteyi bunların bu yolsuzlukları sebebiyle aldık. Devletimize mal ettik. Bu şehir üniversitesi şimdi devletimizin Marmara Üniversitesi'nin mülkü olarak hizmete devam ediyor." (DHA)

'BAYKAR DEVLETTEN TEK KURUŞ ALMAMIŞTIR'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hakkaniyet noktasından bakıldığında Baykar'ın her türlü desteği ziyadesiyle hak eden bir şirket olduğunu ifade ederek, "Şu anda 3 bini aşkın pırıl pırıl genç burada çalışıyor. Şirketin tercihi bu çalışmaları kendi öz kaynaklarıyla yapmaktır. Zaten bu şirketin gelirleri de ülke içi satıştan ziyade ihracata dayalıdır. Şirketin 20 yıllık gelirlerinin yüzde 75'i, geçen yılki gelirlerinin ise yüzde 99,3’ü artık 27 ülkeye ulaşan ihracatından geliyor. Bay Kemal bunlar seni niye rahatsız ediyor? Yanındaki bazı terör yandaşlarını rahatsız ediyor anlıyoruz da ama seni niye rahatsız ediyor. Çünkü onlar teröristlerle beraber. Çünkü bu SİHA’larımız, Akıncı'larımız o inleri darmadağın ettiler, oraları vurdular ve oralarda nice teröristleri yok ettiler. Esasen biz pek çok savunma sanayi projesinde firmalarımızın tasarım ve araştırma-geliştirme çalışmalarına destek veriyoruz. Baykar gibi yüksek teknolojiye dayalı stratejik ürün geliştirme ve üretim yatırımı yapan 50 firma devletten proje bazlı destek alıyor. Bunlar içinde devletten nakit desteği almadan çalışmalarını yürüten 4 firma var. Bunun bir tanesi Baykar'dır. Tekrar altını çiziyorum. Baykar ürettiği hiçbir ürünün geliştirmesi için devletten tek kuruş almamış, hepsini kendi kaynaklarıyla yürütmüştür" dedi.

'BAYKAR'IN HEDEF ALINMASININ SEBEBİ ÜLKEMİZİN KAZANDIĞI ZAFERLERDİR'

TBMM'de yoğun mesai... TBMM'de yoğun mesai...

Erdoğan, yaptığı işler karşısında Baykar'ın aldığı tek desteğin; gümrük vergisi, KDV, stopaj vergisi, sigorta primi gibi nakdi olmayan üretim ve ihracat yapan her firmanın yararlandığı kolaylıkları olduğunu söyleyerek, "Hükümet olarak bugün de pek çok projeyi ciddi teşviklerle, hibelerle desteklemeyi sürdürüyoruz. Bunları açıkça söylemek zorundayım ki milletim bazı gerçekleri bilsin. Tek başına Ford otomotiv 20,5 milyar lira teşvik belgeli yatırım projesine sahiptir. Sadece milli muharip uçak projesi için diğer teşvikler yanında TUSAŞ’a doğrudan bütçeden aktardığımız kaynak 1,3 milyar dolardır. Ülkemizin rekabet gücünü yükseltecek, cari açığını azaltacak, istihdam artıracak her projeye destek vermek bizim görevimizdir. Nakdi destekleri verirken sadece firmaların teklif ettikleri veya talip oldukları projeyi gerçekleştirme kabiliyetlerine bakıyoruz. Bilhassa gençlerimize cesaret ve güven aşılayacak bir anlayışla destek yelpazemizi olabildiği kadar geniş tutuyoruz. Savunma sanayi sektöründeki firma sayısının 20 yılda 48 kat, proje sayısının 12 kat artmasının işte bu ekosisteme, işte bu iklime borçluyuz. Geldiğimiz noktada sadece gözetleme yapan insansız hava araçlarımızı Amerikan ürünlerinden 10 kat, İsrail ürünlerinden 5 kat daha ucuza mal ediyoruz. Bu gerçeklere rağmen bin bir yalan ardı ardına dizilerek Baykar'ın hedef alınmasının sebebi nedir biliyor musunuz; sebep Baykar'ın ürettiği araçlarla ülkemizin kazandığı zaferlerdir. Elde ettiği prestijdir. Sahip olduğu kazanımlardır" diye konuştu.

'AH ETTİĞİMİZ NOKTA BUNLARI ADAM YERİNE KOYMAMIZDIR'

Partisini tescilli ajanlarla ve devlet sırlarını 3 kuruşa satan hainlerle dolduranları başka bir vasıfla sıfatlandırmanın ederinden fazlasını vermek olacağını belirten Erdoğan, "Biz onların iplerini ellerinde tutanlara bakıyoruz. Lafı da sahibini de milletimizin vicdanına havale etmek herhalde en doğrusu olacak. Ancak meselenin bu kadar basit olmadığına dair emareleri de gözden ırak tutmuyoruz. 6'lı masa adına birilerinin karanlık mahfillerde yürüttükleri pazarlıklarda, yönetime gelmeleri halinde tüm önemli projeleri durduracakları, yapılanları da yıkacakları; bu sözü de verdikleri anlaşılıyor. Bu ifadeleri bizzat söyleyen CHP’li, HDP’li tipleri de biliyoruz. Hatta hatta cezaevinden söyleyenleri de biliyoruz. Milletimiz bunlara iktidar yüzünü zaten göstermez. Ama böyle kirli bir pazarlığın içerisine girilebilmiş olması bile başlı başına bir faciadır. Bunları duyunca Gezi olaylarında karşımıza dikilip şimdi hepsi de milletimizin emrinde hizmetinde olan ülkenin büyük projelerini durdurma şartı koşanları hatırladık. Aynı şekilde ülkemizin büyük projelerini yürüten isimlerin ve firmaların olur olmaz nice bahanelerle yıllarca nasıl hedef alındığını hatırladık. Bunlar milletimizi tanımıyor. Bizim kendi adımıza 'ah' ettiğimiz husus ise bir dönem bunları adam yerine koyup görev vermemiş olmamızdır. Hatayı kabul etmek ve ders çıkarmak da bir erdemdir. Biz dersimizi çıkardık. Milletimizden de helallik diliyoruz" ifadelerini kullandı.

'BAY KEMAL DE SEN DE BİRBİRİNİZİN AYNISINIZ'

Erdoğan, İYİ Parti lideri Meral Akşener'in partisinin grup toplantısında başörtüsüyle ilgili kendisine eleştirmesine ilişkin ise, "6'lı Masa'nın içinde iki isimden hanımefendi, bugünkü konuşmasında, bizim başörtüsü konusunu istismar ettiğimizden bahsediyor. Hanımefendi, Erdoğan'ın ve arkadaşlarının başörtüsü konusunda istismarcı olup olmayacağını benim milletim gayet iyi bilir. Dürüstsen, haysiyet sahibiysen, arkadaşlarım randevu talep etti, randevu vermediniz. Çünkü ikiniz de birbirinizin aynısısınız. Bay Kemal'in de senin de birbirinizden farkı yok. Sen Saraçhane'de verdiğin görüntü ile zaten hangi istikamete gittiğini ortaya koyuyorsun. Bu millet bu konudaki hassasiyetleri gayet iyi biliyor. AK Parti, Cumhur İttifakı olarak bu işin istismarını değil, tam manasıyla gerçeğini yapıyoruz. Kabul edersiniz etmezsiniz şu anda yola çıktık, milletimize de aile olayını, başörtüsü konusunu, hepsini anlatacağız. Grubumuzla bu konudaki onurumuz, her şeyimiz ortada. Bu konuda sizinle bu işin mukayesesini yapacak değiliz. Sizin birlikte yürüdükleriniz, bu ülkede başörtülü milletvekilini, 'Bu kadını Meclis'ten atın' diyecek kadar ileri giden sınırsız tiplerdi. Siz onlarla beraber yürüyorsunuz. Şimdi bu işin istismarıyla bizi yargılamak istiyorsun. Varsa bir projeniz, projenizi bize gönderirsiniz. Buna göre üzerinde çalışırız, adımı da atarız. Aile bizim kutsalımız. Güçlü aileler, güçlü fertlerden ortaya çıkar. Güçlü ailelerden de güçlü millet oluşur. Şimdi çok açık, net bir şey söylüyorum, siz ortağınızla birlikte malum LGBT'cilerle beraber yürüyebilirsiniz, onlarla beraber adım atabilirsiniz, bizim onlarla da işimiz yok. Çünkü aile kurumunu çok sağlam zemine oturtmanın adresi AK Parti, Cumhur İttifakı. Yola da böyle yürüyoruz, yürüyeceğiz" dedi. (DHA)

Bu haber DHA’nın abonelerine gönderdiği içerik doğrultusunda yayınlanmıştır. haberchannel.com editörleri bu habere herhangi bir editoryal müdahalede bulunmamıştır. Haber içeriklerinden hukuken ilgili ajanslar sorumludur.