Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) 12. Enformasyon Bakanları Konferansı kapsamında düzenlenen gala yemeğinde heyet başkanları ile bir araya geldi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) 12. Enformasyon Bakanları Konferansı kapsamında düzenlenen gala yemeğinde heyet başkanları ile bir araya geldi.

Mecidiye Kasrı'nda bu akşam düzenlenen gala yemeğindeki konuşmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Habere ulaşmak kolaylaşırken insanlığın hakikatle bağı giderek zayıflıyor. Medyanın, özellikle sosyal medyanın günlük hayatımızda daha fazla yer edinmeye başlaması, avantaj yanında beraberinde hayati riskleri de getirmektedir. Bilgi kirliliği ve dezenformasyon bu tehditlerden en fazla öne çıkanlardır. Yalan, sahte, çarpıtılmış haberler sebebiyle dünyada milyonlarca insan mağduriyet yaşamaktadır. Sınırın, ahlakın, etik değerin, otokontrol olmadığı bu mecralar insanları düşmanlaştıran, kutuplaşmayı artıran, nefret ateşini körükleyen operasyon aygıtına dönüşmüştür. Dijital terör ülkelerin milli güvenliklerine de açık tehdit oluşturmaktadır. Dezenformasyon hibrit savaş kapsamında sık başvurulan araçlardan biri haline gelmiştir. Türkiye olarak siyasetten diplomasi, kamu düzeni ve toplumsal olaylara kadar sıkça karşılaşıyoruz. Dünyada yalan üretilmiş, maksatlı haberlere en çok maruz kalan ülkelerin başında Türkiye geliyor" dedi.

"KARŞIT ODAKLARIN HEDEFİ DURUMUNDAYIZ"

Bakan Çavuşoğlu, Brükreş'te İsveç ve Finlandiyalı mevkidaşlarıyla üçlü görüştü Bakan Çavuşoğlu, Brükreş'te İsveç ve Finlandiyalı mevkidaşlarıyla üçlü görüştü

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "FETÖ'den bölücü terör örgütüne, marjinal yapılardan uluslararası medya kuruluşlarına kadar ülkemiz karşıt odakların hedefi durumundayız. Bilhassa terör örgütlerine karşı yürüttüğümüz haklı mücadele tamamı yalan, hezeyan dolu haberlerle yıpratılmaya çalışılıyor. DEAŞ'a karşı zafer kazanan tek ülke olmamıza rağmen aksi yönde ahlaksız suçlamalara maruz bırakılıyoruz. 

Dün bize iftira atanların Lafarge'nin DEAŞ'la iş tuttuğu, ticaret yaptığı, teröristlere milyonlarca Avro aktardığı bugün delillerle, mahkemelerle ortaya konuluyor. Fransız çimento devi Lafarge'nin Suriye'nin kuzeyinde terör örgütlerine nasıl destek verdiğini, yardımcı olduğunu, onlara tüneller açmak suretiyle oralarda nasıl mikserlerle betonlar döktürdüğünü anlattığımda bunu Fransızlar anlamıyordu. Fransa'nın Başkanı Sayın Macron'a bunları anlattım. Şimdi Fransa parlamentosunda Macron'a Lafarge'nin hesabını sordular. Şu anda gündemdeki en önemli konulardan biri hale geldi. Çünkü yalancının mumu yatsıya kadar yalan. Bu yalan tutmadı. Teröre destek veren en önemli kurumlardan bir tanesi olarak artık her şeyiyle açığa çıktı. On binlerce masum sivilin ve Müslümanın kanını döken bu vahşi DEAŞ örgütü kimler tarafından desteklendiği bu tür örneklerle net şekilde anlaşılıyor. Aynı riyakâr tavrın PKK; PYD ve FETÖ terör örgütlerine yönelik tutumlarda da sergilendiğini biliyoruz. Ellerindeki masum kanlarına rağmen bu örgütler destekleniyor, korunuyor. Ağızlarını her açtıklarında özgürlük, demokrasi ve insan haklarından bahsedenler akla ziyan bahanelerin arkasına saklanarak bu örgütlere sahip çıkmayı sürdürüyor" şeklinde konuştu.

"MÜSLÜMANLARA YÖNELİK IRKÇI SALDIRILAR VE NEFRET SÖYLEMLERİ PEKÇOK YERDE ARTIŞ GÖSTERMEKTEDİR"

Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yalan haber ve terör örgütlerine verilen destek madalyonun bir yüzünü oluştururken, diğer yüzünde İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığı vardır. Müslümanlara yönelik ırkçı saldırılar ve nefret söylemleri pek çok yerde artış göstermektedir. Faşizan düzenleme, antidemokratik mevzuat çalışmalarla ibadet hürriyetleri kısıtlanmaktadır. Başörtüsü, sakal, cübbe, tesettüre müdahaleler normalleştirilmeye çalışılmaktadır. Bu vahim tablo İslam karşıtlığı maksadıyla yapılan medya müdahalelerine karşı ortak hareket etmemizi zaruri kılıyor. Medya organları da aynı mesuliyet duygusuyla hareket etmeli, toplumun bir kısmını karalamaya yönelik iftiralardan uzak durmalıdır. Türkiye olarak İslam düşmanlığıyla mücadeleye büyük önem veriyoruz. Filistin davasını da daha güçlü şekilde savunmamız şarttır. Filistinli kardeşlerimiz topraklarında yaşadığımız işgali, hak mahrumiyetini daha iyi anlatmalıyız. Suriye'de insani kriz ve terör sarmalından kurtulmamız için siyasi çözüm çabalarına daha etkin destek vermeliyiz. Filistin, Keşmir, Kıbrıs, Batı Trakya'ya kadar her cephede işbirliğimizi artırmadan saldırıların üstesinden gelemeyiz." (DHA)