Gerçekleştirdiği başarılı projeler ile insanların hayatlarına dokunmaya devam eden başarılı iş insanı Demet Sabancı Çetindoğan, "Kadınlarımız bir adım geride durmak yerine bir ileride olmayı seçmeli" dedi. 

Gerçekleştirdiği başarılı projeler ile insanların hayatlarına dokunmaya devam eden başarılı iş insanı Demet Sabancı Çetindoğan, MAG Mart sayısı Kadınlar Günü özel içeriğine konuk oldu.

DEMET SABANCI ÇETİNDOĞAN

"BAŞARILI BİR KADIN OLABİLMEK İÇİN ÖNCELİKLE KARARLI VE CESUR OLMALISINIZ"

Çağdaş kadını tanımlayarak çalışmanın insana kazandırdıklarını ve kadınların iş hayatındaki rolünü değerlendiren Demet Sabancı Çetindoğan MAG 8 Mart 8 Kadın köşesine konuk oldu. Çetindoğan kadınların iş hayatındaki yeri ile ilgili şunları söyledi: " Ben insanların iş hayatındaki performanslarını cinsiyetlerine göre değil, başarıya hazır olup olmadıklarına göre değerlendirmeyi tercih ediyorum. Elbette fırsat eşitliğinin sağlanması, kadın haklarının geliştirilmesi noktasında aktifim ve bu noktada eksiklikleri biliyorum; ama iş hayatında başarı için erkek olmanız da yetmez. Önemli olan, başarıya hazırlanmaktır. Yabancı dil bilginizi geliştirmeli, iyi bir akademik eğitime sahip olmalı, kendinize has hedefler belirlemeli, özel zevklere sahip olmalısınız. Eğer sizi diğerlerinden ayıran özellikleriniz varsa ve bunların altını iyi çizerseniz başarı gelir. Benim bütün kadınlara tavsiyem; öncelikle bir adım geride durmak yerine bir adım ileride olmayı seçmeleri, buna hazır olmaları ve başarılı olduktan sonra mutlaka arkadan gelen kadınlar için yol açmaya devam etmeleridir."

"KADINLAR, KIRILGAN DEĞİL; DİRENÇLİ GÜÇLÜ GRUPLARDIR"

8 Mart Dünya Kadınlar Günü ile ilgili de mesajını paylaşan Demet Sabancı Çetindoğan " Kadınlar, kırılgan değil; dirençli güçlü gruplardır. Hele Türk kadını çok daha fazla güçlü, dirençli ve akıllı bana göre. Bunu geçmiş tarihte de, yakın tarihte de gördük, yaşadık ve tecrübe ettik. Başarılı bir kadın olabilmek için öncelikle kararlı ve cesur olmalısınız. Kendinize olan güveniniz ve projelerinize, ekibinize olan inancınız asla değişmemeli, asla ve asla atılım yaparken korkmamalısınız. Bir işe başlarken kendinize rakip olarak gördüğünüz erkeklerden asla çekinmemek gerek. Onlardan birçok üstün yönümüz olduğunu unutmayalım. Her zaman için dikkatli olmak gerek. Elinize geçen fırsatları avantaja çevirmeyi öğrenmek gerek. Barışın olduğu, yıkıcı acıların üzüntülerin olmadığı, var olan sorunların çözüme kavuştuğu, gülümseyen kadınların gülümseyen çocukları ile beraber olduğu, mutlu, huzurlu ve sağlıklı bir 8 Mart ve 8 Martlar diliyorum" açıklamasında bulundu.

DEMET SABANCI ÇETİNDOĞAN:  "KADINLARIMIZ BİR ADIM GERİDE DURMAK YERİNE BİR ADIM İLERİDE OLMAYI SEÇMELİ"

Gerçekleştirdiği başarılı projeler ile insanların hayatlarına dokunmaya devam eden başarılı iş insanı Demet Sabancı Çetindoğan, çağdaş kadını tanımlayarak çalışmanın insana kazandırdıklarını ve kadınların iş hayatındaki rolünü değerlendiriyor.

Kendinizden bahseder misiniz?

Adanalıyım. İngiltere Richmond College’da, İşletme üzerine eğitim aldım. Evliyim ve üç çocuğum var. Perakende, sağlık, turizm, e-ticaret sektörleri ile ilgili çalışma alanlarıyla Türkiye’nin geleceğine yatırım yapmak için gayret gösteriyorum. İnsan ve sanat merkezli hobilerim var. Toplumsal olaylara karşı her zaman sorumluluk duyuyorum içimde. Bir STK’ye hizmet etmek beni motive ediyor. Yeni ve denenmemiş işlere imza atmayı seviyorum.

"VATAN SEVGİSİ, CUMHURİYET, AİLE, DÜRÜSTLÜK, AÇIKLIK, SAMİMİYET VE ZAMANLAMA"

Vazgeçemediğiniz prensipleriniz nelerdir?

Süleyman Orakçıoğlu: "İtalya, lojistik üssümüz olacak" Süleyman Orakçıoğlu: "İtalya, lojistik üssümüz olacak"

Prensipler, sadece kariyeriniz için beceriler kazanmakla ilgili değil, aynı zamanda neler deneyimlemek istediğinizle de ilgilidir. Geleceğin bize ne getireceğini bilemeyiz; dolayısıyla da kendi yolumuzda göstereceğimiz gelişim için sorumluluğu biz üstlenmeliyiz. A noktasından B noktasına giden yolu tam olarak kestiremesek de yolculuk boyunca ihtiyacımız olacak gereçleri oluşturabiliriz. İşte bunlar da bizi biz yapan doğrular, prensiplerimizdir. Benim asla vazgeçmeyeceğim prensiplerim ise vatan sevgisi, cumhuriyet, aile, dürüstlük, açıklık, samimiyet ve zamanlama olarak ilk aklıma gelenler.

Kadınların iş hayatındaki yerini nasıl değerlendiriyorsunuz? İş hayatına yeni atılan kadınlar için tavsiyeleriniz nelerdir?

Ben insanların iş hayatındaki performanslarını cinsiyetlerine göre değil, başarıya hazır olup olmadıklarına göre değerlendirmeyi tercih ediyorum. Elbette fırsat eşitliğinin sağlanması, kadın haklarının geliştirilmesi noktasında aktifim ve bu noktada eksiklikleri biliyorum; ama iş hayatında başarı için erkek olmanız da yetmez. Önemli olan, başarıya hazırlanmaktır. Yabancı dil bilginizi geliştirmeli, iyi bir akademik eğitime sahip olmalı, kendinize has hedefler belirlemeli, özel zevklere sahip olmalısınız. Eğer sizi diğerlerinden ayıran özellikleriniz varsa ve bunların altını iyi çizerseniz başarı gelir. Benim bütün kadınlara tavsiyem; öncelikle bir adım geride durmak yerine bir adım ileride olmayı seçmeleri, buna hazır olmaları ve başarılı olduktan sonra mutlaka arkadan gelen kadınlar için yol açmaya devam etmeleridir.

"ÇAĞDAŞ KADIN DEMEK, DÜNYA VATANDAŞI DEMEKTİR"

Çağdaş kadını tanımlar mısınız? Çağdaş kadın hangi özelliklere sahip olmalı?

Çağdaş kadın demek, dünya vatandaşı demektir. Eğitiminizi, birikiminizi, vizyonunuzu dünyaya göre ayarlamanız gerekir. Kendi gücünüzü ülkeniz ve insanınız için kullanacak cesaret ve yeteneğe sahip olmanız demektir. Bu arada herkes büyük büyük işler yapmak zorunda değil. Bazen küçük bir dükkân, küçük bir ofis de büyük başarılar için yeterlidir. Formül yine aynı; kendinizi diğerlerinden farklılaştırmak ve işinizi saygıyla yapmak.  Bizim bütün bu mesajlarımızın bir sonucu olarak elde etmek istediğimiz şey, proje kadınlar yaratmak değil. Başarıyı hedefleyen, kendi varlığının bilincinde, mutlu ve güçlü kadınlar yaratmak. Bu nedenle; kazandığınız paranın, sahip olduğunuz ünvanın değil, hayatın içinde hak ettiğiniz yerin sahibi olmak önemli.

Kadınlar iş hayatında ne gibi zorluklar ile karşılaşıyor? Kendi sektörünüzde yaşadığınız deneyimlerden ve gözlemlerden bahsedebilir misiniz?

Bu sadece bizim ülkemizde yaşanan bir sorun değil. Ekonomik olarak en gelişmiş ülkelerde bile eşit işe eşit ücret uygulamasında sıkıntılar var. Erkeklerin egemen olduğu bir iş dünyası söz konusu; fakat artık bazı çok geri kalmış ülkeleri saymazsak kimse kadınları denklemin dışında tutmak istemiyor. Kadının ekonomiye ve sosyal hayata katkısı olmadan yeterli gelişmenin sağlanamayacağı noktasında bir bilinç oluştu. Hâlâ birtakım kültürel etkileri de görüyoruz. Kadının kendine toplum içinde daha güçlü bir yer açması süreç meselesidir. Ailesini, çevresini, ülkesini geliştiren kadınların sayısı arttıkça kadının sosyal hayat içindeki yeri de artacaktır. Önemli olan, biz kadın olarak bu ekonomik ve sosyal gelişimi destekleyebilecek güce sahip miyiz? Bu cesareti ve kararlılığı gösterebiliyor muyuz? Yoksa sorunlar dün vardı, yarın da var olacak. Kadının modern hayat içinde eşitlikçi bir ilişkiye ulaşmış olması uzakta bir hedef, çünkü insanın var oluşuna kadar uzanan farklar var. Önemli olan, tam ve koşulsuz bir eşitlik değil. Mümkün olan, sürdürülebilen, adil ve kazandıran bir eşitlik uygulaması. Yoksa kadın ve erkeği mekanik olarak eşit görmek yanıltıcı olur.

"BENİM HAYATIMIN SIRRI PLANLAMADIR"

İş ve sosyal hayat arasındaki dengeyi nasıl koruyorsunuz?

Benim hayatımın sırrı planlamadır. Saat saat planlanmış bir hayat yaşarım ve küçük bahanelerle planımı bozmam. Böylece herkese gereken vakti ayırırım. Ne yazık ki bir günün yetmediği çok oluyor; fakat yoğunluğa alışkın biriyim. Çevrem de beni böyle kabul etti. Zaten teknolojinin gelişimiyle birlikte artık her an hayatın içinde kalabiliyorum, bu da bana vakit kazandırıyor.

Çalışmanın ve üretmenin size neler kazandırdığını düşünüyorsunuz?

İş hayatı, çalışma ve üretme bize sadece mali bağımsızlık sağlamaz. Çalışmanın ve üretmenin içerdiği mücadeleyi, zorlu şartlara meydan okuyup onların üstesinden gelmeyi, başarma duygusunu önemseriz. Çalışma hayatının meyveleri vardır. Üretmek, anlam duygumuzu besler bana göre. Yaratıcı düşünsel ve davranışsal deneyimlere bizi taşır. Yapmakta olduğumuz işi daha iyi yapmak için sürekli kendimize meydan okuruz. Bu durum bizi konfor alanımızdan çıkarıp daha esnek bir zihne ve davranışlarımızı geliştirmeye yöneltir. İşimize para kazanmanın yanında başka anlamlar da katabilirsek hem daha üretken hem de daha mutlu olmanın sağlıklı yollarını keşfedebiliriz.

"BİR İŞE BAŞLARKEN KENDİNİZE RAKİP OLARAK GÖRDÜĞÜNÜZ ERKEKLERDEN ASLA ÇEKİNMEMEK GEREK"

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, dünya genelinde ne gibi bir farkındalık yaratıyor? Sizin bugün için özel bir mesajınız var mı?

Kadınlar, kırılgan değil; dirençli güçlü gruplardır. Hele Türk kadını çok daha fazla güçlü, dirençli ve akıllı bana göre. Bunu geçmiş tarihte de, yakın tarihte de gördük, yaşadık ve tecrübe ettik. Pandemi dönemindeki, çok üzüldüğümüz deprem zamanı deprem bölgesindeki kadınlarımız gibi. Başarılı bir kadın olabilmek için öncelikle kararlı ve cesur olmalısınız. Kendinize olan güveniniz ve projelerinize, ekibinize olan inancınız asla değişmemeli, asla ve asla atılım yaparken korkmamalısınız. Bir işe başlarken kendinize rakip olarak gördüğünüz erkeklerden asla çekinmemek gerek. Onlardan birçok üstün yönümüz olduğunu unutmayalım. Her zaman için dikkatli olmak gerek. Elinize geçen fırsatları avantaja çevirmeyi öğrenmek gerek. Kadının ruhsal ve zihinsel olarak farklı şansı var ancak, bu söylemin kadını yüceltmek yerine baskılamak yönünde kullanıldığını düşünüyorum. Pozitif ayrımcılık bile bir ayrımcılıktır. Eğer boks maçı yapmayacaksak konuyu erkek ve kadın olarak ele almanın alemi yok. Mesele hazır olmakla ilgilidir. Dünya barışı, sosyal adalet, gelirin tabana yayılması gibi büyük hedeflerden bahsediyorsanız eğer, kadının denkleme daha çok sokulması gerekiyor. Elbette bu yalnızca iyi niyetli bir temenni olmaktan öteye gitmeli. Yasal ve kültürel olanakların geliştirilmesi ve kimi bölge ve ülkelerde belli oranda kadınlar lehine pozitif ayrımcılıklar yapılması gerekiyor. Kadınların ve toplumun çok eskiye dayanan mevcut bilinçlerinin değiştirilmesi, sosyal ve ekonomik hayat içinde kadınların erkekler oranında temsil edilebilmesi için öncelikle ön yargıların yıkılması, yani kadınlarla erkekler arasında hayata katılım gücü açısından hiçbir fark olmadığı bilincinin sindirilmesi gerekiyor. İtiraf etmek gerekir ki zor bir hedeften bahsediyoruz; ama kadınlar zoru sever. Barışın olduğu, yıkıcı acıların üzüntülerin olmadığı, var olan sorunların çözüme kavuştuğu, gülümseyen kadınların gülümseyen çocukları ile beraber olduğu, mutlu, huzurlu ve sağlıklı bir 8 Mart ve 8 Martlar diliyorum.

Editör: MURAT ÖZER