Güldür Güldür ekibinin Mehtap’ı başarılı tiyatro oyuncusu Meltem Yılmazkaya, "Annelik, sevgiyi ve kaygıyı en uçta yaşadığınız, gönüllü bir delilik hâli" dedi. 

Güldür Güldür ekibinin Mehtap’ı başarılı tiyatro oyuncusu Meltem Yılmazkaya annelik hakkında hissettiklerini, hayatındaki değişiklikleri ve Anneler Günü mesajını MAG özel içeriğinde anlattı.

"Annelik, sevgiyi ve kaygıyı en uçta yaşadığınız, gönüllü bir delilik hâli" açıklamasında bulunan Meltem Yılmazkaya anne olmasıyla birlikte hayatında gerçekleşen değişiklikler ile ilgili şunları söyledi:" Bir süre İspanya’da olacağımız için, Toprak orada doğdu ve eşimle bebeğimize ikimiz bakıyoruz. Herkesten uzak olmak, özlemek, değişen hormonlarla birlikte gelgitler yaşamak çok normaldi ancak zordu süreç. Zor olacağını tahmin ediyordum ama öğrendim ki konu evlat olunca her şeyi yapacak gücü bir şekilde buluyorsunuz. Sizi siz yapan şeylerden fedakârlık da yapıyorsunuz ama biliyorsunuz ki bu bir süreç ve hayat eskisi gibi olmasa da benzer şekilde akacak."

Anneler Günü mesajını da paylaşan Meltem Yılmaz " Anaç olmak ve anne olmak aynı şey değilmiş, benim en büyük farkındalığım bu oldu. Anne olmadan önce herkes, “Sen çok anaçsın, anne olmalısın.” diyordu sürekli. Annelik büyük bir emek, sabır ve çoğu zaman vazgeçişler de içeriyor. Anaçlık hemen her canlıya gücünüzün yettiği kadar gösterdiğiniz ilgi, sevgi, şefkat; ama annelik bazı eksik olduğunuz hallerde, herhangi bir neden kabul etmiyor. O gücü her zaman bulmanız gerekiyor. Kendi isteğiyle bu hayata gelmeyen, sizin bakımınıza sevginize ihtiyacı olan küçük bir insan oluyor artık hayatınızda. Kalbinde anneliği hisseden, anne olan herkese, her şeyi göğüsleyebileceğimiz sağlam kalpler diliyorum. Hepsi “iyi ki” var!" diyerek sözlerini noktaladı.

MELTEM YILMAZKAYA "ANNELİK GÖNÜLLÜ BİR DELİLİK" 

Güldür Güldür ekibinin Mehtap’ı başarılı tiyatro oyuncusu Meltem Yılmazkaya annelik hakkında hissettiklerini, hayatındaki değişiklikleri ve Anneler Günü mesajını MAG Okurlarıyla paylaşıyor.

 Anneliği bir cümleyle anlatmanızı isteseydik neler söylerdiniz?

Sevgiyi ve kaygıyı en uçta yaşadığınız, gönüllü bir delilik hâli.

Anne olmakla birlikte hayatınız nasıl bir değişime uğradı? Beklentileriniz doğrultusunda bir değişim mi oldu sizin için?

Bir süre İspanya’da olacağımız için, Toprak orada doğdu ve eşimle bebeğimize ikimiz bakıyoruz. Herkesten uzak olmak, özlemek, değişen hormonlarla birlikte gelgitler yaşamak çok normaldi ancak zordu süreç. Zor olcağını tahmin ediyordum ama öğrendim ki konu evlat olunca her şeyi yapacak gücü bir şekilde buluyorsunuz. Sizi siz yapan şeylerden fedakârlık da yapıyorsunuz ama biliyorsunuz ki bu bir süreç ve hayat eskisi gibi olmasa da benzer şekilde akacak.

Şu anki çocukların en büyük avantajı nedir sizce?

Şu anki çocukların avantajı olduğu kadar dezavantajı da var bence. Her şeyi hemen öğrenebilecekleri bir çağdalar ve olana sahipler. Eğer ailenin maddi manevi teşviği varsa, çocuklarına her alanda fırsat yaratmaya çalışıyorlar fakat burada dikkat etmek gereken şey çocuğun kendine alan yaratabilecek zamanı ve enerjisinin kalması. Çocuk yeri geldiği zaman oyununu da oynasın ama yeri geldiğinde toza çamura da bulansın. Çocuğun aklını, bilgisini beslerken ruhunu unutmamamız gerekir.

Toprak’ın ismine nasıl karar verdiniz? Bir hikâyesi var mı?

Aklımdaki birkaç isimden biriydi. Aslında Çınar ismini çok istiyordum ben ama birbirinden çok bağımsız altı ya da yedi  arkadaşımız ‘’Toprak mı olsa?” diye bir öneriyle gelince çok şaşırdık ve “Vardır bunun da nedeni!” deyip Toprak’a karar verdik.

Beraber yapmaktan en çok keyif aldığınız aktiviteler neler?

Onun her halinden, yaptığı her şeyden inanılmaz keyif alıyorum ben. Henüz on bir aylık olduğu için  aktivitelerimiz sınırlı ancak evdeki çeşitli aletleri kullanıp yeni sesler keşfetmek, kedilerimizle zaman geçirmek, uyandığımızda koyun koyuna geçirdiğimiz ilk yarım saat çok kıymetli.

Annenizden aldığınız ve sizin için önem taşıyan bir öğüt var mı?

Aslında bir değil, birçok öğüt var. Bunlardan kendime sürekli hatırlatmam gerekenlerden ilk ikisi “Hayat bir kere.” ve “Herkesi kendin gibi sanma.”.

İleride Toprak’ın da sizinle aynı mesleği yapmasını ister miydiniz?

Mesleğim benim değerlim ama çoğu arkadaşımızın istediği şeyleri yapamadığını görmek de hem üzüyor hem düşündürüyor beni. Yetenek ve çalışmanın ötesinde şans bizim ülkemizde önemli rol oynuyor. Yapmak  isterse, bütün deneyimlerimi anlatmaya çalışırım ve özgür bırakırım. Hayat onun hayatı!

Bu süreçte evde birlikte yaptığınız aktiviteler neler? Nasıl geçiyor bir gününüz?

Evde olduğumuz zamanları elimden geldiğince verimli geçirmeye çalışıyorum. Müzik dinliyoruz, kedilerimizle zaman geçiriyoruz, hareketleri yeni keşfettiği için yeni olan her şey onu çok heyecanlandırıyor,  onu destekleyecek oyunlar bulmaya çalışıyorum. Renkler, sesler, dokular üzerine oyunlar oynuyoruz genelde.

Toprak’ın doğum günü de yaklaşıyor. Nasıl bir kutlama yapacaksınız?

Birsen Yıldız: Anne olmak çok güzel bir duygu Birsen Yıldız: Anne olmak çok güzel bir duygu

Ailemizden uzak olacağımız için, küçük ve sade bir kutlama yapacağım. Burada bazı oyun gruplarına katılıyor. Oradaki bebeklerle küçük bir pasta keseriz diye düşünüyorum. İlk yaş hatırası kalsın isterim.

Anneler Günü mesajınızı paylaşır mısınız?

Anaç olmak ve anne olmak aynı şey değilmiş, benim en büyük farkındalığım bu oldu. Anne olmadan önce herkes, “Sen çok anaçsın, anne olmalısın.” diyordu sürekli. Annelik büyük bir emek, sabır ve çoğu zaman vazgeçişler de içeriyor. Anaçlık hemen her canlıya gücünüzün yettiği kadar gösterdiğiniz ilgi, sevgi, şefkat; ama annelik bazı eksik olduğunuz hallerde, herhangi bir neden kabul etmiyor. O gücü her zaman bulmanız gerekiyor. Kendi isteğiyle bu hayata gelmeyen, sizin bakımınıza sevginize ihtiyacı olan küçük bir insan oluyor artık hayatınızda. Kalbinde anneliği hisseden, anne olan herkese , her şeyi göğüsleyebileceğimiz sağlam kalpler diliyorum. Hepsi “iyi ki” var! 

Editör: Admin Admin